Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Cihan Merdanoğlu
cihanmerdanoglu@haberajans.com
Pazar Muhabbetleri
15 Mart 2009 Pazar 00:11

Cuma gününü neşe ve enerji ile tanımlarız ya hani…Pazar gününü tanımlamanın tek yolu pazar günlerini özel bilen biri olarak ancak şöyle olur; coşkumuzun ağır ağır sönüşü , doyulmayan oyunların, müthiş gevşemelerin sonuydu. Toparlanma vaktiyd i, zira pazartesi ağır misafirdir ayakta karşılanması gerekir...

''Büyümek zordur. Oyuncakların eline küçük gelir, kocaman sandığın evler küçülür, büyük sandığın şehirler küçülür. Büyümek güzeldir. Hangi elmayı ısırdın, hangi mantarı yedin bilmezsin. Gidilecek şehirler yaşanacak aşklar, tadılacak günahlar, isyanlar yapılacak tatlı yanlışlar vardır. Büyümek herkesin en güzel hikayesidir .'' Pazar günleri dahada bi olgunlaşır ham meyva tadı veren düşler...Aslında pazar günleri habercisidir geleceğin,şu bakımdan eğer yeşeren bi gençliksen ve ebeveynlerinden bi adım öndeysen aslında o kadar da içini buhrana sokup yersiz sıkıntılara gark alışın boştur.

 

Sormadan olmaz kendimize '' Çocukken bile en sevdiğimiz oyuncaklar hep elimizde kırılmazmıydı?''

Niyetim şudur ki pazar günlerinde okuduğumuz ve muhabbet ehli kişilerden duyduğumuz menkıbeleri, kısa hikayeleri sizlerle paylaşmaktır.Kıssadan hisse dedirten,bir of çektiren,aslında doğru dedirten,zaman zaman hüzünlendiren zaman zaman tatlı bir tebessüm yaratan okuyunca gerçekten yaşamış gibi olacağınız yazılara yer vermektir amacım.

Adam yakaladığı küçük kuş der ki:
- Beni ne yapacaksın?
- Kesip yiyeceğim.
- Benim bir lokmacık etim, ne karın doyurur, ne de bir derde deva olur. Beni bırakırsan sana üç mühim nasihatte bulunurum.
- Nasihatleri söylersen seni bırakırım.
- Birini elinde iken, ikincisini şu ağaca konunca, üçüncüsünü de karşı tepeye varınca söylerim.
- Peki birincisini söyle!
- Elinde çıkan şeyin hasretini çekme!
- İkincisi ne?

Kuş, ağaca konunca der ki:
- Olmayacak şeye inanma!
- Üçüncü nasihati söyle! Kuş karşı tepeye varınca der ki:
- Sen ne ahmaksın, benim kursağımda ellişer gramlık iki tane inci vardı. Beni kesseydin, bu incilere sahip olacaktın.

İnci sözünü duyar duymaz, adam hemen oraya yıkılıp kalır. Eyvah diyerek dövünmeye başlar. Sonra der ki:
- Haydi üçüncüsünü söyle!
- Sen iki nasihati hemen unuttun. Üçüncüsünü söylesem ne faydası olacak?
- Söyle belki bunu unutmam.
- (Elden çıkan şeye üzülme) dedim, beni bıraktığına üzüldün, (Olmayacak şeye inanma) dedim. Etimle, kemiğimle, 100 gram gelmezken, kursağımda elli gramlık iki tane inci olduğuna inandın.

- Üçüncü nasihati söylemeyecek misin?
- Ahmağa nasihat kâr etmez...

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
zeydanoğlu
Yorum yorumu
Üstadım negüzel yazmışsın yüreğindeki duyguları,yazılarının devamını diler daha saygın yerlerde görme temennisiyle....
15 Mart 2009 Pazar 01:06
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR