













Başka bir yaşamı hayal edip dururuz, aklımızın daha özgür olduğu sınırların olmadığı bir dünya düzeni düşleriz ama hep ters giden birşeyler olur. Aslında hep en zor yeridir hayatın karar anları ve ardından gelen uygulanım süreci.
Değişimin gerekliliğini hisseder ve bilincimizle bütün varlığımızla algılarız fakat tutunduğumuz yada bizi tutan şeylerden ayrılamayız ya onlar bizi bırakmaz ya da biz vazgeçememizi engelleyecek bir çok nedene sahibizdir.
Aklımızın sınırlandırılması mümkün olamazsa yaşamımız sınırlandırılır ve bunu en yakınımızdakilerden dostlarımıza, arkadaşlarımızdan toplumumun diğer bireylerine kadar herkes yapabilir. Ve şunu bilmemiz gerekiyor eğer bu yapılmamış olsaydı bugün böyle bir dünya yaşantısı sürüyor olmazdık, geçmişten bu güne değin.
İnsanlık bilinen tarihinin her yirmi yılının ondokuzunu şavaşarak geçirmiş. Modern olduğumuzu düşündüğümüz bu çağda birileri açlıktan ölüm eşiğine gelirken birileri altın kapı kolları kullanıyor ve dahası altın klozetlere ihtiyaç duyuyor sömürdüklerini boşaltmak için.
Hangi mantığın esaridir bu günkü sistemi kurmak anlamakta sıkıntıya düşmememle beraber onaylıyamıyorum; ben altın klozete ihtiyaç duyacağım sıçmak için ve bugün küçülüp bir monitöre sığabilen dünyanın herhangi bir yerinde bir başka insan açlıktan ölecek ya da her an kafasına bir bomba düşmesi tehlikesiyle burun buruna olacak ve ben altın klozetin tepesinde vakur ve gurulu sömürdüklerimi boşalmanın rahatlığılayla sırıtarak insan olduğumu düşüneceğim ;ne âla...
Bir başka iklimin varolması galiba pek mümkün değil bir başka dünyanın olmaması gibi ...
Peki neden, neye dayanarak dünyayı bu hale getiriyoruz tüm insalık için? Şavaş giderleri ve silah sanayi hiçbir akılcılığa dayanmadan neden bu kadar büyük bir gider kalemi olmaya devam ediyor? Ve neden halen savaşacak kadar ahmak insanlık? Galiba birileri halen sömürmeye devam ediyor ve akılları baştan alan bir kölelik düzeni sürüp gitmeye devam ediyor, bütün yerkürede...
Neden bu kadar faşizan, hoşgörüsüz, kafatasçı ve tahammül göstermekten uzağız? Neye dayanarak birbirimizi yoketmeye ya da yoksaynaya çabalıyoruz ve kısmen bunu başarıyoruz? Hangi kutsal kitapta yazıyor birimizin diğerinden üstün ya da aşağı olduğu? Bir bilen varsa beri gelip anlatsın velakin boşa çıkar anlatacakları çünkü yaşam hakkının kutsallığı ve herbir insan evladının eşsizliği göz önüne alınırsa hiçbir mantık bunu haklı gösteremez. Çekilen hiçbir acı mantıklı değildir, hiçbir zamanda...
mantik