













Günlerdir düşünüyorum. Ve hep şunu soruyorum kendime. Neler oluyor bana. Sabah uyandığımda bugün yeni bir gün deyip mutlu olmuyorum. İçim kıpırdamıyor yeşerecek yeni umutlar için.
Mutsuz uyanıyorum. Mutsuz bir gün geçiriyorum. Mutsuz dönüyorum eve ve mutsuz uyuyorum. Bir sonraki gün yine aynı dünün bugünden, bugünün yarından hiç farkı yok. Ve sanki hiç olmayacak
Hayattan yaptığım hiçbir şeyden zevk almıyorum ve canım artık hiçbir şeyde yapmak istemiyor. Yüzüme yalancıktan bir gülümseme yapıştırdım. Gerektiğinde onu gösteriyorum insanlara ve korkuyorum bir gün masken düşecek mutsuzluğum yapışacak suratıma görecekler mutsuzluğumu ve güçsüzlüğümü diye
Herkese hatta kendime bile güçlüymüşüm gibi davranıyorum. Oysaki daha cesur görünerek daha korkak olduğumu, daha güçlü görünerek daha kırılgan olduğumu gizleyemiyorum kendimden.
Biliyorum bütün bunları ama rol yapıyorum işte insanlara ve en önemlisi de kendime
Bazen düşünüyorum neden böyle oluyor diye. Kimseyle konuşamıyorum. Zaten dinlemiyor hiç kimse, dinleyenlerse anlamıyor, anlayanlarsa susuyorlar sadece.
Bir gün kendi kendime kaldığım bir gün kendime sorular sordum.
Ne yapıyorum?
Ne yapmak istiyorum?
Neden bu kadar dağınığım?
Kendim için bir şeyler yapmam gerektiğinin farkındayım ama neden yapamıyorum?
Ne zaman her şey yoluna girecek?
Ne zaman içimi kemirip duan bu huzursuzluktan kurtulacağım?
Neden buralardan bu kadar gitmek istiyorum zaman zaman?
Neden geçmişin izleri gözlerimin önünden gitmiyor?
Cevaplarını düşünüm bulamadım bir türlü bir çoğunun
Sonra yapmak istediklerim geldi aklıma. Yapmak isteyipte yapamadığım işlerim. Çok özlediğim fakat gururumdan gidip göremediğim dostlarım. Ve yazıpta yollayamadığım mektuplarım.
Sonrada sürekli hayalini kurduğum ama yapmaya cesaret bulamadığım şey
Doğduğum çocukluğumun köyüne dönmek. Orada kendimi rüzgara bırakmak. Serin bir ağacın altına oturup rüzgarın sesini dinlemek. Ve ciğerlerim boşalıncaya kadar içimdeki kirli sıkıntılı hava dağılıncaya kadar nefes alıp vermek derin derin
Sonra esen rüzgarın kokusunu içime çekmek. Rüzgarın uzaklardan çok uzaklardan anılarımı hatıralarımı ve sevdiklerimi getirmesini dilemek.
Sonra anılarımı döktüm ortaya. Biraz daha canımı acıtmak kendi yaralarımı biraz daha kanatmak için
Yıllardır sakladığım fotoğraflar, günlükler, ilk sevgilimden kalan buruşmuş kağıtlara yazılan mektuplar, okulda ders aralarında yazılan şarkı sözleri ve en yakın dosttan gelen iki satır sevgi sözcüğü
Yani unutulmayanlar. Unutulmak istenmeyenler. Yani anılar. Yani özlenen dakikalar.
Bu gece hepsini deştim. Her şeye isyan ettim bu gece. Sevdiklerimi özledim. Dostlarımı özledim. Beni dinleyen, bana önem veren ve bana önem verdikleri için benden hiçbir şey beklemeyen insanları özledim bu gece.
Babasının biricik prenses kızı olduğum günleri özledim bu gece.
Çok soru sordum yanıtlayamadım. Özlediklerimi çağırdım gelmediler.
Bu gece çok ağrıdı kalbim. Çok isyan etti. Ve yemin etti kalbim.
Unutulmaması gerekenler Hep hatırlanacak. Hep sevilecek. Bu kalp attıkça hep bu kalbin en güzel köşesinde saklanacak
ben bu duyguyu biliyorum
Unutma, Unutmak Unutulmaktır...