













Kayıpların başladığı yerde umutlar bitmeye başlar ve düşününki bazı kayıplar vardır insanı umudu yönlendirir. Bugün Çetin Emeç’i ve Niyazi Akıncıoğlu’nu kaybettiğimiz gündür. Çetin Emeç’ten bahsetmeyeceğim. Bugün açtığınız bütün gazetelerde onu göreceksiniz, daha fazla bu konuya boğmak istemiyorum sizi. Ama Niyazi Akıncıoğlu bugün az insan tarafından hatırlanacaktır, vefasızlığın limanında bekleyecektir belki. Oysa O şiirimize yön veren adamlardan biridir. Nazım’dan aldığı halk şiirleri bayrağını Ahmed Arif’e devretmiştir. Yazarları, şairleri anlatmam, anlatanı da sevmem. Eğer varsa onlara dair yazılacak bir iki satır veya onlardan bahsetmek için karalanacaksa bir şeyler bize gerek kalmaz. Onlar yazmıştır zaten kendileriyle ilgili yazılacak olanları. Niyazi Akıncıoğlu onu tanıyan her insanda bıraktığı gibi bendede bir etki bırakmıştır. Umudu bırakmıştır bana, yaşanacak güzel günlerin umudunu.
“Yeni doğmuş gibiyiz,
kitaplarımız, defterlerimiz yeni.
Dünya eski bile olsa,
gün aynı günse de
bacamız tüter,
destilerimiz dolu.
Elden öğün beklenmez oldu,
beş parmağında beş hüner,
mutludur insanoğlu.”
Ne kadarda güzel yazmış –elden öğün beklenmez oldu-
Her güne yeni doğmuş gibi başlanmalı insan, belki ilk belki son gün gibi yaklaşmalı, yaşamalı… Daha fazla ne yazılır ki bu dizelerin altına. Ne yazarsak gevezelik olur.
Muhteşem pazar günlerine selam olsun, o selamda Akıncıoğlu’ndan olsun.
“Selamın geçiyor besbelli,
yeşerdi telgraf direkleri;”
İYİ PAZARLAR…
DAVOS
TEŞEKKÜRLER