Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Sabriye Nişancı
snisanci@haberajans.com
Oyunun Adı Kaçan Kovalanır(mı?)
22 Temmuz 2009 Çarşamba 23:05

Oyunun adı; Kaçan Kovalanır (mı??)

 

Aşkın kötü ve umutsuz başlayanı olur mu? Bence olmaz tabii ki, her birimiz âşık olduğumuzda, bir ilişkiye başlarken sonsuza dek süreceğini zanneder, öyle umut eder, hatta ve hatta bundan emin olarak başlarız ilişkimize. Ve fakat her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu hayallerimizin de bir sonu gelir. Bir gün gelir ve bir bakarız ki, sonsuza dek süreceğini zannettiğimiz aşkımız hooop hayata, günlük telaşlara ve kendimize yenik düşmüş ve bakmışız ki o aşk bitmiş, hayaller tükenmiş yerini kırgınlıklara, acıya ve hayatın rutin koşuşturmasına bırakmış. Sonra o sahip çıktığımız ilişkimiz, uğruna kendimize karşı geldiğimiz aşkımız bir oyuna dönüşmüş.

 

Kaçma ve kovalama oyunu…

Bir süredir bu konuyu düşünüyorum.

Kaçan kovalanır mı acaba?

Geçenler de arkadaşım Özlem’le bu konuyu tartıştık. Sürekli gülen hayatı her yönüyle dalgaya alan bir kızdır Özlem. En kötü zamanlarında bile bir bakmışsınız kahkahalarla gülmeye başlamış. Siz şaşırırsınız O güler. Gülen yüzünü, pozitif enerjisini herkese bulaştırır, bir süre sonra bir bakarsınız sizde onunla birlikte kahkaha atıyorsunuz, acılarınıza gülüyorsunuz. İşte böyle bir kızdır Özlem acılarına güler.

Yine aynı gülümseme ve gözlerindeki ışıkla iki gün önce çok sevdiği erkek arkadaşından ayrıldığını anlattı. Onu ilk kez gören bu durumdan mutlu olduğunu zannederdi ama ben görebiliyordum gözlerindeki buruk hüznü ve acıyı. Canı acıyordu fakat o bunu kimse bilsin istemiyordu.

“Neden peki;” diye sorduğumda ise cevabı hepimizin aynı sorunlarından bir demetti.

“Hep ilk adımı atan, hep fedakârlık eden, hep ilgi gösteren kişi olmak sanki benim değerimi azalttı bu ilişkide. O bendeki yerini, kalbimdeki değerini çok iyi biliyor, ama ben bilmiyorum benim ondaki yerimi. Artık bana karşı o kadar duyarsız oldu ki. Eskiden umurunda olan hiçbir şey artık umurunda değil. Sanki O hep kaçıyor ve ben kovalıyorum. Çok yoruldum bu kaçmaca ve kovalamaca oyunundan. Artık ne kaçmak, ne kovalamak nede sonunu bilmediğim bir ilişki için fedakârlık etmek istemiyorum. Yoruldum anlıyor musun, gerçekten çok yoruldum. O benden kaçıyor, ufacık bir nedenden kavga ediyoruz haklı olduğum halde hep arayan ben oluyorum. Benimle oyun oynuyor. O’nu kovalamak istemiyorum artık.” Dedi ve gözleri dalıp gitti ve ben ne zaman kahkaha atacak diye beklemeye başladım. Kahkaha atmadı Özlem, öylece bomboş bakıyordu.

“Aşk gerçekten bir oyun mu? Bu aşk dedikleri şey her ne ise bir kaçma ve kovalama oyunu mudur? Taraflardan birisi kovalarken, diğeri illaki kaçmak zorunda mıdır? Nedir bu insanların birbirlerine yaptıkları eziyet, neden yaparlar anlamıyorum bunu. Ama bundan sonra kararlıyım, bundan sonra kim olursa olsun, kovalamayacağım kimseyi, bundan sonra kaçan ben olacağım. Bundan sonra kovalamanın yorgunluğunu ve acısını yaşamak değil, kaçmanın ve kovalanmanın verdiği o zevki tadacağım. Madem bu bir oyun, bende bu oyunu artık kurallarına göre oynayacağım.” dedi ve kahkaha atmaya başladı yine, bense öylece bakıp kaldım ona, kahkahalarına ortak olmadım. Aklımda sadece bana sorduğu o soru vardı.

Aşk denilen şey, her ne ise bir oyun muydu? Bu oyunun en önemli kuralı kaçmak mıydı? Sevdiğini söylemekten, sevdiğini göstermekten, sevdiğine sımsıkı sarılmaktan, sevgiline sevdiğini söylemekten kaçmak mıydı bu oyunun en önemli kuralı ve kovalamak mıydı İkinci önemli kural?

Kovalamak ve beklemek.Beni sevecek, bana sarılacak, bana seni seviyorum diyecek diye beklemek miydi? Bu sebepler yüzünden kovalamak mıydı sevgiliyi.

Biz kadınlar en azından ben kendi adıma konuşursam küçücük ufacık sebeplerden çok mutlu olabiliyorken, bana sunulan ufacık bir ümitle sevdiğim insan için dünyamı durduracak kadar güçlü olabiliyorsam kendime karşı. Karşımdaki insan beni benden etmek istemediği sürece kaçmıyorsam sevdiğimden ve bu zamana kadar kovalamadıysam sevdiğimi, “İllaki beni sev, bana seni seviyorum diye söyle” diye, ama kovalamamakla birlikte sahipte çıktıysam sevdiğime her yönüyle hatalarıyla, günahlarıyla demek ki ben bu zamana kadar kuralları yanlış oynadım. Bu yüzden kaybettim demek ki.

Çünkü anladım ki, Aşk dedikleri şey. Bir oyun, bir kaçmaca ve kovalamaca oyunu. Gerçi kurallarına göre oynasanız da oynamasanız da tıpkı şairin dediği gibi “Mutlu aşk yoktur”.

Kim bilir belki vardır. Bir yerlerde bizi bekliyordur. Sizi bekleyen mutlu aşkı bulmanız dileğiyle J

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR