Arzu Şimşek
telllhim@hotmail.com
ÖĞRETMENİM
07 Aralık 2009 Pazartesi 15:40
Siyah önlüğümüz ve beyaz yakamız, gülümseyen yüzümüzle etrafında koşuştururken ne kadar mutluyduk. Birler ikiler ve üçler bir sınıfta dörtler ve beşler diğer sınıfta; toplamda iki sınıf. Kara tahta, beyaz tebeşir, çöp sepeti; ard arda dizilmiş sıralar.. Ve sen, eskimiş takım elbisen; temiz ve düzenli..
İlk öğrendiğim kelime: teneffüs.. küçücük beynimde ne müthiş bir kelimeydi hayalimde,sanki bir cennet bahçesi, hiçbir bedel ödemeden alabileceğin her şey; çukulatalar, meyveler, oyuncaklar.. Hiç o cenneti göremesem de; teneffüsü sevmiştim.
Okul çıkışlarında bizle birlikte sınıfı temizlerdin çünkü hem müdür, hem öğretmen, hem hademe, herşeydin sen. Çok severdim okulumu, sen değer verdikçe bizde değer verirdik. Sımsıcaktı okulumuz, soba; biz geldiğimizde yanmış olurdu. Öğretmenim şimdi düşünüyorum da sobamızı da sen yakıyordun. Değil mi? Sonradan taşımalı eğitimle boşalmış o güzel okulumuzun kapısı şimdilerde sadece seçimlerde açılan bir harabe.
Bayramımız 23 Nisan. Bu bayramda bizimle öz öze olmuş tek büyüğümüz; yokluk içerisindeki okulumuzda kişisel çabalarınla çaldığın mandolininle cıvıldaşan bayram neşeli şarkılarımız. Ve onca hazırlığımıza rağmen bayramlarımıza gelmeyen annemiz babamız komşularımız.
Okuldan geri kalmamak için evde bir çocuğun yapabileceğinden fazlası birçok işin üstesinden gelmek zorunda olduğumuzu da bilirdin. Bilirdin, bizden küçük kardeşlerimize bakmamız gerektiğini, su taşımamız gerektiğini, tarladaki işlere yardım etmemiz gerektiğini. Bilirdin. Ve okul da olmasaydı, nüfus kağıdımızın ve hatta ayakkabılarımızın da olmayacağını bildiğin gibi.
Hastalandığımda iğnelerimi bile vurmuştun, hatta kolum kesildiğinde sen dikişlerimi bile almıştın hiç acıtmadan. Ve hiç parada talep etmemiştin.
Hediye ettiğin resimli pamuk prenses ve yedi cüceler; ilk hediyem ilk mutluluğum, belki bu yüzden almaktan hoşlandığım tek hediye kitaptır. Ve bu yüzden ben kitapsız yaşayamıyorum.
Babaları okumalarına izin vermemiş kız öğrencilerin için mücadele ederdin.
-
Hocaaa karışma sen
-
Hocaaa bak sen işine
Eğer evde anneler senden yana olup mucadele etmesse o kız çocuğunun kaderi babasının eline kalırdı. Çünkü onlar gündemi belirler, kaderi belirler. Çünkü öncelik onların tatmin olmasıydı. Bir kadınında görevi buydu bir kız çocuğununda, hatta erkek çocuklarınında. Ama erkek çocuklar bizden daha şanslıydı elbette. Ama onlarda okumak istemezdiler,ne hikmetse!
Herkezin kabalaştığı, saldırganlaştığı şu yaşadığımız günlerimizde; hatıralarımda ki; kibar, beyefendi, ağzı küfürden uzak sevgi dolu yüreğinle; varlığını seviyorum öğretmenim, ellerinden öpüyorum.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...