













Dünya geri geri koşma şampiyonasında 200 metre ve 400 metrede altın, 100 metre’de rakibiyle aynı dereceyi elde etmesine karşın 2. olarak gümüş madalya kazanan atletimiz.
İtalya’nin Parma kentinde yapılan Dünya Retro Şampiyonası’na katılan tek sporcumuz olan Ömer Aslan.
8 ayrı kategoride yapılan yarışmalara 100, 200 ve 400 metrede katılan Ömer Aslan 200 metreyi 72, 400 metreyi de 72 saniyede geri geri koşarak dünya rekoru kırdı.
Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, Brezilya başta olmak üzere 16 ülkeden 200 sporcunun katıldığı şampiyonada, şampiyonada formasında sponsor logosu olmayan tek sporcu.
Şimdi anlıyor musunuz 2012 Londra Olimpiyatlarında da Türkiye olarak başarısız olup sıfırı nasıl çekeceğimizi?
Elimizdeki değerleri tanımadıkça ve elimizdeki değerlere destek olmadıkça pöh Olimpiyat Türkiye’nin neyine, hele Olimpiyat düzenlemek Olimpiyat organizasyonluğunu yapmak mı?
Geçiniz beyler geçiniz Türkiye bu yapısıyla ve spora bakış zihniyetiyle ne Olimpiyatlarda başarılı olmayı hak ediyor nede Olimpiyatlara aday olup Olimpiyatları düzenlemeyi hak ediyor.
Bu arada unutmadan 2012 Londra olimpiyatlarında yeni bir spor branşı olarak retro’nun da dahil edilmesi gerektiği olimpiyat çevrelerince konuşuluyor haberiniz olsun.
Yani Ömer Aslan’a iyi bakınız, kıymetini biliniz ve çocuğa destek olunuz.
BU FENER FENERLİYİ VEREM EDER
Hakikaten aynen öyle bu sezon Fener Fenerliyi verem eder. Yeni sezona yeni bir teknik adamla başlayan F.Bahçe’de geçtiğimiz iki sezondaki F.Bahçe’den eser bile kalmamış. İki sezon önce Zico’ya stajyer teknik adam diye dalga geçenler 2008 Avrupa Şampiyonası sonrası 70 yaşında ununu eleyip eleğini duvara asmış Aragones takımın başına getirildiğinde Zico’dan kurtulduk işte şimdi teknik adamların babası pardon dedesi geldi diye sevinmişlerdi.
İki ay önce Aragones’in İspanyol basınında bir demeci çıkmıştı: ‘ F.Bahçe’nin teklifi benim yaşımda bir teknik adam için geri çeviremeyeceğim kadar çok cazipti, benim yaşımdaki her teknik adam bu cazip teklifi kabul ederdi, iki yıl F.Bahçe’yi çalıştıracağım ve F.Bahçe’yi şampiyon yapıp iki yıl sonra teknik adamlığı bırakıp evimin bahçesiyle ve torunlarımla vakit geçireceğim. ’
Bu demeci okur okumaz içimden eyvahlar olsun F.Bahçe gönderirken yüzüne bakmaya bile tenezzül etmedikleri Zico’yu çok arayacak dedim. Hatta Fenerli bir arkadaşıma e-posta yolladım bu sezon Zico’yu da Kezman’ı da çok arayacaksınız diye.
Sivasspor maçında seyrettiğim F.Bahçe hayatımda seyrettiğim en kötü F.Bahçe maçlarından biriydi. F.Bahçe yatıp kalkıp kaleci Volkan Babacan’a dua etsin yoksa maçın skoru 2-1 değil 7-1 Sivasspor lehine sonuçlanırdı. Sivasspor çok gol pozisyonuna girdi girdiği gol pozisyonlarını ilk defa F.Bahçe kalesinde gördüğüm genç kaleci Volkan Babacan tek başına kurtardı. Şimdi deniyor ki; Volkan Demirel birinci kaleci, cezası kaldırılmış, Sivas’a götürülüp ilk onbirde mutlaka oynatılmalıydı.
