Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
Kürtçe Televizyon
06 Ocak 2009 Salı 13:57

AKP iktidarının Kürtçe yayın yapan televizyon kanalı TRT Şeş (Kanal 6), yayın hayatına başladı.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan hemen arkasından ikinci müjdeyi de verdi: Önümüzdeki öğrenim yılından itibaren Ankara ve İstanbul Üniversiteleri “Kürt Dili ve Edebiyatı” bölümlerini açacaklar.

Kürtçe televizyon, İktidar ve yandaşları tarafından “Kürt sorunu”nun çözümü yolunda, Cumhuriyet tarihinde atılmış en önemli adım olarak propaganda ediliyor. Gerçekten öyle midir? Kürt sorununun çözümünden gerçekten bir ilerleme mi gerçekleşti? Gelişmelere biraz yakından bakalım.

DEVLET MARİFETİYLE

Birinci olarak bilindiği üzere, TRT’nin Kürtçe yayın yapabilmesi için herhangi bir yasal düzenleme yapılmasına gerek duyulmadı. TRT, sınırlı da olsa yıllardan beri Kürtçe yayın yapıyordu. Ayrıca özellikle Bölgede yayın yapan yerel televizyonlardan bazıları haftanın belli günlerinde ve belli saatlerde zaten Kürtçe yayın yapıyorlardı.

Dolaysıyla TRT Şeş’in yayını ilk değildir. Sadece bir televizyon kanalının 24 saat, sadece Kürtçe yayın yapması bakımından bir ilktir. Öte yandan Kürtçe eğitim yapan çok sayıda okulun birkaç yıllık denemenin ardından öğrencisizlikten kapanması, son derece öğretici bir başka gerçeği gün yüzüne çıkardı. Demek ki “Kürtçe öğrenmenin” gerçek hayatta bir karşılığı bulunmamaktadır. Kürtçe öğrenmek, kişiye pratik bir “yarar” sağlamamaktadır. Bundan dolayı Kürtçe öğrenim kursları öğrenci bulamamaktadır ve kapanmak zorunda kalmaktadır. Ortaya çıkan bir gerçektir ki Kürtçe, Türkiye’de bu saatten sonra ancak “devlet zoruyla” öğrencilere öğretilebilir. Ve “devlet marifetiyle yaratılacak bir talebin” karşılığı olarak gerçek hayatta kendine bir alan açabilir.

Aynı durum “Kürtçe yayın” için de geçerlidir. Özel televizyonların Kürtçe yayın yapabilme olanağına sahip olması, yeterli talebin olmamasından dolayı kendisine bir “hayat alanı” bulamamıştır.

Şimdi devlet eliyle gerekli “hayat alanı” yaratılıyor.

 

BATI’NIN TALEBİ

İkinci olarak tespit edilmesi gereken olgu, TRT’nin bir kanalının Kürtçe yayına tahsis edilmesi talebinin Kürtlerden değil, Avrupa Birliği’nden ve Amerika’dan geldiğidir. Yıllardan beridir malum merkezlerden dillendirilen istekler bilinmektedir. Özellikle Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilgili raporlarında sıralanan “ödevler” arasında, Kürtçe yayın ilk sıralardaki yerini hep aldı.

Emperyalistlerden gelen bu taleplerin nedenleri bilinmektedir. Türk milletinin etnik temelde ayrışması, devletin etnik temelde yeniden yapılandırılması, tekil devletin sona erdirilmesi ve böylece Türkiye’ye yönelik Sevr hayallerinin hayata geçirilmesi için ortamın uygun kılınması. Türkiye-Batı ilişkilerinde 19. yüzyılın ikinci yarısında yaşananlar, bugün adeta yeniden tekrarlanıyor. Aynı düşmanlar, aynı strateji, aynı talepler ve aynı işbirlikçiler. Ama bir fark var. Türk milleti, yüzyılın emperyalizmle mücadele tecrübesine sahip ve emperyalistler geçen yüzyılın kadiri mutlak gibi görünen “hâkimleri” değil.

PKK NE DİYOR?

Üçüncü olgu: Bugün var olan sorunun tarafları olarak PKK ve DTP; özetle, Kürtçe televizyon ile atılan adımı bir “aldatmaca” olarak tanımladılar.‘Kürtçe, eğitim dili (ana dilde eğitim) olarak kabul edilmedikçe, bütün yapılanların göstermelik olmaktan öte bir anlamı olmadığını’ söylediler. PKK’nın tavrı, “sorunun” Kürtlerin demokratik taleplerinin karşılanması olayı olmaktan çıktığını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Gerçekten de Kürtlerin etnik farklılıklardan kaynaklanan taleplerinin tümü karşılanmış olmasına rağmen, “Sorun”un; en ağır biçimde hala gündemde olması ve giderek ağırlaşması, başka bir durumla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.


