













Dünya dönüyor, zaman akıp gidiyor...
Ne dersen ne yaşarsan her şey uçup gidiyor...
Güzel sözler de kalıyor hafızalar da kötü sözler de...
Herşey bir yerler de kaydediliyor adeta... Sanki bir gün bir kitap gibi açılacak...
Bu kayıttan şüphesi olanlar olabilir elbet... İnanç
meselesi inanan da olabilir inanmayan da…
Herkesin şüphesiz inandığı
içimizden birileri dinleniyor...
Mesela CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın telefonlarının dinlendiği iddia edilmişti. Gerçi bu dinlemeye kendisinin de yardımcı olduğu yazıldı ve çizildi... Telefonunu kapatmayı unutmuş olsa bile karşısındakinin nezaketen dinlememesi gerekirdi. Ancak telefonun diğer ucunda Vakit muhabiri yani bir gazeteci olduğunu da unutmamak lazım...
Yargı kararı ile yapılan dinlemeler ... Kamu yararı için çünkü suç işlemeyi görev sayanlar da bu toplumun içinde yaşıyor…
Bu arada kendini devlet olarak gören,durumdan vazife çıkaran "Ben devletim herkesi dinlerim." diyen kamu görevlileri de var...
İstihbarat anlamında yapılan dinlemeler uluslararası boyutta işin doğası gereği... Bu kadar uydu tepemizde niçin geziniyor...
Kontrol her şey...
İş yerlerinde çalışanları kontrol etmek için üretilen sistemler var... Patronları kontrol edenler de var...
Herkes bir kontrol ağında…
Peki niçin…
Dedik ya kamu düzeni için…Bu kadar ayrılan kaynak ve iş gücü kamu düzeni için…
Bu arada kamu düzeni için insanların refah düzeyini yükseltmek kimsenin aklına gelmez mi…Sosyal devlet sadece ihtiyaç sahiplerine giyecek,yiyecek maddeleri ve kömür dağıtmakla mı gerçekleşecek…Sosyal güvenlik sistemini düzeltmek adına insanları mezarda emekliliğe mahkum etmekle mi sosyal devlet olunuyor…
Demokrasi denilen şey;sadece sandıkta oy kullanmak mı…Seçim sonrası milleti ezmek mi…Üç kuruş maaş artışı hemen arkasından ;elektriğe zam,doğalgaza zam,şuna zam,buna zam…
Öyle bir kaynak paylaşımı yapılıyor ki “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa…”dedirtecek kadar…En az tahammül edilen şey ise demokrasi içerisinde olunmasına rağmen;eleştiri…Çünkü büyüklerimiz hiçbir şeyi yanlış yapmazlar…
Üzerinden bu kadar yıl geçmiş olmasına rağmen 12 Eylül Dönemi’nde yapılan hukuksuz tutuklamaların ve faili meçhul kayıp ve ölümlerin faillerinin kimler olduğunu sorgulayabiliyor muyuz…
Bu gün basın özgürlüğünü savunduklarını iddia eden medya 12 Eylül’ün yıl dönümünde bile bu soruları birilerine sormuyor…
Ne değişti…
“Asmayalım da besleyelim mi”... noktasından, AB ve ABD zoruyla gelinen besleyelim asmayalım noktası…
