














Ekim 2007, İzmir.
Alsancak’ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı’na gençten biri girer,
kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır, bir
bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini
anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar,
“silin” der.
*
Hep söylerim, ekmek parası diye ağlayanın maaşını, tavuk gibi buğdayla ödeyeceksin!
*
Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına...
“Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez” deyip, kapı dışarı ederler. Ve, internet sitelerinden alenen duyururlar:
“Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava!”
*
İlk kim, nerede yazdırdı bilmiyorum ama, Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı, bu olaydır.
*
Bir ödlek geri adım attı...
On binlerce cesur öne çıktı.
*
Atatürk’e sövme modası...
Dövme modası yarattı.
*
Köprüaltı
örnek oldu, İzmir’de yapılan Atatürk dövmesi, 50 bini aştı.
Yetişemiyorlar, her gün 30-40 kişi kazıyor vücuduna... Omuzuna,
bileğine, iman tahtasına, kalbinin üstüne... Doktor var, avukat var,
öğrenci, dekan, ev kadınları var. İstanbul’da patladı... Ankara,
Antalya, Bursa, Trabzon, Muğla, Eskişehir dövmecileri artık neredeyse
sadece bu imzayı kazıyor. 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda Mustafa Kemal
için ücretsiz çalışan 200’ün üstünde dövmeci var.
*
Dini
gerekçelerle dövme yaptırmayan, otomobiline yapıştırıyor. Taksilerin
camlarında... Motosikletine, hatta, bebe arabasına yazdıranı görüyoruz.
Atatürk imzalı küpe kulaklarda, rozet yakalarda.
*
Ölümünün
üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği
insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?
*
Neymiş, işten atarlarmış...
Bizim işimiz Atatürk.
*
Memleketimin
güzel kadınları, giydirin çocuklarınızı güzel güzel, doğum günüdür
bugün... Çünkü, her 10 Kasım, aslında 19 Mayıs’tır... Cumhuriyet
dediğin, korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları
tarafından geri alınır.
Mustafa Kemal, ilelebet payidardır.
