













Bizim Ata sözlerimiz, deyimlerimiz, tekerlemelerimiz oldukça ünlüdür. İmbikten çıkarak bugüne kadar gelmiş güzel ve özlü sözlerdir.
Bugün de dostlarımızla yine birlikte bu sözlerden biriyle buluşmanın mutluluğunu yaşadığımızı söylerken, bizlerle birlikte olmak istediklerini yazan yazın dostlarımızın aralarında olmak bize de oldukça haz ve onur vermektedir.
Yazılarımızı takip eden dostlara ve yazın arkadaşlarımıza binlerce selamlarımızı ve teşekkürlerimizi sunarız.
Yazımızın başlığı, bildiğiniz gibi Türkçe’mizde şaka olarak söylenen sözlerin Arapça’sıdır.
Dünkü yazımızda siyasete girmenin veya girmemenin şartlarını konu almıştık. Bugün de siyaset yapanlardan kimilerinin neden hep genç kaldığını, kimilerinin ise neden çok çabuk yaşlandığını özetle irdelemeye çalışacağız.
Dedik ya ‘Latife latif gerek’;
Eğer bir parti genel başkanı görür de elinde kırmızı dosya ile koşarak kürsüye çıkıyorsa, bilin ki onun bir acelesi vardır. Kırmızı dosya ile halkın dikkatini elindeki dosya üzerinde yoğunlaştırmak ve asıl yapacaklarını ya da yapmayacaklarını gözden kaçırmak içindir.
Bu tür politikacılar her türlü ip üzerinde hiç düşmeden oynayabilirler. Yaptıkları esnek hareketler insanları cezp eder ve çoğu kez takdirle karşılanırlar. Ama bu tür politikacılar çok dikkatlidirler. Halkın büyük bir kesimi kendini desteklemeye başlarsa tehlike çanları çalıyor demektir. Onun için oradan hızla uzaklaşmanın yolunu ararlar. Çünkü o yol iktidar yoludur. O yol dikenli bir yoldur. İnsanı yıprandırır. İktidar insanı yaşlandırır.Yaşlılık iyi değildir, sevimli gelmez insanlara. Çünkü çevresi hızla kendinden uzaklaşır ve tantanalı yaşamının sonunu getirir.
İkinci bir politikacı tipi daha vardır. O da, daha çok maddi çıkarlarla birlikte kendini ispat etme peşindedir. Balıklama atlar göreve. Birilerine emir eri olmuş, vatan elden gitmiş, insanlar yoksullaşmış, köle bir toplum yaratılmış onun umurunda değildir.
Tek amacı vardır iktidar olmak.
İktidar olmak güzel de, içini iyi dolduramamışsa beyninin vay gele başına. Baş, gövdeye hakim olamaz olur. Gövdede arazlar oluşmaya başlar, her bir sızı bir yerlerden nükseder. Dünyalığını elde eder, ama vücut dünyasının kimyası bozulur. Bu da ikinci tip politikacılarımızın dikenli, fakat bir o kadar da karlı yoludur.
Siz olsaydınız hangi yolu seçerdiniz?
1- Kırmızı dosyalı hiç yaşlanmayan muhalefet yolunu mu?
2- Devletin malı deniz misali iktidar yolunu seçip dünyalığınızı elde
edip her an Atlantik ötesi bir yurt edinmeyi mi?
3-Yoksa, Atalarınız gibi onurlu, erdemli yol olan Devlet Adamlılığını mı?
