Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
Kurultayların gösterdiği
02 Şubat 2009 Pazartesi 11:54

            İşçi Partisi ve Ulusal Kanal’ın girişimiyle yaklaşık bir aydır, Türkiye’nin çeşitli illerinde “Krize Çözüm Kurultayları” yapılıyor. Denizli, Trabzon, Niğde, Bozüyük ve son olarak Bursa’da yapıldı kurultaylar.

            Bu Kurultaylarla birlikte çok önemli bir gerçek ortaya çıktı. Derinleşen kriz, toplumun bütün kesimlerini vurmaktadır. İşçisinden işverenine, esnafından köylüsüne ve değişik siyasi Partilerine kadar çok geniş toplumsal ve siyasi yelpaze, kriz konusunda ortak algılara sahiptir ve krize karşı ortak bir çözüm programında birleşmektedir.

 

KATILIMCILAR

            Bütün kurultaylarda işçi sendikaları ve kamu çalışanları sendikalarının yanı sıra ziraat odaları temsilcileri bulundu.

            Bursa ve Bozüyük Kurultaylarına esnaf odaları temsilcileri; Niğde ve Bursa Kurultaylarında ise işveren temsilcileri katılarak görüşlerini açıkladılar.

            Niğde, Bozüyük ve Bursa Kurultaylarında, o şehirlerde bulunan bütün kuruluşların temsil edildiğini söyleyebileceğimiz bir bileşim sağlandı.

            Bursa Kurultayı’nı toplam olarak 37 kuruluş düzenledi ve destekledi.

            Bursa ve Niğde Kurultaylarında düzenleyici kuruluşlar arasında yerel basın yayın organları da bulunuyordu.

            Siyasi Partilerden ise CHP, DSP ve İP; kurultaylarda katılımcı veya izleyici olarak yerlerini aldılar.

            Bu tablo, yeni bir tablodur. Bu kadar geniş yelpazeyi bir araya getiren Türkiye’nin içine yuvarlandığı krizdir.

 

ÇÖZÜM PROGRAMI

            Her kurultayın sonrasında seçilen komisyonların, sunulan tebliğlerden hareketle hazırladıkları sonuç bildirgeleri katılımcıların oyuna sunuldu.

            Bütün Kurultaylarda sonuç bildirgeleri oybirliği ile kabul edildi.

            Oybirliği ile kabul edilen sonuç bildirgelerinde yer alan belli başlı maddeler şunlardır:

            1. Gümrük Birliği’nden çıkılmalı, Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusu geri çekilmelidir. IMF ve DB reçeteleri çöpe atılmalı, tam bağımsız milli ekonomi politikası benimsenmelidir.

            Gümrük duvarları ile iç piyasa korunmalıdır.

            2. Özelleştirmelere son verilmeli, özelleştirilmiş olan stratejik kurumlar yeniden kamulaştırılmalıdır.

            3. Hortumcunun malına el konulmalıdır.

            4. Tarım desteklenmeli, sanayi korunmalı, yabancı süpermarket ve hipermarketlerin iç piyasayı işgal etmesi önlenmelidir.

            5. Devlet eliyle yatırım gerçekleştirilmeli, iş sahaları açılmalıdır.

            6. Parasız eğitim ve parasız sağlık gerçekleştirilmelidir.

            7. İç borçlar ertelenmeli, dış borçlar yeniden yapılandırılmalı ve sağlanan kaynaklar yatırıma yöneltilmelidir.

            8. Türkiye, komşuları başta olmak üzere mazlumlar dünyası ile ilişkilerini geliştirmeli, kapitalist dünyadan kaynaklanan krize karşı ekonomisini güçlendirecek ilişkiler tesis temelidir.

            9. Özetle Türkiye, kendisini vuran krizden Atatürk’ün Halkçı Devletçi Modeline dönerek kurtulabilir.

           

TEK YOL DEVRİM

            Bu Program açıktır ki bir Devrim programıdır. Türkiye, gelmiş bulunduğu çöküş ve yıkım noktasından ancak bir Devrim Programı uygulayarak çıkabilir.

            Başka bir ifadeyle Türkiye, yeniden Kemalist Devrim rotasına girerek sömürgeleşme diyebileceğimiz akıbetten kendini kurtarabilir.

            Yakın zamana kadar bu tespiti sadece Devrimciler yapıyordu. Ve bu tespiti yapanlar toplumumuzun son derece küçük bir kesimi idiler.

            Ama şimdi aynı tespiti, yukarıda Kurultay katılımcılarını sayarken belirttiğimiz gibi toplumumuzun çok geniş bir kesimi, hatta diyebiliriz ki çoğunluğu yapmaktadır.

            “Tek Yol Devrim” sloganı 1970’li yıllarda maceracı solun bir sloganı olarak ortaya çıktı. Toplumsal gerçekliğe denk düşmediği için doğal olarak benimsenmedi ve belli bir grubun sloganı olmaktan öteye gidemedi.

            Ama şimdi gelmiş olduğumuz aşamada Kemalist Devrim rotasına yeniden girmek, bu Devrimi tamamlamak ve daha ileri götürmek Türkiye’nin biricik çözümü olmuştur.

            Eskiden “Devrim” seçeneğine soğuk durmuş, hatta bununda ötesinde karşı mücadele vermiş kesimlerin bugün “Devrim” noktasına gelmiş olmaları, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumla ilişkilidir.

 

MİLLİ HÜKÜMET

            Krize Çözüm Kurultaylarına önümüzdeki dönemde Anadolu’nun dört bir yanında devam edilecek.

            Yukarıda özetini verdiğimiz program deyim yerindeyse şimdi Anadolu’da ete kemiğe bürünüyor.

            Bütün Kurultaylarda, konuşulanların o salonlarda kalmaması ve uygun örgütlenmelerle katılımcıların birliğinin ve ortak mücadelesinin sağlanması gerektiği belirtiliyor.

            Aslında şimdi Anadolu’da, mevcut işbirlikçi iktidara alternatif olacak bir Milli Hükümet’e giden yolun taşları döşenmektedir.

            Program ortaya çıkıyor. Programı ete kemiğe büründüren halk örgütleri sahne alıyor.

            29 Mart’ta seçimler olacak. Ve biz 30 Mart günü Türkiye’nin en büyük sorununun, yani ekonomik krizin bütün ağırlığı ile önümüzde durduğunu göreceğiz.

            Ve işte o zaman Türkiye, Kurultaylarda kabul edilen Çözüm Programı’nın hayata geçirilmesinden başka çaresinin olmadığını görecek.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR