













Bugün herkesin anlata, anlata bitiremediği, bir sürü dile çevrilen, özellikle sonunu okuduğumda kendimi mutlu hissedeceğim söylenilen, bestseller listesinde uzun süre yerini koruyan KAYIP GÜL kitabını okudum.
Yaklaşık yarım günü içinde bitirdim kitabı, üslubuna ve hikâyenin güzelliğine diyecek bir lafım yok. Okunması güzel, yormayan bir kitaptı ama ben öyle çok abartıldığı kadar güzel bulamadım açıkçası. Belki de kitabın ortalarında bir yerlerde sırrını çözdüğümden olmalı beni şaşkınlığa uğratan, bitirdiğimde kendimi çok da mutlu hissettiğim bir kitap olmadı. Bitirdiğimde sadece almam gereken mesajları almış olmanın doyumunu hissetim.
Kitap, özellikle içimizdeki özenle beslediğimiz, bazen kavga ettiğimiz, çoğu zaman uzlaşamadığımız bazen çığlıklarını susturamadığımız ama buna rağmen dinlemediğimiz ikinci BEN’İ bulduğumuzda ve onunla uzlaştığımızda mutlu olabileceğimiz mesajını veriyordu. Doğru ya da yanlış ben ilk olarak bu mesajı aldım bu kitaptan.
Zaten benim içimde o kadar çok BEN vardır ki. Bazen seslerini uyarım öyle bir kavgaya tutuşurlar ki o içimdeki BEN’ler.
Birinin “mutlaka olacak” dediğine, diğeri hemen itiraz eder ve “imkânsız” der. Bazen biri “yapmalısın, gitmelisin” dediğinde öteki inatlaşır. İnadına yapmaz karşısındakinin istediğini, Bense bazen bırakıyorum onları istedikleri kadar kavga etsinler, bazen müdahale ediyorum, bazen taraf tutuyorum, bazen de ne haliniz varsa görün diyorum.
Karmakarışık benim içimdeki BEN’ler. Bazen biri iyilik meleği olur, bazen öteki bir şeytana dönüşür ve olmadık fanteziler üretir, Bazen rolleri değişirler, Bense bazen birinin tarafını tutarım bazen diğerinin tarafını. Hatta bazı zamanlar olur ki, içimdeki BEN’lerin iyi ve kötü savaşında bambaşka bir BEN daha söz alır ve çok anlamsız bir söz söyleyip alakasız bir konuya döndürür olayı ve alakasız bir kavgaya tutuşurlar içimdeki BEN’ler.
Zira çoğu zaman kafamın içi öyle gürültülüdür ki, fakat ben o gürültülere öyle alıştım ki içimdeki BEN’lere tanımaya başladıkça, onlara alıştıkça gürültülerine de alıştım. Beynimdeki sevdiğim, koruduğum, BEN’ler bazen birbirlerine küstüklerinde ve aniden susunca çok rahatsız oluyorum. Sevmiyorum kafamın içindeki bu sessizliği.
KAYIP GÜL kitabında aldığım diğer mesaja gelince, çevremizdeki insanların olmasını istediği bir insan gibi olmaya çalıştıkça, kendi benliğimizden uzaklaşacağımız ve aslında olmadığımız fakat olunması gereken kişiye dönüşeceğimiz.
Eğer mutluluğun kaybettiğimiz anahtarını arıyorsak oda içimizde, başka insanların olmamızı istediği değil, arzu ettiğimiz kişi olmaya çaba göstermektedir. Başkalarının istediklerini değil, kendi istediklerimiz yaparak bir yerlere gelmektedir. Bu yaşamımızın her alanında göstermemiz gereken bir hareket. Aslında öyle zor ki bunu yapmak, yani kendimiz olmak.
Bunu zaten hep düşünmüşüdür, insanın kendisi olması, kendisi gibi davranması, kendi istedikleriyle, istediği şekilde hayatına yön vermesi, ne kadar zordur bunca dayatmaların içinde diye, çünkü bize yaşamla tanışmaya başladığımız andan itibaren öğretilmeye başlanır, nasıl bir insan olacağımız. Çevremizdeki insanlar hep şöyle ol, böyle ol diye direktifler verirler. Şu yapmalısın, bunu yapmamalısın diye telkinlerde bulunurlar. Aslında özgürlüğümüzü elimizden almadıklarını iddia ederek, benliğimizi elimizden alırlar. Kim derse ki ben sadece kendim için yaşıyorum, hayatımın bütün kısımlarında sadece kendim için yaşadım, başka insanların söylediklerine kulak asmadan, sadece kendim oldum, kendi hayallerimi yeşertecek bir hayat yaşadım, emin olun doğruyu söylemiyordur, Çünkü insanların başkalarının dediklerine kulak asmadan, çevresindeki insanları yaşaması dünyanın en zor şeyidir. Zaten bunu yaptığını iddia eden insanda bunu zaten başkaları için yapar. Çevresindeki insanlardan takdir görmek için yapar, “kendi istediklerini yapıyor” densin diye bu şekilde hareket eder, özgürlük anlayışı bu şekilde gelişmiştir, “kendi hayatım” dediği hayatta mutlumudur peki işte orası tartışılır.
Herkese başkalarının kurdukları yaşamın içinde kaybettikleri mutluluğun anahtarını bulabildiği mutlu bir yaşam diliyorum.
