













Facebook'ta takip et..
Bakıyoruz, karşımızda Ergenekon'a toz kondurmayan, darbe sanıklarını anlayan ve kollayan bir Kılıçdaroğlu görüyoruz. Suikast iddialarını ciddiye almıyor, psikolojik savaş belgelerini görmek istemiyor, darbe örgütlerine toz kondurmuyor, "yargı vesayetine" inanmıyor...
Daha demokratik bir anayasa yapacak ama demokratik anayasa çalışmalarına karşı ilk itiraz parmağını kendisi kaldırıyor.
Başörtüsü meselesini çözecek ama bu meseleyi yasal çözüme kavuşturan anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi'ne götürmekten imtina etmiyor.
Memleketi refaha kavuşturacak ama SSK'yı iflas noktasına getirdiğini hiç hatırlamıyor."
Kekeç, Kılıçdaroğlu'nun bir cümlesine de bir mim koyuyor ve yazısına
çok sert şekilde devam ediyor:
"Bir konuşmasında
"besleme ve yandaş basına son vereceklerini" söylüyordu.
Nasıl yapacak bunu?
Kalemimizi mi kıracak?
Silivri'ye mi tıkacak?
Hiç vakit kaybetmesin... Kimin kimden beslendiğini, ortada ne gibi usulsüz icraatlar bulunduğunu örnekleriyle açıklasın. Ben de kendisine, adeta bir ihale canavarına dönüşen ve devletten almadığı ihale kalmayan muhterem Aydın Doğan'a niçin ses çıkarmadığını, "darbe yandaşı" olan gazeteleri niçin problem yapmadığını, Kılıçdaroğlu şakşakçılığında sınır tanımayan "neo yandaşlar"dan niçin şekvacı görünmediğini sorayım...
Kapışalım..."