Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Ali Butaku
alibutaku@haberajans.com
NAZIM'LI BİR PAZAR
16 Kasım 2008 Pazar 00:44


Şairlerin içinde en büyüğüydü bence, şairler mahallesinin abisiydi. Kimse onun sevdiği gibi sevmedi belki bu memleketi, kimse onun durduğu gibi dik duramadı vatan satıcılarına karşı, işbirlikçilere karşı. Bunlardan bahsetmemiz gerektiği kadar Bursa cezaevinde yatarken Piraye’ye, Münevver’e yazdığı mektuplardan bahsetmeliyiz, Paris’te doktorlar ona “aşık olursan 1 yıl yaşarsın, eğer aşık olmazsan 3 yıl daha yaşarsın dediğinde” onun tedaviyi bırakıp peşinden gittiği Vera’dan bahsetmeliyiz.Yani aşklarından yani aşktan bahsetmeliyiz. Tahir’den, Zühre’den, Taranta-Babu’dan… Vatan aşkından, insan aşkından bahsetmeliyiz. Şeyh Bedrettin’den, Afrikalı çocuklardan, Mister Dallas’dan, Benerci’den, memlekette ki insan manzaralarından…

Evet dostlar Nazım’dan bahsetmeliyiz. Ama ondan bahsetmek yerine onun yazdıklarını okumak, anlamaya çalışmak daha doğru olmaz mı? Her bir askerimize hesap kitap yaparak 33 sent fiyat biçen ve onları Kore’ye gönderen Mister Dallas'a yazdıkları unutulur mu?

 

Mister Dallas,
sizden saklamak olmaz,
hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
Ankara'da 23 sente,

yahut iki kilo kuru soğan,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan.
erkek,
ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeye, öldürülmeye hazır…

 

Ona vatan haini diyenlere verdiği cevabı hepimiz biliyoruz zaten yahut insana verdiği kıymeti anlamak babından bir iki dize yine Nazım’dan.

 

“…Ve ben,
haber veriyorum ki size
Hindistan'in Kalküta şehrinde
bir insanın yolu üstünde durdular
Yürüyen bir insani zincire vurdular...

Ve ben,
tenezzül edip
başımı ışıklı boşluklara kaldırmıyorum
Yıldızlar uzakmış
Toprak ufakmış
Umurumda değil
Aldırmıyorum...

Bilmiş olun ki benim için

daha hayret verici, daha kudretli
daha esrarlı ve kocamandır
Yolu üstünde durulan
Zincire vurulan
İnsan…”

 

Hapisten çıktıktan sonra hapiste 7 yıl mektup yazdığı Piraye’den ayrılıp dayısının kızı Münevver’e yazıyordu artık şiirlerini, mektuplarını. Zarfların üstündeki adresler artık Münevver’di. Ama Piraye’ye şu acımasız satırlarla durumu izah ediyordu.

 

“Sana yazdıklarım aramızda olanlar değil aramızda olmasını istediklerimdi.”

 

Nazım şiirleri okurken onu konuşurken karısına yazdığı mektubu ezberinde tutmayan Nazım hayranı zaten yoktur da Taranta-Babu’ya yazdığı mektupları kaçımız ezberimizde tuttuk?

 

Babasının yirmi beşinci kızı
benim üçüncü karım,
gözlerim, dudaklarım
TARANTA - BABU.
Sana bu
mektubu
içine yüreğimden başka bir şey komadan
yolluyorum
Roma'dan.
Bana darılma sakın
şehirlerin şehrinden sana gönderecek
kendi yüreğimden daha akla yakın
bir hediye
bulamadım
diye.

TARANTA - BABU;
onuncu gecemdir ki bu
başımı gümüş yaldızlı kitaplara sokuyorum
okuyorum
doğuşunu
Roma'nın.
Önde sıska dişi bir kurt
arkada tombul ve çıplak
REMÜS'le ROMİLÜS
dolaşıyorlar içinde odamın.

Ağlama TARANTA - BABU..
Bu ROMİLÜS
UAL - UAL çarşısında
güpegündüz
senin o incir memeli kız kardeşini
altına alan
mavi boncuk tüccarı Sinyor ROMİLÜS
değil
ilk Romalı, kral ROMİLÜS...

Dalgalar
birbirlerini devire devire,
Dalgalar

döverdi Korsika kıyılarını
haykırdıkça açık denizlere
Antium yamaçlarından, o...
Ve yıldırımları tutup saçlarından, o,
çalardı yere
ne zaman
göğe kaldırsa elini.
Sanki babası boksör Karnera'ydı,
anası başbakan Mussolini.
 

 

EMÜS ve ROMİLÜS...
İkizleri Silvia'nın...
Venüs'ünün torunları...
Bakılmadan
gözlerinin
yaşına,
karanlık bir gece, bir dağ başına
fırlatıp
attılar onları..
Ne
alınlarında defne,
ne bacaklarında donları...
Ve daha o zaman
Habeşistan'a yeşil boya
vurulmadığı için
ve BANKA di ROMA
daha kurulmadığı için,
ROMİLÜS'le REMÜS
bir sabah erken
dağda düşünürlerken:
«Şimdi biz
ne haltederiz,
diye, burada? »

Rastladılar yavrulu bir dişi kurda.
Yavruları vurdular.
Ana kurdun sütüyle
karınlarını bir temiz doyurdular.
Sonra gidip
Roma'yı kurdular.
Kurdular ama
iki adama
dar geldi Roma.
Ve bir akşam
bilmeden geçti diye
şehrin sınır taşını,
çekince kopardı ROMİLÜS
kardeşi REMÜS'ün başını...

İşte böyle TARANTA - BABU..
Gümüş yaldızlı kitaplarda yazılı bu:
temelinde Roma'nın
dişi kurt sütüyle dolu kovalar
ve bir avuç kardeş kanı var...”

 

Ve belki de ömründe yazdığı son dizeler (hatta bu dizeler Nazım Hikmet öldükten sonra eşyalarını toplayan Vera tarafından ceketinin cebinde bulunmuştur) son aşkı hayatının 2 yıl erken son bulmasına neden olan son aşkı Verayaydı.

 

“VERA’YA

Gelsene dedi bana

Kalsana dedi bana

Ölsene dedi bana

Geldim

Kaldım

Öldüm”

 

Başka ne denir ki?

İYİ PAZARLAR

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR