











Dünya Ekonomisi durgunluğa (resesyon) girdiğini ve bu durgunluğun gelecek yıl da devam etmesi ihtimalinin devam etmesi kaçınılmaz görünüyor. Kriz muhtemelen alınan tedbirler ve açıklanan paketler ile yaklaşık 6-8 ay gibi bir süre içerisinde etkilerini kaybettirmeye başlayacaktır. ABD, Japonya ve AB bölgesinde özellikle bir ekonomik düşüş ve gayri safi milli hasılada % 0,2-1,0 civarında azalma meydana gelmesi bekleniyor. OECD haziran ayı içinde yaptığı tahminde, 2009 yılında üye ülkelerde yüzde 1,7 oranında artış beklediğini açıklamıştı.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dikkatli davranmaları gerekiyor, kemerlerini sıkmaları gerekiyor. Zor dönemlerden geçiriyoruz. Hiç bilmediğimiz, bugüne kadar alışık olmadığımız bir ekonomik kriz yaşıyoruz, ama biz her zaman ileriye ümitle bakmalıyız, yeis’e kapılmamalıyız çünkü; “Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun, Azmine sarıl sımsıkı bak ne olursun.” demiş büyük şair.
Ülkemiz hızla gelişmekte olan ülkelerin başında gelmekte, Ülkemizin de arasında olduğu hızla gelişmekte olan ülkeler fırtınayı daha az sıkıntılarla atlatacaklar, çünkü iç piyasada talep var, büyüme var ama tabii Türkiye gibi bütün gelişmekte olan ülkelerin dikkatli davranmaları gerekiyor, kemerlerini sıkmaları gerekiyor, devlet harcamalarını biraz kısmaları gerekiyor ve aynı zamanda ihracat-ithalat dengelerini iyi tutmaları, biraz daha dengelemeleri gerekiyor.
Ekonomik krizin üstesinden gelebilmek için bütün kesimlerin ve bütün sektörlerin fedakarlık yaparak elini taşın altına sokması gerektiği, el ele vererek bu krizin üstesinden gelineceğini, her şeyi devletten beklememek gerektiğini, büyük patronlardan, sokaktaki vatandaşa pazardaki tezgahının başındaki çiftçiye, memur’a, emekliye kadar el ele kol kola bu krizin üstesinden gelmek için gayret sarf etmeliyiz. Dünyanın dört bir köşesini etkileyen küresel krizin Türkiye'de etkilenmiş ve etkilenecektir. Bütün sektörler ve bütün vatandaşlar tasarruf tedbirleri almalı, harcamalarını dikkatli yapmalı, lüzumsuz harcamalardan kaçınmalıdır. Ancak yatırımlardan da vazgeçilmemelidir. Ayrıca Bizim bu Küresel krizi atlatabilmemiz için IMF desteğine de ihtiyacımız yoktur.
Türkiye'nin cari işlemler açığı döviz kurlarında hızlı yükselişin başladığı eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 60,1 küçülerek aylık cari açık mayıs 2007'den beri ilk kez gerilemiş oldu. Merkez Bankası'nın dün açıkladığı verilere göre 9 aylık cari açık ise 35 milyar 362 milyon dolarla geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 35,6 üzerinde gerçekleşti.
Ülkemiz Parti kapatma davası ile başlayan iç ekonomik sıkıntılara, ABD kaynaklı olarak patlak veren küresel krizin de etkisiyle biraz da global krize hazırlıksız yakalanmıştır. Bu global krizden kurtulmak için hükümet gereken tedbirleri zamanında alamamış krize müdahale etmekte gecikmiştir. K urtarma paketindeki gecikmenin, paketin etki gücünü, paketten beklenen iyileştirme gücünü azalttığı, yetersiz kaldığı görülmektedir. Acilen Reel sektör ve küçük esnaf için bir paket daha hazırlanmalı kemer sıkacak hali kalmayan bu kesime destek verilmelidir. Dünyadaki krizin Türkiye'yi 2001 krizi kadar etkilemeyeceğini ancak kaynakların etkin bir şekilde kullanılması gerektiğini unutmamak lazım.
Ayrıca son bir-kaç gündür kurlardaki yükseliş geçici bir dalgalanma olduğu unutulmamalı, Döviz kurları Dolar 1,50 Euro 1,95 civarında kendine yer edinecektir.
Muhabbetle Kalın….
Umarım...
Fevkalade
Bakış