













Her sabah gazeteleri aynı korkuyla açıyorum. Acaba bu gün neler olmuş. Savaş adını verdikleri katliam kaç çocuğun canını almış diye korkuyla açıyorum gazeteleri. Geçmişte de defalarca yaşanmış, gelecekte de yaşanacak katliamlar. Düşünmesi bile insanı ürkütmeye yetiyor.
Bu sabah Vatan gazetesini okumaya başlıyorum. Manşette Filistin katliamı Hiroşima katliamına benzetilmiş. İç sayfalarda Ruhat Mengi hanımefendi’nin köşe yazısını okuyorum.
Başlık: Neler Oluyor, Ben Neredeyim.
Filistin Gazze katliamını protesto eden ve tepkilerini Tekbir sesleri ile yükselten insanlardan korkmuş. Tesettür lüler diye. Din devrimi oluyor zannetmiş. İnsanlar oradaki çocuklar için kendi çocuklarını dışarı çıkarmışlar diye hayıflanmış. Bazen insanlar bir takım değerlerini savunurken başka değerlerini ortaya koyarlar, orda kendi çocuklarının üşümesi, Filistin’deki ellerinde kanlı bebeklerinin cesetleriyle gezen anneleri az çok anlamaları demektir
Peki, ben şunu sormak isterdim kendisine. Oradaki ölen masum çocuklarda çocuk değiller mi? Ruhat Mengi Hanımefendinin tabiriyle bu MASUM SAVAŞTA ölen, ağlayan, üşüyen çocuklar çocuk değiller mi? Onlarında bütün dünya çocukarı gibi sıcacık yuvalarda büyümeye hakları yok mu?
Bir insan, hele, hele okuyan, düşünen, üreten ve kamuoyuna mal olmuş bir köşe yazarı insanlara bu kadar mı yabancı olur. Bu katliamı Afrika’daki ilkel kabileler bile duymuşken, Kutuplardaki Eskimolar bile duymuşken, dünyadaki bütün insanlar bir şekilde seslerini yükseltirken ve kendi dillerinde tepkilerini dile getirirken Müslüman bir milletin, Tekbir getirerek tepki göstermesi çok mu korkutucu ben bunu anlayamamaktayım. Her gün milyarlarca Müslüman ibadet ederken Tekbir getirmiyorlar mı? Bu sapla samanın karıştırılması olmamış mı?
Bu Sayın Hanımefendi, Uludağ, sosyetik tatil köyleri ve İstanbul’un elit semtlerinden başka yer görmemiş ve kendi insanını, Anadolu insanını tanımayan bir insan mı acaba diye sorgulamaktan kendimi alamıyorum bir türlü. Çünkü Gazze katliamını yüksek sesle haykırıyorlar, Allah’a dua ediyorlar. Allah’ın adını zikir ediyorlar diye hayıflanıyor, kızıyor. Türkiye’nin nereye gittiğini sorguluyor.
Türkiye nereye gidiyor biliyor musunuz? Biz hala bu şekilde sesimizi yükseltemezsek, yapılan katliamlara sessiz kalmaya ve MASUM SAVAŞ diye adlandırmaya devam edersek. Dinimize, dilimize, kültürümüze, değerlerimize, Gerçek Türklüğe ve Müslümanlığa sahip çıkmazsak, belki Türkiye’de başka bir katliama doğru adım, adım gitmekte. Bunun farkında bile değiliz maalesef.
“ Hamas’ın, El Fetih’in bile kendi vatandaşlarının ölümüne kayıtsız kalıp “Ateşkes istemiyoruz” dediği bir olaya karşı “tekbirlerle, ortalığı inleterek” toplu gösteriler masum bir savaşa, ölümlere tepki değildi” diye devam ediyor cümlesine ve ben en çok da bu MASUM SAVAŞ kısmına takılıp kalıyorum. Kendisi bana açıklayabilir mi acaba? Yüzlerce insanın hiç acımadan öldürüldüğü, katledildiği, masum çocukların korkunç bir şekilde can verdiği bu katliam nasıl bir MASUM SAVAŞ acaba.
Gerçekten neler oluyor. Biz neredeyiz. Gerçekten bazı insanlar bu kadar katı kalplimi olmaya başladı. Orada ölen bebekler, ağlan çocuklar, kadınlar bu insanların hiç canlarını mı acıtmıyor. Yoksa ben mi çok duygusal bakıyorum olaylara anlamıyorum.
Sayın Hanımefendi, kendisi bunalıyor, strese giriyor ve Uludağ’a, Bodrum’a tatile çıkıyor. Çok sıkıldığında pahalı alışveriş merkezlerinde alışveriş yapıp stres atıyor. Peki, bu stres atma molalarında savaşlarda ölen masum bir bebeğin yüzü geliyor mu acaba gözlerinin önüne? Allah göstermesin bir gün kendiside evlat acısı çekerse eğer o zamanda mı korkacak acaba Allah’ın ismini zikretmeye.
kalamine kuvvet