













Biz geleceğe bakalım…
Gelecek günlerde her şeyin daha iyi olacağını düşünelim… Çok mu zor hayal edelim, ümit edelim…
Bu gün nelerden şikâyet ediyoruz.
Siyasetten ve siyasetçiden dert yananımız var, bunların da bir kısmı oy bile kullanmaz kullanan büyük kısım için ise siyaset demek sandığa atılan bir oyun dışında bir şey ifade etmez. Fakat verdikleri oyun ve seçtikleri siyasal partilerin de sorunları çözemeyeceği hakkında ön yargıları vardır…
Kimimiz siyasetten değil aslında kendi seçtiği partinin iktidarda olmadığından şikâyetçidir. Ona göre de sorunlar mevcut hükümetlerden kaynaklanmakta ve o hükümetlerin devri sona erince sorunlar bitecektir.
Kimine göre halk bilinçsiz, bilinçli olsa genellikle oyunu inatla yanlıştan yana kullanır mı? Bunlara göre zaten vatandaş bilinçli olsa ülke bu halde olur mu?
Bazıları dün de bu gün de ülkemizi gerçekten dış güçlerin, uluslarası arenada kimin borusu ötüyorsa onun ya da onların yönettiğinden bahsediyor… Bunlara göre de verdiğimiz oyların bir kıymeti yok çünkü seçimi yapan biz değiliz nasıl olsa…
Bazıları da siyasetin üzerinde askerin vesayeti olduğundan dem vuruyor… Hatta bu vesayetin sadece siyasette belirleyici unsur olduğundan ve millet iradesinin de önüne geçtiğinden bahsediliyor…
Kimisi işsizlik sorunu çözülürse her sorunun biteceğini çünkü terörün de hırsızlığın da cinayetin de kaynağında açlık olduğundan ve aç insanın ise her fenalığı yapmaya meyilli olabileceği ihtimalinden bahsediyor…
Kimi orta direğin bittiğinden dert yanarken kiminin günü kahvede gecesi meyhanede geçiyor…
Kimi umudunu lotoya, totoya, iddiaya bağlamış…
Kimine göre en büyük sorun terör…
Kimine göre geçim derdi…
Bazıları trafik kazaları diyor, en fazla ölüm bu kazalarda oluyormuş…
Kimi patronundan memnun değil kimi işçisinden…
Ülkemizin daha iyi yarınlara nasıl geleceği konusunda ve kendimiz ile gelecek nesillerimiz için maddi ve manevi açılardan bireyler olarak, anne olarak, baba olarak, işçi olarak, memur olarak, hatta işsiz olarak bile bizim yapacağımız hiç mi bir şey yoktur…
Biraz da buna kafa yoralım… Çünkü bizim iktidarımız kendi elimizin, gücümüzün yettiği yere kadar…
Kapımızın önünü süpürmek daha mantıklı değil mi?
