Kıbrıs'ta,"Barış Harekatı"nın üzerinden "36" yıl geçmiş.
1571'de Lala Mustafa Paşa,ve Piyale paşa komutasında ki Osmanlı ordusunun Kıbrıs adasının feth'ini gerçekleştirmesi ile başlayan,
Venedik'lilerin baskılarından dolayı,ada daki rumların osmanlı'dan yardım istemesi ile devam eden,Stratejik ve Coğrafi yönden de Osmanlı devletinin ilgisini çeken bu adanın, alınmasını bizzat isteyen padişah II.Selim ve Lala Mustafa Paşa'nın önderliğinde, kolay alınacağı öngörülen aslında biraz zahmetli olan süreçten sonra feth edilmişti.
Bu tarihi tesbitlerden sonra gelelim "Barış Harekatı"nın sebeplerine...
1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyet'inde,karışıklıklar baş göstermiş,Rum'ların her fırsatta Kıbrıs Türk'lerine uyguladığı,
faşizan,
ırk'çı fiillerinden dolayı Türkiye Ankara ve Zürih antlaşmalarından dolayı garantörlük sıfatıyla 20 temmuz 1974'te ada'ya müdahele etmek zorunda kalmıştır.
Bu müdaheleden sonra ada'da iki kesimlilik yaşanmaya başlamış,Kıbrıs Türk Federe Devleti,kurulmuş,zaman içerisinde bu Federe Devlet, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti ismi ile bağımsızlığına kavuşmuştur.
Uzun yıllardır, "Türkiye" dışında kimse
resmi olarak tanımamıştır,tanıyan bazı ülkelerde Uluslararası baskılar sonucu bundan vazgeçmişlerdir.
Yani; K.K.T.C.'nin Türkiye devleti dışında "dostu ve destekçisi" yoktur.
Avrasya'daki, Türk devletleri ve İslam coğrafyası da meseleye uzaktan bakmışlardır.
Yahu bu devlet! hem Türk hem de Müslüman'dır çoğunluk itibarıyla...
Niye hala tanınmıyor.?
Dünya hala muhatap olarak Rum tarafını üstelik "Kıbrıs Cumhuriyet'i"olarak tek parça olarak görmektedirler.
Coğrafya olarak Türkiye için hayati önem taşıyan,bu adanın, Türk tarafıyla ilgili de;siyasi iktidar AKP'de ciddi adımlar atmalıdır.
Çevresinde sıfır sorun teziyle Dış politika'ya yön veren, buna uygun politikalar ürettiğini söyleyerek bazı adımlar atan hükümet,Kafkaslar'da ve Arap yarımadasında ağırlığını koyarak bu devleti resmen tanınma siyasetini hızlandırarak bu süreci taçlandırmalıdır.
Bunu yaparlarsa yakın tarihin en büyük zaferlerinden birine imza atacaklarını bilmelidirler.
Ama bunu yaparken "Egemenlik" haklarında taviz vermeden,Yunanistan'ın tek taraflı olarak sürekli kaşıdığı "kıta sahanlığı" meselerinde geri adım atmadan yapmalıdır.
Bugüne kadar kazanılmış haklarda asla ve kat'a bir karış "ricat" etmemelidir.
Kıbrıs, bizim 439 yıllık sevdamızdır.
Güncelliğini ve önemini hiç kaybetmemiştir.
Dünya durdukça Kıbrıs'ta Türk'ün Bayrağı dalgalanmaya devam edecektir.
Sevgiyle kalın hoşça kalın...