













Düşmanın saldırısını çok iyi biliyorum. Zayıf bir anını kolluyor, en zayıf anını… önce telkinler veriyor, güçsüzsün, yılgınsın, yaşamamalısın, kokmalısın, çaresizsin. Karanlıktasın. Senin için aydınlık diye bir şey yok..sen bir hiçsin.. güçlü olan benim, seni ezer geçerim. Tüm çabaların boşuna. Her halde her halukarda zarardasın; seni en olmadık yerde yakalarım. Düşman bu yakalar, düşman bu ya ezer, yıkar.
Düşman gücünü göstermeye; ancak siz onu kabullenip gözünüzde büyütmeye başladığınızda hamlelerini yapmaya başlar;
Siz ise; az bir cesaretle: yapma , dur, dinle, üstüme gelme, anla; diye gevelenirsin.
Adım adım yaklaşır düşman; tırnaklarını geçirir, kanını emer…
Ve kendini bırakırsın: al işte.. her şeyimi, der debelenirsin..
Dirençsiz insanların sonları; kendini başka bir ülkenin iradesine teslim etmiş ülkelerin sonları gibidir. Aciz; çoşkun ruh hallerinin dibe vurması gibi; karanlık ve karanlığın getireceği korku içinde pusuda bir sessizlik içinde; düşmanın son hamlesini beklerken bulu verirsin..
Düşmanınla dost olmayı denemek; bir çıkış gibi görünebilir; bu seferde esaret altında yaşamayı göze alman gerek. Ama bir gün şunu fark edersin: önemli olan ;
acıdan ve ölümden değil, sonsuz bir hayattan bahsedebileceğin, beslenebileceğin ; özgürlük hissi ile kendi ruh tarlalarını hiç yalanın ve acının olmadığı tohumlarla ekmektir.
Evet insanların sonları gibi hazin bir sondur ülkelerin sonları; ne kadar ihanet edersen o kadar parçalanır. Parçaların yutulması daha kolaydır. Kendin gibi hassas kırılgandır ülkeler.
Bir farkla; kendine istediğin hoyratlıkta davranabilirsin. Ama vatana asla! ve vatan adına düşmanınla yaptığın her uzlaşma o topraklarda yaşayanları esaret altına almamalıdır.
Ve bu sebeple; Ata’nın ölmediği yüreğimizde yaşıyor olması durumu bir edebiyat ya da ezberci öğreti değil; içimizde Ata gibi duran ve her daim özgür kalmak isteyen, öz ve özgür topraklarında esaret zincirlerine mahkum olmak istemeyen bir benliğin var olduğu gerçeğidir.
Ve bu gerçeğimizi koruyabilmemiz ise temelinde adaletin olduğu; kanunların varlığıdır. Matematik gibi yargı olmalıdır. İki kere ikinin 4 etmesi gibi kesin; ve Yargının etkilenebilir insansı özelliğinden kurtulması gerekmektedir. Yargıyı etkiledi diye insanların suçlu bulunmasından ziyade; yargının etkilenebilir kararsızlığı ortadan kaldırılmalıdır.
