













Rusya ile Gürcistan arasında patlak veren Kafkasya krizi, Avrupa Birliği’nin de denetim ve gözetiminde sürdürülen görüşmelerin sonucunda anlaşmayla sonuçlandı. Acaba bu anlaşma ile her şey sona erdi mi? Kriz artık çözüme kavuşturuldu mu? Gürcistan ile Rusya yapılan anlaşmadan memnun mu?
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, Güney Osetya ile Abhazya’nın bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle sonuçlanan Kafkasya krizini bitirmesi planlanan söz konusu anlaşma, Gürcistan’ın memnun olmasını sağlayacak türden bir metin değil. Çünkü bu anlaşma ile birlikte Rusya’nın Güney Osetya ile Abhazya’nın bağımsızlıklarını tanıması uluslar arası arenada meşrulaşıyor. Bu ise Güney Osetya ile Abhazya’yı Gürcistan’ın toprakları olarak gören Gürcülerin memnuniyet duyacakları bir şey değil. Dolayısıyla bölgedeki sorunların sona erdiğini söylemek aşırı bir iyimserlik olur.
Kafkasya krizinin neden bu şekilde sonuçlanmayacağı sorusunun cevabı için, Gürcistan’ın Güney Osetya ile Abhazya’ya yönelik tutkularının kökenine bakmak lazım. Bu şekilde Osetler ile Abhazların Gürcülerle ilgili duygularını ve bağımsızlık arzularını da anlamamız mümkün olabilir.
Bilindiği gibi Abhazya ile Osetya, Gürcü asıllı Sovyet diktatörü Joseph Stalin tarafından Gürcistan’a hibe edilmiş olan yerler. Söz konusu bölgeleri Gürcistan’ın özerk bölgeleri yapan hukuki metin 1925 anayasası ve şu anda bu anayasanın geçerliliği yok. Yani Güney Osetya ile Abhazya’yı Gürcistan’ın bir parçası yapabilecek herhangi bir argüman mevcut değil. Bu durumda Gürcülerin bu bölgeleri kontrol altında tutabilmeleri için güç kullanmaları ve güçlerini kabul ettirebilecekleri bir otoriteye sahip olmaları gerekiyor ki, Saakaşvili ile Stalin kıyaslanamayacağı için bu mümkün değil. Bu bağlamda Gürcistan’ın 1989, 1991 ve 1992 yıllarında Güney Osetya’dan, 1992 ve 1993 yıllarında da Abhazya’dan geri püskürtüldüğünü hatırlamamız bize bir fikir verebilir.
Öte yandan 1995 yılında Bağımsız Devletler Topluluğu tarafından özellikle Abhazya’ya dayatılan ambargonun en önemli aktörlerinden biri olan Rusya, Kosova’nın Sırbistan’dan koparak bağımsızlığını ilan etmesi ve bunun başta ABD olmak üzere Avrupa tarafından kabul görmesi üzerine bölgeye uyguladığı ambargoyu kaldırdı. SSCB döneminde neredeyse her on yılda bir Gürcistan’a isyan eden Osetler ve Abhazlar gün geçtikçe Rusya’ya yakınlaşıyor. Yani Kafkasya’da kısa bir süre önce düşman olarak algılanan Rusya ve Putin, Gürcistan tarafından toprakları işgal edilen Osetler ile Abhazların kurtarıcısı durumuna gelmiş bulunuyor ki, bu da kaçınılmaz olarak Gürcülerin hamisi olan ABD ile Rusya’yı karşı karşıya getiriyor.
Soğuk Savaş döneminde tüm dünyaya tu kaka şeytan olarak lanse edilen Rusların Kafkasya’da barışı sağlayan unsur haline gelmesi, Çeçenlerin iki defa Rusya işgali yaşamalarından kaynaklanan öfkelerinin neden olduğu karşıtlıklarını saymazsak, Kafkaslarda Rusya’ya büyük bir itibar kazandırıyor. Nitekim Güney Osetya’nın, Rusya’ya bağlı olan Kuzey Osetya ile birleşmek istemesine yönelik haberlerin yaygınlaşmaya başlaması, Amerika’nın bölgede artık rakipsiz olmadığını gösteriyor.
Amerika’nın Kafkasya’daki en güçlü kalesi konumunda olan Gürcistan’ın hemen yanında bu şekilde bir Rus kalesi yaratılıyor ve bu şekilde iki süper güç bölgede karşı karşıya geliyor. Bu durumda Kafkasya krizinin sona erdiğini söylemek mümkün değil, hatta söz konusu krizin daha büyük küresel krizlere neden olmaması için dua edelim.
Kafkasya’da karşı karşıya gelen ABD ile Rusya’nın bir süre sonra Ortadoğu’da da karşı karşıya geleceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok. Nitekim İsrail’in Gürcistan askerlerini eğitmesi ve Gürcülere modern silahlar vermesinin Rusları kışkırttığını ve Putin’in, İsrail’i, söz konusu faaliyetlerine son vermediği takdirde İran ve Suriye ile olan ilişkilerini daha da güçlendirmekle tehdit ettiğini bir kenara not edelim.
Olayın bir başka yönü de var: Suriye’nin Rusya’ya duyduğu yakınlığın gün geçtikçe daha da çoğalması. Mesela, Şam’ın, Rus İskender füzelerini kendi ülkelerinde konuk etmek istemeleri ve Rusya’ya Tartus’ta bir deniz üssü vermeyi teklif etmeleri hiç de iyiye alametmiş gibi görünmüyor. Çünkü Rusya bu teklifi kabul ettiği takdirde yüzlerce yıllık sıcak denizlere inme hedefine ulaşmış olacak ki, böyle bir durumun nelere yol açacağını tahmin etmek o kadar da zor değil.
Sonuç olarak şöyle diyelim: Kafkasya krizi çözülmüş falan değil ve henüz çözülecek gibi de durmuyor. Aksine, Ortadoğu’ya da sıçrayacak bir yangının başlaması gibi bile görülebilir.
aferin