













*
Lakin...
Gene yarım bıraktı.
“Lafı burada kesiyorum” dedi.
*
-
Darbe girişimi var mı?
- Var da diyemem, yok da diyemem.
- Nası
yani?
- Kasaptaki ete soğan doğramam.
*
- Balyoz planı gerçek
mi?
- Sağılmamış süte kakao koymam.
- İddialar doğru olabilir mi?
-
Denizdeki balığa limon sıkmam.
- Hep susacak mısınız böyle?
-
Manavdaki kavuna rakı açmamı mı bekliyorsunuz benden? Şarküterideki
pastırmaya yumurta kırmam.
- Niye görevden almadınız?
- Fırındaki
simide peynir dilimlemem, çırpılmamış yoğurda da sarımsak ezmem.
*
“Domates
patates birlikte olmazsa, lezzet olmaz” diyerek, önümüze 28 tane ayrı
anayasa maddesi koyup, hepsine birden “evet” ya da “hayır” dememizi
istiyorlar...
Alt tarafı bi tane soru soruyoruz,
“evet” ya da
“hayır” diyemiyor.
*
- Komutan siz değil miydiniz?
- Tarladaki
ebegümecine...
*
Sanırım en iyisi, yarıda kestiği lafı
tamamlayarak bitirmek... “Lakin, bir lafa bakarım laf mı diye, bir de
söyleyene bakarım adam mı diye!”
NOT...
Başbakan’ı hıçkırık tuttu, “Bizim Karadeniz’de bunun
türküsü var, hıçkırık tuttu beni, tuttu da bırakmadı beni diye...
İnanıyorum ki güzelliklere vesile olur” dedi.
O türkünün doğrusu,
“hıkkıdık duttu beni, duttu da guruttu beni...”
Ege’de CHP’yle MHP
yükselince, Denizli’yi Karadeniz’e aldılar demek ki!