Yok yahu daha neler!...
Hafta arası takımla sadece tek bir idmana katılmış bir oyuncu değil Volkan Demirel, Maradona veya Pele bile olsa ilk onbirde yer bulamaz. Şimdi Aragones’in bu kararını yerden yere vuruyorlar Volkan Demirel Sivas’a götürülmeli ve ilk onbirde oynatılmalıydı diye, Sivas’a götürülebilir o ayrı bir şey ama ilk onbirde oynatılamazdı. Aragones doğru bir karar verdi ve hafta arası takımla sadece bir kere antrenmana çıkmış bir oyuncuyu ilk onbirde oynatmaya layık görmedi.
Futbolda teknik direktörün takım içinde adaletli olması son derece önemlidir. Aragones adaletli davrandı, ucuz yolu seçmedi böylelikle riske de girdi kaybetti ama kaybetmesi onun almış olduğu bu kararının yanlış olduğu anlamına asla gelmez.
Aragones ilkeli ve prensipli davrandı popülist bir davranış sergileseydi Volkan Demirel’i ilk onbirde oynatırdı ama Aragones popülizmi tercih etmedi bu kararından dolayı Aragones’i tebrik ediyorum.
F.Bahçe’de bir kaleci sorunu var mı? Volkan Babacan yeterli yada yeterli değil, Volkan Demirel’i arkadan zorlayacak bir kaleci olup olmadığı bunun tartışması ayrı bir konu ama madem sezona iki kaleciyle birden başlıyorsunuz bütün bir sezonu 1.kaleci Volkan Demirel ile oynanamayacağı açıkça belli. Volkan Babacan bir yerden başlaması gerekirdi onun adına talihsiz bir maç oldu eğer F.Bahçe maçı 1-0 kazanmış olsaydı bugün hiç kimse Volkan Demirel’den bahsetmeyecek aksine F.Bahçe yeni bir kaleci kazandı diye yazıp yorum yapacaktı.
Sivasspor için tek bir söz söyleyeceğim; söke söke maçı kazanmayı bildiler, ilk golü yemelerine ve 1-0 yenik düşmelerine rağmen oyunu bırakmadılar, teslim olmadılar mücadele ettiler, ikili mücadelelerde birçok futbolcusu kendisine yere atmak yerine kora kor didişmeyi ve top kapmayı ve ayağındaki topu kaptırmamak için didindi durdular.
Sivassporlu futbolcuların yüzlerinde kameralar yakın çekim yaptığında biz bu maçı kaybetmeyeceğiz inancı vardı. Genç teknik direktör Sn. Bülent Uygun elindeki imkanlarla taş gibi bir takım yaratmış, geçen yılkinden daha iyi, güzel ve pozitif futbol oynayan bir Sivasspor bu sezon çıkışını devam ettirecek gibi gözüküyor Allah nazardan ve kem gözlerden saklasın.
F.Bahçeliler takımları 3 puan kaybetti diye üzüldüler elbette ama bu sezon başından beri ligde çok ilginç skorlar oluyor, F.Bahçe’nin şampiyonluktaki diğer rakipleri de puan kaybediyorlar arayı açıp giden kimse yok bu yüzden F.Bahçe aynı zamanda bir hayli şanslı, bu yüzden öyle daha 5.haftada karalar bağlanacak bir durum yok.
F.Bahçe tribünleri F.Bahçe için ne diyor: Hep destek tam destek
Öyleyse daha ne, tribün bu sloganı esas şimdi böyle günlerde seslendirip haykırmalı.
Bu tür yenilgiler ile büyük kulüpler yıkılıp yerle bir olmazlar. F.Bahçe yenildi ve neticesinde sadece bir lig maçını daha kaybetmiş oldu F.Bahçe’nin büyüklüğü ise hala yerinde duruyor. Aragones Türkiye’deki oynanan futbolu tanıdıkça F.Bahçe düzelmeye başlar, Aragones’e en azından ligin devre arasına kadar zaman tanınması lazım.
Ben F.Bahçe için her şeyin kötüye gittiğini düşünenlerden değilim. Evet Aragones tercihinin doğru bir tercih olduğunu düşünmüyorum ben olsam Zico ile 4 yıllık mukavele yapar anlaşırdım. Şampiyonlar liginde çeyrek final oynatmış bir hocayı çok kötü ve adına, mazisine yakışmayacak bir şekilde yolcu etti F.Bahçe. Oysa bu ayrılık olsa bile medenice ve insancıl olmalıydı.
Zico çocukluğumda beğeniyle izlediğim bir futbolcuydu, onunda çocukluğu tıpkı benim çocukluğum gibi hastalıklarla ve hastane koridorlarında geçmişti oda bugün sahip olduğu vücudunu tıpkı benim gibi sıfırdan yeni baştan azmiyle çalışarak yaratmıştı. Kimbilir belki de bu benzerlik çocuk yaşlarda onu sevmemi sağlamıştı.
Herkesi dinleyen, herkesin futboldaki görüşüne saygı duyan ve herkesten bir şeyler öğrenebileceği bilen kompleksiz değim yerindeyse adam gibi bir adamdı Zico.
Elbette büyük bir futbolcu ama büyük bir teknik direktör değildi, iyi bir teknik direktör olmak için kendisini sürekli geliştiren ve her geçen sezon kendisinin ve çalıştırdığı takımının üstüne bir harç koyan kabiliyetli araştırmacı bir teknik adamdı.
Üstelik o kadar da duyarlı ve bizden gibi biri olmaya başlamıştı ki; Brezilya’ya döndüğünde Samandıra’da ne kadar çalışan varsa hepsine 14 ayardan altın bir kolye yollamış, personelin yanı sıra futbolculara ve yardımcılarına da göndermiş.
Bugün acaba F.Bahçe'de hangi futbolcu Zico’nun hatıra olarak gönderdiği bu kolyeyi boynunda takabiliyor? Yada hangi futbolcunun bugün böyle bir şeyi yapmaya cesareti olabilir ki?
Eğer bugün F.Bahçe’de profesyonel bir futbolcu olsaydım Zico’nun gönderdiği o kolyeyi boynuma gururla takardım çıkar bunu diyen herhangibi bir yöneticiye yada başkana da gücün yetiyorsa gel kendin ellerinle çıkar derdim.
Zico iki yıl boyunca kader birliği yaptığı insanlara insanca bir davranışta bulunmuş olduğu için şimdi Zico benim gözümde daha da büyük bir insan oluverdi. Oysa İstanbul’a eşyalarını toplamak için geldiğinde kaldığı evin anahtarlarını bile teslim edecek bir yöneticiyi bile bulamamıştı. Kendisine bırakın bir teşekkür plaketi bir hoşça kal bile denmeden geleneksel Türk misafirperverliğinin bir örneği olarak kırk yıl hatırı olacak olan bir Türk kahvesi bile içirilmeden değim yerindeyse suratına bile bakılmadan postalanmıştı.
Yakışmış mıydı ki; bu davranış koskoca anlı şanlı F.Bahçe’ye?
Sevgili babam bana hep nasihat eder der ki: ‘ Oğlum insanların insancıl olan davranışları hayatları boyunca konuşulur kötü olan insancıl olmayan davranışları da konuşulur ama o zaman o insan hayırla anılmaz sen sakın davranışlarınla insanları kötü konuşturma, arkandan hayırsızın, yaramaz herifin tekiydi dedirtme, buna göre hayatına yaşa. ’
Zico kalbi kırık olarak ayrıldı F.Bahçe’den, kalbi kırık olarak ayrıldığı içinde F.Bahçe bu sezon Zico’nun ahını çok alacak çünkü hayat bana 40 yaşıma gelene kadar şunu öğretti: Gün gelir kalp kıranın kalbide kırılır.
