













Toplumun önünde gidenler topluma önderlik etmekten aciz… Gerçi böyle bir niyetleri olup olmadığı da meçhul…
Herkes pazara kendi doğrularını çıkarmış satıyor, alıcısı olsun da bedavaya verecek durumdalar…
Yaşadığımız asrın insanları geveze, geveze bir zamanda yaşıyoruz…
Telefonun keşfi kadar bir geçmişi olan dinleme olayını insan hesaba katmaz mı?
Söz uçar yazı kalır demişler benim gibi sıradan bir yazar mısın ki yazıyorsun…
Günlük tutmak Batı toplumlarına mahsus aynen demokrasi gibi… Fakat darbe günlükleri tutmak kime mahsus onu bilemiyorum…
Darbeler, müdahaleler, millet iradesine karşı çıkmak için örgütler kurmalar, olaylar tertiplemeler, Cumhurbaşkanlığı seçiminde parlamentoya girmemeler, makamın ne olursa olsun parti başkanlarını azarlamalar, işçiye, çiftçiye, memura haklı talepleri konusunda bile fırça atmalar, partizanlıkla suçlamalar, seçime bir kala sosyal devlet olduğunu hatırlamalar gibi şeyler muasır medeniyet denilen Batı’da yok…
İşleri sadece konuşmak olanlar, ömür boyu çalışanlardan daha fazla geliri çok daha az yıpranarak, bazen bir yılda, bazen bir ayda, bazen bir günde elde edebiliyor…
Bu durumlar ise Batı’da var bildiğim kadarıyla…
Bunun adı kapitalizm mi acaba…
O kadar okuduk ama bize bunu öğretmediler…
İnsanlar suiistimale her zaman açık…
Mevzular da öyle…
“Ağzı olan konuşuyor”…
Ne bazı siyasiler basına değer veriyor ne de basın bazı siyasilere…
Bu bakımdan sorun hayvan hakları değil o yazarın, bu arkadaşın kedisi, köpeği değil gerçekte, hayvanlara eziyet edenler veya onları sevenler de değil sorun, sorun insana verilen değerde gizli…
Kişisel kaprislerin ağına düşmüşler…
Reklamlar günümüzün en parlak yalanlarından… Üstelik millet olarak bundan hoşlanıyoruz da…
Ancak kimseye “gözünün üstünde kaşın var” denilmiyor… Bunu söyleyene aba altından sopa göstermekte çok mahir olanlar var… Kimler mi bazen siyasiler bazen idareciler bazen patronlar bazen babalar bazen anneler bazen öğretmenler…
Hoş görmek kimi aklı evvellerce bir yerde enayilikle eş anlamlı olarak görülür oldu…
Kimi makamı, mansıbı olanlar, etkisi, yetkisi olanlar bu imkânların kendilerine “Zeus” tarafından verildiğini düşünüyorlar…
Öyle de davranıyorlar…
Demokrasi içinde milletin iradesi üzerine bir güç yoktur ezberi “Şahin Tepesi”nde Mayıslar, Eylüller, Şubatlar derken su yüzüne çıkan ve “Bizans Oyunları”nı gölgede bırakan “Güç bende artık” söylemleri ve eylemleri ile sarsılıyor…
“ İnsan beşer bazen şaşar”.
Ancak, günümüzde şaşmak bir “yaşam biçimi”…
Bazen de insanın basireti bağlanır ya…
Adamın basireti bağlanıp şaşkınlığı aklının önüne geçmese hiç “ İki gözüm bu ülke iki sloganla yıkılmaz.” der mi?
Yıkılmasından korktukları kendi korku imparatorlukları iken…
im-PARA-tor....