Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mısır Hakkında Çok Özel Röportaj
Mısır Hakkında Çok Özel Röportaj
05 Şubat 2011 Cumartesi 01:56
Mısır'daki olayların arka planında kimler var? Sosyalistlerin bu ayaklanmadaki rolü ne? Türkiye, Amerika, İsrail ne yapmak istiyor.

Günümüz Mısır’ının geçmişi ve geleceği hakkında ortada dolaşan bilgi kirliliğini bir yana bırakıp yetkin bir isime, haberajans.com yazarlarından Prof. Dr. Cüneyt Kanat’a sorduk. Bakanlık bursuyla bir yıl Mısır Kahire Üniversitesi'nde, Mısır ile ilgili doktora çalışmaları için bulunan Prof. Dr Cüneyt Kanat, haberajans.com’un sorularını yanıtladı. İşte Mısır hakkında bilmediklerimiz:

 

haberajans.com: Mısır nüfusunun bileşiminde farklılıklar var mı? Arapların dışında Kıptiler ya da başka azınlıklar var mı? Ülkede ne kadar Hıristiyan var? Bunların siyasi örgütleri var mı?

Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Ülke nüfusunun bileşiminde tabiî ki farklılıklar var. Mısır nüfusunun en eski öğesi Firavunlar dönemindeki Kopt (Copt) kökenli halktır. Ayrıca, Arap fethi sonrası orada konuşlandırılan nüfus yani; kurulan ordugah şehirler ve ortaya çıkan iletişim sonucunda Mısır’a yerleşen Arap nüfus vardır. Bunların dışında ise; Mısır coğrafyasında Türklerin yaklaşık olarak bin yıllık bir hakimiyeti söz konusudur. 1250 yılında kurulmuş olan Türk Memluk Devleti hükümdarlarından özellikle Sultan Kalavun döneminde   fazla sayıda Çerkez memluk satın alınmıştır. Bu grubun sayısı zaman içerisinde o kadar fazlalaşmıştır ki, bir süre sonra bu Çerkez askerler devlete hakim olmuş ve 1517’deki Osmanlı fethine dek Memluk devletini yönetmişlerdir. Çok uzun süren Osmanlı döneminde ise, yoğun bir Türk nüfusun oraya yerleştiğini biliyoruz. İşte bu tarihi arka plana bağlı olarak Mısır’da Kopt, Arap ve az sayıda olmakla birlikte Türk ve Çerkez nüfustan oluşan bir bileşim vardır. Ülkede, son verilen rakamlara göre on milyon civarında bir Hıristiyan nüfus olduğu bilinmektedir.. Bu grupların siyasi örgütleri vardır diyemeyiz. Mısır’da herkes kendisini “Mısırlı” olarak tanımlar. Buna bağlı olarak son günlerde yaşanan olayların nüfus yapısı ile ilişkilendirilmesi doğru olmaz.

 

haberajans.com: Ülkede sendikal ya da sivil toplum örgütlerinin bir gücü var mı?
Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Ülkede sendikal oluşumun gücünden ziyade, sivil toplum örgütlerinin gücünden tabiî ki söz edilebilir. Ancak son yaşanan olaylarda sivil toplum örgütlerinin değil siyasi örgütlerin rolü büyük olmuştur.

 

haberajans.com: Şimdiye kadarki olayların gelişimi bu işte kendiliğindenliğin rolünün büyük olduğunu gösteriyor. Durum gerçekten böyle mi, yani internetteki çağrılarla bu iş başlamış olabilir mi?
Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Bu hareketin arkasında bazı güçlerin olma ihtimali zaman zaman dile getirildi. Ben bunun böyle olduğunu düşünmüyorum. Sorunuzda ifade ettiğiniz gibi, bu hareket kendiliğinden ve halk tarafından başlatıldı. Bunun da pek çok sebebi var. En önemlisi ise, halkın yıllardır yaşadığı sefalet ve açlıktır. Hüsnü Mübarek’in baskıcı siyaseti ve otuz yıldır antidemokratik bir şekilde iktidarda kalma isteği de bunda etkili olmuştur. Son olarak da Tunus’ta yaşanan Yasemin Devrimi, Mısır halkına ciddi şekilde ilham ve cesaret vermiştir. Halk zaten böyle bir harekete ya da ayaklanmaya ne derseniz deyin, uzun zamandır hazırdı. Tunus’da yaşananlar ise ateşi yakan kıvılcım oldu. Daha sonra tabi ki internet bağlantılı iletişim, hareketin yaygınlaşmasını sağladı. Zaten bu sebeple de, Mübarek yönetimi zaman zaman internet bağlantısını keserek bu hareketi engelleme girişiminde bulundu.

 

haberajans.com:  Mısır'da Müslüman Kardeşler ve İslamcılar dışında sol örgütlenme var mı? Sosyalistler, komünistler ya da liberallerin bu harekette rolü var mı?
 

Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Öncelikle şunu belirtmeliyim: Mısır’da ortaya çıkan bu ayaklanma, siyasi kaygılardan çok sosyal kaygıları içermektedir. Bu sebeple bu hareketin bir sosyal patlama olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ve hep belirttiğim gibi, Mısır halkının şu andaki önceliği açlık ve sefalete son verebilmektir. Bunun için de Hüsnü Mübarek’in yönetimden uzaklaştırılması gerektiği düşünülüyor.

Mutlaka her yerde sosyalistler ve komünistler yeraltında ya da yerüstünde vardır. Ancak dikkat ederseniz Müslüman Kardeşler bile hükümetin görüşme taleplerine şu anda cevap vermiyor. Halbuki 1928’de kurulduğu günden beri onların tek istediği muhatap alınmak idi. İşte şimdi istedikleri oldu ama bu kez onlar hükümetle görüşmeye yanaşmıyorlar. Belki de bu, hareketin siyasallaştırılması ihtimaline karşı bir taktik olmalıdır. Yani bu harekette siyasi oluşumların rolü ön plana çıkarılmak istenmiyor. Buna bağlı olarak da, bu harekette hangi oluşumun ne kadar rolü var bunu tam olarak ayrıştırabilmek, en azından şu anda, zor görünüyor!

 

haberajans.com:  Ordu bir yandan göstericilere karşı anlayış gösteriyor ama bir yandan da Mübarek'e tavır almıyor? Ordu neyi idare etmeye çalışıyor?  Neden iki arada bir derede duruyor?

Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Mısır ordusu bugüne dek hiçbir zaman halkına karşı kuruşun sıkmadı. Halk da, özellikle İsrail’e karşı verdiği savaşları bildiğinden ve takdir ettiğinden ordusuna büyük bir sempati duymaktadır. Televizyondan izlediğimiz gibi halk hep tankların üstünde ve askerle iç içe. Diğer taraftan unutulmamalı ki, Hüsnü Mübarek eski Hava Kuvvetleri Komutanı. Yani o da bir asker. Buna bağlı olarak bugüne dek ordu hep Hüsnü Mübarek’e tam itaat içerisinde olmuştur. Bu gün ise ortaya çıkan tabloda, Hüsnü Mübarek ile halk karşı karşıya. Ordu şimdi bu ayaklanmayı mümkün olduğu kadar kansız atlatmaya çalışıyor. Bu tavrının oluşmasında, Amerika’nın verdiği mesajlar çok etkili oldu diye düşünüyorum. Çünkü Amerika en azından Mısır üzerindeki kontrolünü kaybetmek istemiyor. Aslında asker Çarşamba günü kötü bir sınav verdi. Polislerden ve diğer görevlilerden oluşan sivil kıyafetli Mübarek yanlıları Tahrir meydanına atlar ve develer ile girdiğinde, hiçbir şekilde onlara engel olmadı. Bu durum sebebiyle her ne kadar hükümet yetkilileri daha sonra yaptıkları hatayı anlayıp özür diledi ve sorumluların yargılanacağı sözünü verdi ise de, bu halkın öfkesini dindirmedi. Ordunun Cuma günü yapılacak olan   “ülkeyi terk etme günü” ya da “veda cuması”   adlı eylemde bu kez çok daha dikkatli ve kontrollü olacağını göreceğiz. Başta da söylediğim gibi ordu Amerika’nın beklentilerini dikkate alarak ve biraz da olayların gelişimine bakarak tavrını belirlemeye çalışacaktır.

 

haberajans.com:  Mübarek yanlıları ile muhalefet arasında tırmanan gerilim, hatta çatışmalar bir iç savaş olasılığını mı gösteriyor? Bu kaostan bir iç savaş çıkması durumunda bölgenin geleceği nasıl etkilenir.

Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Bu kaostan bir iç savaş çıkacağını düşünmüyorum. Çünkü halk Hüsnü Mübarek’e karşı tek vücut olmuş durumda. Cılız hükümet yanlıları zorla meydanlara gönderilen sivil giyimli polis memurlarından başka bir şey değil.   Mübarek’e karşı ayaklanan halk tamamıyla silahsız. Bunun da altını çizmek gerekir. Bu sebeple çocuklarıyla kadınlarıyla meydana inen bu insanlar açlığa, işsizliğe ve yolsuzluklara son vermek ve Hüsnü Mübarek’ten kurtulmak istemektedir.  

 

haberajans.com:  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mübarek'e ölümü anımsatıp çekilmesi yönünde çağrıda bulunurken, arka planda okumamız gereken derinlik nedir acaba? Türkiye bölgede hakim güç olma konusunda kendisi için bir engel görüyor olabilir mi Mübarek'i?

 

Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Türkiye öncelikle bölgede istikrar istiyor. Bunu iyi görmek lazım. Bunun dışında Türkiye zaten bölgede yani Ortadoğu’da hâkim güç olma yolunda büyük bir mesafe kat etmiş durumdadır. Bu sebeple Mübarek’in her hangi bir şekilde bu gidişata engel olması söz konusu değildir. Mısır’daki antidemokratik ve totaliter rejimin sona ermesi, demokratikleşmeye doğru adımlar atılması bölgedeki istikrar açısından önemli bir gelişme olacaktır. Ancak bunun olabilirliği şu anda belirginleşmiş değildir. Önümüzdeki günlerdeki gelişmeler sonucunda durum netlik kazanacaktır.

haberajans.com: Amerika ile ordu arasındaki ilişki ne durumda?
Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Amerika ile Mısır ordusu arasındaki ilişki çok iyi. Bu eskiden beri böyleydi. Şu anda da aynı şekilde devam ediyor. Çünkü Mısır ordusundaki birçok rütbeli asker Amerika’da eğitim görmüştür. Buna bağlı olarak Mısır ordusunun Amerika’ya bağımlı olması çok doğal bir sonuçtur. Amerika’nın her yıl Mısır’a gönderdiği üç buçuk milyon dolarlık nakit yardımların da bu ilişkide çok önemli olduğunu ifade etmek gerekir.

 

haberajans.com:  Mısır-İsrail ilişkilerinin durumu nedir? Bu harekete etkisi olabilir mi?

 

Prof. Dr. Cüneyt Kanat: İlişkiler daha önce olduğu gibi devam ediyor. Ancak şu anda İsrail’in gelişmeleri çok büyük bir endişe ile izlediğini düşünüyorum. Çünkü şu ana dek Amerika’nın Mısır’da büyük bir etkisi vardı. Bu da İsrail için bir güvenceydi. Eğer izlediğimiz gelişmeler sonucunda dengeler değişir ve Amerika’nın pozisyonu farklılaşırsa, yani daha açık bir ifadeyle Amerika’nın Mısır’daki etkisi azalırsa, bu İsrail için tehlikeli olabilir. Şu andaki Mısır-İsrail ilişkilerinin bu harekette çok da etkili olduğunu düşünmüyorum. Hep söylediğim gibi bu hareket öncelikle halkın açlıktan kurtulma hareketidir.

 

haberajans.com: Teşekkürler sayın hocam.

 

Prof. Dr. Cüneyt Kanat: Ben teşekkür ederim.

 

haberajans.com

 

 

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
HABER YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR