Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr
Olmayan şeyin belgesi olur mu?
07 Aralık 2010 Salı 08:42
İş başvurusu yapıyorsun...
- Sabıkan var mı?
- Yok.
- Temiz kâğıdı getir.
*
Okula kayıt yaptırıyorsun...
- Hasta mısın?
- Turp gibiyim.
- Akciğer filmi getir.
*
Otomobil satıyorsun...
- Vergi borcun var mı?
- Ödedim.
- Maliye’den belge getir.
*
Evlenmek istiyorsun...
- AIDS misin?
- Yo-oo...
- Test yaptır, getir.
*
75 yaşındaki duayen tiyatrocu Erol Günaydın’a yoklama kaçağı olduğu ve
bir ay içinde kışlaya teslim olması gerektiğine dair resmi evrak geldi.
Askerlik şubesini arayan Erol Günaydın, “1960 senesinde Ağrı’da yaptım
askerliğimi” dedi. “Tezkereni getir” dediler.
*
Bursalı iki çocuk annesi Zuhal Hanım, 2001’den beri her sene ocak ayında
askere çağırılıyor. Meğer... 2001’e kadar, kendisiyle aynı ismi taşıyan
babaannesi askere çağırılıyormuş, 2001’de babaannesinin Konya’daki
evine inzibatlar tarafından baskın yapılmış, babaanne Zuhal’in babaanne
olduğu saptanınca, bu sefer, aynı ismi taşıyan torun Zuhal aranmaya
başlanmış!
*
Oy kullanacaksın...
- Kimsin sen?
- Benim.
- Yok öyle... Ne malum senin sen olduğun? Kütük kaydı getir.
*
Emeklisin, maaş alacaksın...
- Yaşıyor musun?
- Nası yani?
- Yaşadığına dair imza getir.
- Nerden?
- Bankadan.
*
Miras alacaksın...
- Rahmetli kim?
- Babam.
- Ölüm ilmuhaberi getir.
- Doktordan mı?
- Muhtardan.
*
Olmaz olmaz deme...
Belgesini getir.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...