













Bizler kanıksadık; günah keçisi bulmayı,
şamar oğlanı da bulunca vurun abalıya diye nara atmayı…
Kanıksadık; hır gür çıkarıp pozisyonu değerlendirmeyi,
konjonktürel davranarak bukalemun gibi renk değiştirmeyi…
Kanıksadık; galiz hareketleri renkli görüp benimsemeyi,
saman altından su yürütmeyi, kuyruğumuza basılınca veryansın etmeyi…
Kuyruklarına basıldı; daha çok kazanmak büyük oynamak istekleriyle gözlerini hırs bürüdü.
Ellerindeki büyük pasta onları kesmedi; fakirin kuru ekmeğine göz diktiler.
Adına da “kriz var” dediler. Evet, bu kriz “ekonomik” değil!
PSİKOLOJİK
Dibe vurmayınca sıçrama, büyüme olmuyor. Önce, dibe vurmak lazım…
Bu halkın önce kanaatkarlık duygusuyla sonra onurlarıyla sonra da paralarıyla oynamak lazım…
Halkı çaresiz yapmak lazım ki; yükselebilsinler, daha çok kazanabilsinler…
Kimin umurunda; fakir aç, işsiz kalmış, intihar etmiş, çaresizlikten kafayı yiyip çırılçıplak soyunmuş…
Neden umurunda olsun ki? Zaten amaçları da bu: Bu millette psikolojik çöküntü peyda etmek,
yoksulu zengine muhtaç etmek, bu sayede dilediği kişileri hırsları uğrunda kullanmak…
Kısaca, ekonomik kriz değil psikolojik savaş oluşturmak…
SOSYOLOJİK
Kriz sosyolojik. Gelişmemiş, gelişmekte olan ülkelerin güçlenmesini ve bu ülkelerdeki güçlenen orta sınıf halkın ses çıkarmasını engellemek,
oluşan psikolojik kaosla sosyal patlamalar meydana getirmek, halkın Arjantin’de olduğu gibi ayaklanmasını sağlamak...
Böylece istiyorlar ki, kriz çok yönlü gelişsin.
Ki bu sayede büyük savaşların zemini oluşsun.
SİYASİ
Bu hegemonyaların asıl niyeti dünyayı yönetmek. Artık yeni piyon kullanmak istiyorlar.
Daha sonra da sahneye çıkıp kendi güçlerini göstermek istiyorlar. Bildiğimiz gibi kriz öncesi dünyada bazı önemli noktalarda seçim vardı. Ve bu seçimler güçlerine güç katmak için, çöküntüye uğramış toplumu kanalize etmek için çok önemliydi…
Bu ülkeler: Başta Amerika ve İsrail sonra Türkiye ve Irak…
Bu güçlerin, özellikle Türkiye ve Irak’ta gelecekte inşa etmek istedikleri projeleri var.
Zaten asıl güç dengeleri buralara kaydı. Aslında kriz onların güçlerine geldi. Bazı noktalarda güçlerinin zayıfladığını fark ettiler. Ve eski güçlerine ulaşmak için de dünyada böyle bir kaos çıkarmak gerekti.
Aslında tüm bunları düşünürsek hesaba katmak istediğim bir senaryo var, kim bilir belki de gerçektir.
Evet, Davos zirvesinden bahsediyorum. Çark etmiş değilim. Ama ihtimalleri de göz ardı edemem.
Dedim ya; seçim var, İsrail Gazze işgaliyle dünyada prestij kaybetti, hatta kendi ülkesinde bile.
Boykotlar, protestolar falan… En azından kendi ülkesindeki prestiji yeniden sağlamalıydı. Çünkü İsrail de seçim vardı. Peres, Gazze katliamını haklı gösterecek Erdoğan tepki verecek, İsrail halkı da “ kimse bizim ülkemize böyle baş kaldıramaz” diyecekti ve sahiplenecekti.
Kolaydan prestij kazanma. Eğer bu planlı yapıldıysa yani Erdoğan ile bu art niyetlerini paylaşıp anlaştılarsa Erdoğan için zamanlamada yanlışlık var. Keşke seçime üç hafta kala falan olsaydı.
Başbakandan bunu beklemem ama bu güç dengelerinden her şey beklenir…
Evet, kriz dünyada oynanmak istenen büyük bir oyun, senaryo ve piyon…
Kriz ; psikolojik, sosyolojik ve siyasi…
