













Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız, Bizimkiler dizisini ertesi gün okul olduğunu bile bile izlediyseniz, Okulda coca-cola kutusunu ezip maç yaptıysanız, Işıklı spor ayakkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa, Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız, Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiysen, Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız, Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız, Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa, Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız, Telefonların jetonla çalıştığını hatırlıyorsanız, Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç gibi programları hatırlıyorsanız, Uhu ile oynamanın zevkini biliyorsanız, Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz, Annenizin poşetler dolusu taso, misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız ve bu nostaljide yazdıklarımı hatırladıysanız …
Noktalı yere gelecek olan duygulu veya tebessümlü cümleler sizin hakkınızdır. Herkesin kendine çocukken bir kahraman seçtiği yıllarda benim yaşamayan isimlerden bizden bir iki dönem önceki isimlerden, genç kuşaklardan ziyade yaşayan ağabeylerimiz vardı halen oldukları gibi. Bugün o ağabeylerimden birinden aldığım telefon beni çok mutlu etmekle beraber özlediğim o gülüş gözümde canlandı. Mutlu oldum mutsuz olduğum bir günde bu günde. Yaşıtı olmayı isterdim onunla daha fazla zaman geçirmeyi daha fazla muhabbet edebilmeyi onunla aynı vardiyada görev yapabilmeyi, elemanı olabilmeyi. ( eleman kavramı işçi patron ilişkisini içeren bir kavram değildir, söz konusu eleman farklı anlamdadır. Bal tutan elini yalar…)
Kendi imkanları ile devletten destek almadan Hatıra Ormanı yapacaktı ve oraya vefat eden iş arkadaşlarının adını verecekti. Tek başına olmadı tabi onu seven ona saygı gösteren herkes tuttu küreğin bir sapından. Ellerimizde nasırın ilk o günlerde oluştuğunu daha sonraları anladım. Hani sahanın bir köşesinde beklersiniz futbol maçına alınmak için gençsiniz ve oyuncular sizden çok büyük oyuna alınma ihtimaliniz bile yokken yanaşıp kenara hadi oyuna gir diyen insan. Duydukça anımsadık, anımsadıkça mutlu olduk. Her gecen an birçoğumuza tebessümle “nerde o eski günler” dedirtir oldu. Mutluluk hiçbir zaman küçük ya da büyük şeyler olarak tanımlanmamıştır. Bizler ya küçük şeylerle mutlu olmayı unuttuk ya da zaman mutluluğu büyük şeylere bağladı. Ama şu var ki; iyilik ve güzelliği ya da mutluluğu isteyip de başaramamak, sadece bizim bahanelerimiz arasında boğduğumuz terimlerden ibaret olur. Onun için hem kendi mutluluğumuz hem çevremize verebileceğimiz güzellik hem de bizden sonraki nesillere iyilik adına bir şeyler düşünmekten başlayabiliriz. Ne dersiniz? Bazı şeyleri anlamak için yaşamak lazım bence.Dikkat ettiyseniz isim vermedim,okuyunca bu benim desin diye...
SAYGILAR …
---
KÜÇÜK YERİN MÜKEMMEL İNSANLARI---
NEVZAT DEMİR, HAYRETTİN YILDIRIM, ALPASLAN BALCI, HASAN KAYA,RAMAZAN NAKÇİ, HALUK GÜLTEKİN VE CANIM BABAM...
TURAN ABİ, ZEKERYA ABİ, SUAT ABİ, NAHİT ABİ, SERTAÇ ABİ, SEZAİ ABİ, FEHMİ ABİ, SEYFETTİN ABİ, ÖMER ABİ, EMİN ABİ,NURETTİN ABİ,OSMAN ABİ,HALİL ABİ, SEDAT ABİ...
(UNUTTUKLARIMIZIN AFFINA MAHÇUBEN)
Başarılarının Devamına...
işte benim oğlum budur dedirten neden...
cihan