ARACI KULLANAN EL

Dolaysıyla bu saatten sonra Kürt meselesinde atılacak her adımın, yapılacak her düzenlemenin gerçekte ne anlama geldiği; kimin tarafından yapıldığına bakılarak sağlıklı bir şekilde anlaşılabilir.

Çünkü önemli olan “aracın” kendisi değil, o “aracı” kullanan “el”dir.Emperyalistlerin isteği ve işbirlikçilerin marifeti ile atılan her adım ancak ve ancak Türk ile Kürt arasına mesafe konmasına hizmet edebilir. Emperyalistlerin isteği üzerine yapılan her düzenleme, sadece ve sadece yeni isteklerin yolunu açar
. Hedef; Türkiye’nin etnik temelde yeniden yapılandırılması, Irak’ın Kuzeyinde kurulmuş olan Kukla devletin Türkiye’ye doğru genişletilmesidir. Nihai hedef, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunu da kapsayan İkinci İsrail’in kurulmasıdır. Onun için doğru politikanın birinci adımı, kararlı antiemperyalizmdir. Tam bağımsız Türkiye temelinde Türk’ün ve Kürt’ün sımsıkı birliğini hedeflemektir. Kürt dili ve kültürünün, tüm milletin ortak zenginliğinin bir parçası olarak her türlü özgürlükten yararlanması, ancak bu çerçevede doğru bir açılım olabilir. İşte o zaman Kürtçe TV yayını, İkinci İsrail’e giden yolu açan bir araç değil, Türk ile Kürdü, tek bir milli kimlik içinde birleştirmenin bir aracı olarak işlev görecektir.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Abdulmutalip İPEK
Yorum "YOK OLMANIZ DİLEĞİYLE" Sen yok olma
Cahilsin, affedilmez bir ihmalin ürünüsün.Samimiyetin kendisi göz bebeklerinden anlaşılır veya sözcüklerin aforizmasından, hafifsin yerçekiminin kaile bile almadığı... Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin, bugün dudağında başka bir tad var, boyunda başka bir yücelik. Bugün kırmızı gülün bir başka daldan. Ayın gökyüzüne bugün sığmamış. Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş. Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle, bir başka kavga var dünyada senin yüzünden, dünyada bir başka gidiş Biz senin gözlerinden gördük arslanlara meydan okuyan o ceylanı, Başka bir ovası var o ceylanın bugün iki cihandan da dışarı Seven insanın ayağı mı yok, işte ona ölümsüzlük kapandı. Yukarlarda onunla uçar gider. Gözlerinin denizinde onu arama. O inci bir başka denizde. Bakarsın bugün sever bu yürek, yarın sevilir bakarsın. Yüreğimin özünde başka yarınlar var. Mevlana Celaleddin Rumi
10 Ocak 2009 Cumartesi 23:49
NEZAHAT İNAL
Yorum Söylediklerinize inanıyormusunuz? diyeni samimi bulmuyorum.
'Önemli olan bu güzel ülkede birbirimizi reddetmeden nasıl yaşayabiliceğimizdir' bu yararsız ve ahlamsız bir cümledir.Toplumlarımızı etnik ayrımcılıkla karşıt guruplara ayıran ve birbirlerine cephe aldıran emperyalizmdir.Kendi uydurduğunuz ve inandığnız sözde gerçeklerler içinde yanlız kalacak siz ve sizin gibilerdir.YOK OLMANIZ DİLEĞİYLE..............
07 Ocak 2009 Çarşamba 08:42
Ahmet Şanlı
Yorum doğru
Evet Türkiye'de kürtçe yayın adında daha derinleşen bir sorun yaratılmaya çalışılmaktadır. Türkiye'de böyle bir sorun zaten yııllardır olmamıştı. 'Kürt sorunu' adı altında yıllardır olmayan bir sorun üretildi. Kimler tarafından neden? buralara getirildi. Türkiye'de hangi fabrikada, okulda, Kamu kurumunda, etnik ayrım yapıldı. Evet Türkiye'de Kürtçe tv kimler tarafınfan kuruldu ne için kuruldu bunu sorgulamak gerekiyor.
06 Ocak 2009 Salı 20:37
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR