













Türkiye’nin, Dünyanın öyle çok sorunu var ki.
Filistin Savaşı, ekonomik kriz, işsizlik, geçim sıkıntısı, Ergenekon davası, yerel seçimler derken ülke gündemi gayet dolu. Vatandaş gazeteleri okuduğunda, haberleri seyrettiğinde kafasını sorunlarla yeteri kadar dolduruyor. Fakat tüm sorunların içinde, bunları düşünürken, sürekli ne olacak bu memleketin, bu dünyanın hali diye düşünürken ayrıntıları gözden kaçırıyoruz. Gözden kaçırdıklarımız gençliğimiz. Gençlerin nerelere sürüklendiğinin farkında bile değiliz.
Gençliğimiz gidiyor bir yerlere. Her sabah işe giderken sokak aralarında sigara içen öğrencilere rast geliyorum. Sokak ortasında birbirlerine insanların birbirlerine tuhaf, konuşmalar, garip hitaplar. Düşünüyorum bazen benimde okul sıralarından geldiğim uzun zaman olmadı. Bizde mi böyleydik. Bizimde mi arkadaşlarımıza, öğretmenlerimize saygımız yoktu. Şu meşhur facebook ta birbirlerine mesajlarını görüyorum bazen, okumakta zorlanıyorum. Harfler yutulmuş, yarısı büyük harf, yarısı küçük garip geliyor bana nedense.
Lise’de öğretmenlik yapan arkadaşlarım var bazen onlarla konuşuyorum. Onlarda öyle ümitsiz konuşuyorlar ki bazen. Sınıflarında doğru dürüst çarpım tablosunu, Osmanlı Devletinin kuruluş yerini ve kimin kurduğunu bilmeyen, hatta Türkiye’nin yedi bölgeden oluştuğunu bilmeyen öğrencilerinden bahsediyorlar.
Edebiyat ve dilbilgisi ise bence tamamen uç noktalarda. Ama Türkiye’yi, tarihi ve matematiği bilmeyen bu öğrencilerin msn yi ve facebooku gözler kapalı bildiğini ve hiç zorlanmadan yapabildiklerini tahmin edebiliyorum.
Lise gençliği arasında kitap ve gazete okuma alışkanlığı da oldukça düşük bazen arkadaşlarımın kardeşlerine bazı ülke gündemiyle ilgili sorular soruyorum” Acaba senin fikrin nedir” diye ve herhangi bir fikri olmadığı o kadar açık ki. Tüm düşündüğü telefonuna gelen mesaj ya da msn sine gelen ileti. Bunlardan başka o an bir düşüncesi yok. Geçmişini bilmiyor ki bugünle ya da gelecekle ilgili bir fikri olsun. Şu an hangi kitabı okuyorsun diye soruyorum. Onunla ilgilide bir fikri yok. Çünkü kitap okumuyor, kitap okumak onu sıkıyor,
Bazen haberlerde dinlediklerimiz ve gördüklerimiz gerçekler kaşında irkiliyor insan. Okullarda şiddet eğilimi almış başını gidiyor. Öğrenciler okula ceplerinde kesici aletlerle geliyorlar, Çeteler kurulmuş, büyük balık küçük balığı yer hesabı büyük küçükten haraç alıyor. Bir de üstüne eklenen tacizler. Bu tacizlere ses çıkartamayan öğrenciler. Sonunda gelen psikolojik rahatsızlıklar.Gelecekten umutsuz, geleceğe öfkeli yetişen bir nesil.
Günümüzde lise öğrencilerinin %86 sı sigara, %42 si hap kullanıyor. İstedikleri zaman hapları kolayca bulabiliyorlar. Bunun adına özgürlük diyorlar ama bu şeklide davranarak, Zararlı alışkanlıklar edinerek özgürlüklerini tamamen bitirdiklerinin farkında değiller.
Ailelerdeki aşırı baskı veya aşırı özgürlük gençleri yanlış yollara saptırıyor. Ebeveynlerin çoğu kendi dertlerine ve kendi ilişkilerine düştüklerinden dolayı öğrencinin söylediği yalanlara inanmış gibi yapıyorlar ve unutuveriyorlar bir çocuk büyüttüklerini. Bir gün o büyüttükleri çocuklarının bir bomba misali ellerinde patlayacağının ve bu bombanın en çok kendi canlarını yakacağından habersizler.
Günümüz lise öğrencilerinin yarısından fazlası sağlıksız beslenmeden ya obezite hastası ya da mankenlere özentiden Bulimia(kusma) hastası.
Gençliğimizin bu gidişatının kabahati acaba kimde ve nerede? Ailelerde mi? Televizyon kültüründe mi? Her gün artan ve yetişilemeyecek olan teknolojide mi? Yoksa bireyin kendisinde mi bitiyor sorunlar?
Bu yazımda yaşları genelde 15 ve 20 arasında değişen. Ergenlik çağındaki gençlerimizin sorunlarını anlatamaya çalıştım. Anlatabildi mi bilmiyorum. Tabii ki sorunlar bunlarla kalmıyordur. Kim bilir daha neler vardır. Ne acılar ne kaygılar çekiyorlardır. O gencecik bedenler, gencecik beyinler. Genelleme yapmıyorum ve yapmakta istemiyorum ama ben etrafımda gördüğüm kadarıyla beğenmiyorum Atatürk’ümüzün Cumhuriyet’i emanet ettiği gençliğimizin hallerini.
