Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Pax Americana
29 Mayıs 2009 Cuma 11:01

Osmanlı’nın yıkılması ve daha sonra İsrail’in kurulması ile başlayan, petrolün en önemli medeniyet araçlarından biri / belki de en önemlisi haline gelmesi ile birlikte ayyuka çıkan Ortadoğu’daki karmaşanın bir şekilde sona erdirilmesi için belki de yüzyılın gördüğü en önemli söylemsel teşebbüsün sahibi olarak algılanan Obama’nın artık iyice Beyaz Saray’a yerleşmiş olmasından mütevellit beklentiler, yerini yavaş yavaş o bilindik umutsuzluğa bırakıyor gibi görünüyor.

 

İsrail parlamentosu Knesset’e sunulan ve İşçi Partili bakanlar Ehud Barak, Binyamin Ben Eliezer ve İzak Herzog’un da aralarında bulunduğu 53 milletvekili tarafından desteklenen, Cumhurbaşkanı Şimon Peres tarfından bile sert bir şekilde eleştirilen “Filistin’i haritadan silme ve Ürdün ile İsrail’e yedirme” önerisinden de anlaşıldığı gibi, İsrail’de barışın adını bile duymak istemeyen “önemli” kesimler varlığını halen devam ettiriyor. “Şahinliği” herkesçe malum olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Obama ile yaptığı görüşmede iki devletli çözüme ısrarla karşı çıkmasından da açıkça anlaşıldığı gibi, İsrail, kendisinden mütevellit Filistin sorununun çözülmesi için herhangi bir çaba gösterme niyetinde değil.

 

Öte yandan İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi durumunda diğer Arap devletlerinin de İsrail ile olan ilişkilerini normalleştirmekte herhangi bir çekince içinde olmayacağını söyleyen Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın Beyaz Saray’da görüştüğü Obama’nın, “iki devletli çözümün her iki ülke için de yararlı olacağına inandığı” açıklamasının ne kadar “işe yarayacağı da” meçhul.

 

Küresel baskıya rağmen yerleşim birimleri inşaatlarını inatla sürdüren İsrail’in Beyaz Saray’ın da dâhil olduğu “nasihatçileri” pek takmadığı görülüyor. Yahudi egemenlerin “tatlı bir musiki” gibi dinleyip dinleyip hiçbir etkilenme belirtisi göstermeden yapmakta olduklarını yapmaya devam etmesi ve bu durumun, Amerika’nın yeni hükümeti döneminde de hiçbir değişme göstermeksizin devam etmesi Obama’nın sözünü ettiği “Pax Americana” ile ilgili kuşkularımızı da körüklüyor.

 

Sadece bu değil tabi! Dışişleri Bakanı Clinton’un ve Obama’nın açıklamalarının Ortadoğu’daki “teröristler” tarafından “iplenmemesi” bir tarafa, Amerikan ordusunda da başkanın söylediklerinin ciddiye alınıp alınmadığı belirsiz. Mesela ABD Kara Kuvvetleri Komutanı George Casey’in şu mealdeki açıklamalarını siz yorumlayın: “ABD birliklerinin 1012 yılında Irak’tan tamamen çekilmesini öngören Irak Güvenlik Antlaşması’na karşın, Amerikan ordusu Irak ve Afganistan’da 10 yıl daha kalabilir. 

 

Yalnızca “biz dışarıda ve uzaktakiler” değil, “içerdekiler” de mevcut durumun tuhaflığını sorgulamaya başlamış durumdalar. Öyle ki, Obama’nın, Beyaz Saray’a yerleştikten sonra “kendisini askeri / güvenlik kompleksi” tarafından idare edilirken bulduğunu yazarak Amerikan “derinine” gönderme yapan Paul Craig, Amerikan işgalinin değil sona ermek ve bölgeye barış getirmek, daha da yayılmak ve mesela, Pakistan’ın da dâhil olduğu bir alanı kontrol altına almak emelinde olduğuna gönderme yaptığı “Amerika’yı Kim Yönetiyor?” başlıklı yazısında, biraz da ironik bir üslupla şöyle diyor:

 

Senato, Amerikalıların ipotekli evlerini kurtarmayı reddettikten bir hafta sonra, Obama’nın “değişim” yönetimi Kongre’de neoconların Irak savaşı için ilave 61 milyar dolar, yine neoconların Afganistan savaşı için 65 milyar dolar istedi. Kongre “evet yapabiliriz” diyerek bu talebi selamladı.

 

Amerika’nın savunma bütçesinin “en yakın rakibi” olan Çin’den 10 kat daha fazla olduğunu söyleyen ve “savunma” bahanesiyle Amerikalıların geleceklerini ipotek altına alan ve kendi kasalarını dolduran askeri / bürokratik bir elitin varlığından söz eden Craig’in “Irak ve Afganistan savaşlarının bir aldatmaca” olduğunu yazması, “Amerika’yı yöneten elitin” halkı uyutmak için terör ve güvenlik argümanını kullandığını ileri sürmesi, yeni başkan ile ilgili beklentilerin yalnızca bizim için değil, Amerikalılar için de açık bir hayal kırıklığı ile sonuçlandığının göstergesi olarak okunabilir.

 

Peki, Obama’nın TBMM’de tutkuyla haykırdığı Pax Americana ile ilgili hiçbir umudumuz olmasın mı? Her şey bir görüntü değişikliğinden mi ibaret? Amerikan “derini” yalnızca maskesini mi değiştirdi?

 

Bu sorular ve bunlar gibi üretilmesi çok muhtemel olan daha nice sorular biraz daha bekleyecek. Fakat yalnız bu sorular değil, barış çubukları yakma hayali de bekleyecek! Tek farkla ki, “barış çubukları” ile ilgili hayal çok daha uzun bir süre, mesela torunlarımızın ya da onların torunlarının dönemine kadar bekleyebilir.   

 

Bu yazı toplam 705 defa okundu.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Anayasa Değikliğini Onaylıyormusunuz?
Anayasa Değikliğini Onaylıyormusunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR