“Başlangıçta sanat azınlıklar tarafından azınlıklar için üretiliyordu.
Daha sonra azınlıklar tarafından çoğunluk için üretilir hâle geldi,
bizler ise şimdi sanatın çoğunluk tarafından çoğunluk için üretildiği
yeni bir dönemin eşiğindeyiz...” diyordu
Venezuelalı müzisyen ve
siyasetçi
José Antonio Abreu bundan tam otuz beş yıl önce, hayatı
müzikle değiştirmek üzere ortaya attığı ‘El Sistema’ projesinin
misyonunu tanımlarken.
Radikal'ın Eray Aytimur'un yazısı:
Doğrusu Abreu’nünkü ‘El libertador’un memleketine
yaraşan bir düşkovalamaca. Hatta daha bile fazlası desem yeridir. Çünkü
bu zamane azizi sanki çağının 200 yıl öncesine dönüp ensesindeki Simon
Rodrigues soluğundan kendisine yeni bir rüzgâr biçmiş, en çok da klasik
müziğin gücünden medet umarak. Ve sonuç itibarıyla öyle iyi etmiş ki,
onun 1975’te Karakas’ın varoşlarından gelen 12 çocuğa müzik eğitimi
vererek başlayan ‘El Sistema’ projesi olmasaydı yaklaşık 265 bin çocuk
bugün ‘Başka bir dünya mümkün’ demeyi öğrenemeyecekti. Sadece bu
çocuklar değil, aileleri ile yakın çevreleri de çete çatışmalarına,
silah ve uyuşturucu ticaretine ve cinsel sömürüye teslim hayatlarını
günbegün tükenerek sürmeye devam edeceklerdi. Oysa ‘El Sistema’
vesilesiyle yıkık dökük mahallelerin sokakları bile artık konserlere
çıkarken parlak aynalı gökdelenlerin elleri kırmızı tuğlası eksik
gecekondulara temas edebiliyor.
Ütopyayı gerçeğe dönüştürdü
Ütopyayı gerçeğe dönüştürme azmiyle yola çıkan José Antonio Abreu,
‘El
Sistema’ bünyesinde çocuk ve gençlik orkestraları kurup müzik merkezleri
ve atölyeler oluşturmanın derdine düşmüş ilk olarak. Tek bir oyuncağı
dahi olmamış çocukların eline enstrümanlar tutuşturmuş ardından, ki bu
zorlu süreçten yine alnı açık başı dik çıkmış. ‘El Sistema’ ile
üstlerine peri tozu serpilmiş yüzlerce genç bugün Avrupa’nın yeni
yetenekleri arasında gösteriliyor. 26 yaşındaki orkestra şefi Gustavo
Dudamel, 17 yaşında Berlin Filarmoni’ye katılarak orkestranın en genç
üyesi olan kontrbas sanatçısı Edicson Ruiz ve nihayet Simon Bolivar
Gençlik Orkestrası bunlardan ilk akla gelenler... Nitekim dünyaca ünlü
İngiliz maestro Sir Simon Rattle bile sürece ilişkin ‘Klasik müziğin
geleceği Venezula’da’ derken İtalyan maestro Claudio Abbado ise şunları
söylüyor: “...İnsanlar Venezuela’daki müzikten söz ederken buradaki hiç
bir ‘fakirin’ Mahler, Debussy ve Beethoven’ın kimler olduklarını
bilmediğini zannediyor ve tümüyle yanılıyorlar. Bu ülkenin biz
Avrupalılar’a öğreteceği çok şey var. Burada müzik, kültürel yaşamın en
temel yapı taşı...”
Kültürel başarı öyküsü
Gerisini anlatmayacağım çünkü sizler de izleyin istiyorum. Kültürel ve
sosyal bağlamıyla mutlak bir başarı öyküsü olan ‘El Sistema’yı ünlü
müzik yapımcılarından Paul Smaczny ve aktivist Maria Stodtmeier uzunca
bir çabanın ardından belgesele dönüştürdüler. İkilinin Temmuz 2007-Ekim
2008 arasında yaptıkları çekimlere 2009 Mart’ında son halini vermesiyle
ortaya çıkan ‘El Sistema’ belgeselini dünyanın önde gelen müzik DVD
firmalarından Euroarts yayınladı. DVD ve Blue-Ray formatlarında
hazırlanan 100 dakikalık ‘El Sistema’ süresince tanık olduklarınız
aslında sadece müziğin dönüştürücü gücüne işaret etmekle kalmayıp
hayattaki muhtelif sebeplerimize dair de bizleri ciddi sorgulamalara
sevk ediyor. Örneğin uğruna mücadele edecek bir ‘şey’ yokken
bazılarımızın varoluşunun içi tamamen boşalıyor. Örneğin bolluk içinde
yüzmek çoğu zaman yoksulluktan daha az acıtmıyor. Örneğin bir armoninin
peşinde kimi zaman koskoca bir yaşam ipotek altına alınabiliyor, vesaire
vesaire. ‘El Sistema’nın geçmişten bugüne uzanan öyküsüyle birlikte
Venezuela Ulusal Çocuk Orkestrası seçmelerinden görüntülerin de yer
aldığı film çeşitli müzik ve sosyal sorumluluk ödülleri toplayarak
dünyanın dört bir yanında bu aralar doludizgin gösteriliyor.
‘El Sistema’ya benzer bir yapıyı
‘Barış için Müzik’ projesi ismiyle
Türkiye’de kurup tümüyle kendi olanaklarını seferber ederek sürdüren
Mehmet Selim Baki’yi anmadan, sevgi ve saygılarımızı iletmeden
bitirmeyelim yazıyı. Mümkün olduğu kadar çok çocuğa karşılıksız müzik
eğitimi sağlamak ve barışın sesini müzikle duyurmak amacıyla çalışan
‘Barış için Müzik’in de hedef kitlesi alt gelir grubundan, müzik eğitimine ulaşma imkanı olmayan çocuklar. Bugüne kadar temel müzik
eğitimine katılmış toplam öğrenci sayısı 250’yi bulan ‘Barış İçin
Müzik’ ayrıca müzik eğitiminin tüm ülkeye yayılması ümidiyle, bu alanda
farklı kişi, kurum ve kuruluşlarla deneyimlerini paylaşmayı temenni
ediyor. www.siddetekarsimuzik.org
adresine girerek konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri
toparlayabilirsiniz. Nihayetinde müzikle beslenen hayaller kurup
bunların peşinden giden güzel insanlarla aynı havayı soluyabilmek için
Latin Amerika’ya gitmeye gerek yok, buyursunlar.(radikal)
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR