Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Ahmet Aslan
ahmetaslan247@gmail.com
LOZAN’I ANLAYABİLMEK
26 Temmuz 2009 Pazar 18:48

                     

 

          24 temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde Türkiye Cumhuriyeti'nin var olduğunun tescil edildiği tarihtir adeta...

          Büyük Atatürk’ün Ankara’dan yönettiği ismet İnönü’nün de bizzat dahil olduğu mükemmel bir ekip çalışmasıdır aslında.

          Bir çok cephede,imkansızlıklar içinde mücadele verilmiş,bir karış toprak için canlar feda edilmiş,gönderden dalgalanan nazlı Al-Bayrak,Türk Milleti’ni selamlamaya devam ettirilmiştir.,

         Milli mücadele sonunda gözleri dönmüş olan bugünün “Medeni”devletleri burası çok önemli yakarak,yıkarak,yaş farkı gözetmeden insanımızı katlederek kaçmak,terk etmek zorunda kalmışlardı aziz vatanımızı...

         İşte o muhteşem mücadeleyi göz önüne getirerek Lozan!da yapılacak olan görüşmeleri kendi lehlerine çevirebilir miydiler.?

         Yani;cephede kaybedilen,masada kazanılabilir miydi.?

         Karşılarında geçmiş antlaşmalarda boynu bükük olarak gördükleri Osmanlı delegasyonu yerine,nasıl birileri olacaktı.

         Tahminlerin aksine,zafer kazanmış bir milletin ve o eşsiz liderin yol göstericiliğinde,çetin ceviz Türk delegasyonu ile müzakerler başlamıştı.

         Yoğun geçen tartışmalar sonunda konuşulan ve görüşülen konuların bir çoğu Türkiye lehine sonuçlandırılmıştı.

         Mondros ve Sevr’e göre karşılaştırıldığında itilaf devletlerinin anlaşmamak için her yolu denediği bir ibretlik görüşmeler dizisidir.

         Musul ve Boğazlar ve Hatay meseleleri dışında bir çok konuda anlaşmalar sağlandı.

            Modern devletin tanındığının tapu belgesidir Lozan.(A.B.D. halen tanımamışır)

         Bugünden o günleri yargılayanlar şartları bugüne göre değil,içindeki şartlara göre değerlendirmelidirler.

          Bunları niye söylüyorum:Lozan’ı hezimet olarak görenlerde var maalesef.!

         Bunlarda mesela:Adalar’ı niye bıraktık,Musul’u niye almadık,Kıbrıs’ı geri almalıydık diyenlerde var.

        Misak-ı Milli diye diye nitelendirdiğimiz konuların hepsi değilse bile bir çoğu karara bağlanmıştı.

        Hatay ,1939’da anavatana katıldı,Boğazlar bizim istediğimiz gibi Montrö antlaşması göz önünde tutularak bir sonuca kavuşturuldu.

        Musul ve Kerkük meselesinde 25 yıl süreyle petrol gelirinden %25  pay almak koşuluyla bırakıldı.

        Büyük önder Hatay meselesinde yürüttüğü akılcı bir dış politika neticesinde vefatından çok kısa bir zaman sonra Türk devletinin topraklarına bir refarandum sonucuna göre katılmasında çok büyük bir payı olmuştu şüphesiz.

        Atatürk’ün ölümünden sonra dış politikada önemli mesafeler alınamadığı için bir çok sorunla bugünde uğraşmaktayız.

        Bizce;Lozan antlaşması her yönüyle araştırılmalı,milletimize daha iyi anlatılmalı,kafalardaki sorunlar var ise anlatılarak bertaraf edilmelidir.

        Senaryolar yazılarak belki filmler haline getirilmeli temennisiyle...

        Sağlıcakla kalın,hoşçakalın....

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR