Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
İsrail İran’ı Vurabilir mi?
08 Aralık 2008 Pazartesi 00:00

4 Aralık günü bu köşede yayınlanan Ortadoğu Yeni Bir Krize mi Gebe başlıklı yazıda, İran ile İsrail arasındaki ilişkilerin gerildiğinden söz etmiş, İran’da yakalanan çok sayıda MOSSAD ajanının, İsrail’in İran’daki faaliyetlerinin en önemli göstergesi olduğunun altını çizmiş ve Yahudi devletinin, yumuşama eğilimleri gösteren Amerika’nın İran söyleminden pek hazzetmediğini ve İran’ın nükleer çalışmaları ile ilgili ajite edici söylentiler yayma çabası içinde olduğunu vurgulamıştım. Bu yazının yayınlanmasından hemen bir gün sonra, yani 5 Aralık günü yayınlanan gazetelerde, İsrail’in, İran’a bir gece baskını yapma hazırlıkları içinde olduğundan söz ediliyor ve haber, İsrail’in etkin yayın kuruluşlarından biri olan Jerusalem Post’un yayınına dayandırılıyordu.  

 

İsrail’in önde gelen gazetelerinden olan Jerusalem Post’un haberi göre, İsrail Savunma Bakanlığı, İran’ın nükleer tesislerini Amerika’nın yardımı olmadan vurmak için hazırlıklar yapıyordu. Bakanlığın, ismi açıklanmayan üst düzey yöneticilerinden birine dayandırılan haberde, İsrail’in, Tahran’ı vurmak için elbette ABD’nin desteğini öncelikli tercih etmek istediğini, ancak böyle bir şeyin olmaması halinde, bunu kendi başına da yapabileceğini ve buna yönelik stratejilerin geliştirilmekte olduğunun altı çiziliyordu. Savunma Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi, Jerusalem Post’un sütunlarındaki sözlerini şöyle bağlıyordu: Amerikan Hava Kuvvetleri’nden kodlar alınmadığı takdirde böyle bir saldırının yapılması çok zor olsa da imkânsız değildir ve bu tür bir saldırının geniş yelpazede riskler içerdiği açıktır.

 

İran’ın, kurulduğu günden beri İsrail’in varlığına tahammül edemediğini ve Ortadoğu haritasında bir Yahudi devletinin var olmaması gerektiğini düşündüğünü biliyoruz. Zaman zaman İranlı yetkililerin söylemlerinde de beliren bu tutkulu karşıtlık, Batı’nın tepkisini çeken İsrail’i haritadan sileceğiz şeklindeki sert açıklamalara kadar varabiliyor. Buna karşılık İsrail’in İran ile ilgili duyguları da İranlıların nefretinden çok aşağıda kalır özelliklere sahip değil. İran’da mevcut olan İsrail düşmanlığının hemen hemen aynısı İsrail sokaklarında hüküm sürüyor ve Yahudiler, kendilerine karşı olarak düzenlendiğine inandıkları her komplonun arkasında bir İran parmağının olduğunu düşünmekte herhangi bir sakınca görmüyorlar. Mesela, bütün terör saldırıları İran tarafından destekleniyor, İslamcı teröristler silahları İran’dan temin ediyorlar ve İranlılar, İsrail’i yok etmeye çalışan radikal dinci terör örgütlerini hem finanse ediyorlar, hem de onların bölgede barınabilmeleri adına ellerinden gelen yardımları yapmaktan geri durmuyorlar.

 

İsrail’in, sürekli diken üstünde durması ve süreğen bir kendini savunma psikolojisi içinde olmasının, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın, iktidara ilk geldiğinde konu ile ilgili olarak yaptığı İsrail’i yok etme temalı açıklamalar ve bu açıklamaların İran toplumunda sosyal bir kabule mazhar olması ile ilişkili olmadığı düşünülemez. Buna bağlı olarak, Amerika’da ve Avrupa’da faaliyet gösteren Yahudi lobisinin İran aleyhindeki etkin kötü propagandaları, birbirlerinin var olmamaları gerektiğine ve karşıdakinin sürekli olarak kendi aleyhine komplolar tertip ettiğine inanan iki düşman ülkenin birbirlerine olan bakışı bağlamında değerlendirildiğinde, İsrail’in, İran’ı dünyayı tehdit eden bir insanlık düşmanı ve terör yumurtalığı olarak lanse etme çabası içinde olmasının nedenlerini anlama konusundan herhangi bir sıkıntı çekilmez.

 

İran’a yapılması muhtemel olan bir Amerikan saldırısının, tüm bu nedenlerden dolayı, İsrail tarafından hararetle desteklendiğini ve kışkırtıldığını biliyoruz. Ayrıca İsraillilerin, Amerika’nın bölgede yarattığı hercümerçten yararlanmak istediği, hatta 1991 yılında meydana gelen ilk Körfez Savaşı sırasında, Washington’un da yardımıyla İran’a hava saldırısı düzenlemek istediği, ancak Amerikalılar tarafından kodların İsraillilere verilmediği biliniyor. Yine Mayıs ayında İsrail Başbakan’ı Ehud Olmert’in ABD Başkanı Bush’tan İran’a saldırmak için izin istediği ve sabık başkanın buna müsaade etmediği de hepimizin malumu…

 

Cumhuriyetçi neoconların iktidarda olduğu dönemlerde bile Amerikan hükümetini, İsrail’i yok etmeye ikna edemeyen İsrail’in, İran’ı kendi başına haklamak için birtakım hazırlıklara girişmiş olması, Yahudi yönetiminin, ABD’nin yeni demokrat hükümetini bu konuda asla ikna edemeyecek olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Fakat yine de Amerika’ya inceden bir birlikte yapalım mesajının da gönderildiği görülüyor. Amerikan Avrupa Komutanlığı [EUCOM] tarafından İsrail Hava Kuvvetleri’nin güvenliğinin sağlanması için Berşeba’nın güneyindeki Nevatim Hava Üssü’ne yerleştirilen radar, Amerikalıların, İsrail’i bütünüyle yalnız bırakmak istemediklerinin bir kanıtı olarak görülse de, İsrail’in güvenliği için çok şey yapmış ve yapmakta olan Amerikalıların, özellikle de Irak’taki korkunç başarısızlıktan sonra İran’a saldırabileceğini düşünmek pek mantıklı değil. En azından şu durumda…

 

İsrail, İran’ı kendisi için bir tehdit olarak görüyor ve bundan dolayı da İran için bir tehdide dönüşmenin ve İran’ı yok etmenin hesaplarını yapıyor. Şimdiye kadar bir türlü ikna edemediği Amerika’nın, Barack Obama hükümeti ile birlikte İran’a saldırmaktan iyice vazgeçeceğini ve belki de diyalog kurmayı bile başarabileceğini düşünüyor. Bundan dolayı da barış, huzur ve diyalog ortamının zeminin hazırlanmasından önce İran’a saldırmak ve bir şekilde İran’ı dünya kamuoyunda rezil ve kötü niyetli olarak benimsetmek istiyor.

 

Peki, olabilir mi? İsrail hedefine ulaşabilir, İran’dan kurtulmayı başarabilir mi? İran’ın, dünya barışını tehdit eden en önemli nükleer tehdit ve terör fabrikası olduğu düşüncesine dünya kamuoyuna benimsetebilir mi?

 

Kuşkusuz hayır! Amerika var olmadan İsrail’in gücü İran’a yetmez. Bunu İsrail de biliyor, ancak Washington’a blöf yapıyor. Öte yandan Amerika’nın, olayların bir noktaya gelmesinden sonra müdahalede bulunacağını düşünüyor. Bundan dolayı bu kadar cesurca çıkışlarda bulunabiliyor.      

 

Sonuç olarak diyebiliriz ki, İsrail’in sürdürmekte olduğu politika tamamıyla gerginlik üretmeye yönelik bir politikadan başka bir şey değil ve İran ile Amerika’yı tahrik ederek bölgede yeni bir savaşın çıkması için gerekli olan hataları yapmalarını istiyor.  

 

Haberajans.com okurlarının Kurban Bayramı’nı tebrik eder, sağlık, neşe ve mutluluk dolu günler dilerim.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
karib kul
Yorum ABD IRAK tan çıkmaz neden?
makale için teşekkür ederim yazarımıza .Ancak bu olası senaryolar içerisinde zaten iran a saldırmak planıda olan bir Abd nin Irak tan çekilmemek istemesi olmazmı.Siz İran a saldırmayı düşünseydiniz Iraktan saldırmadan geri çekilirmiydiniz.Hele hele topraklarını açmayacak ve sizin yanınızda savaşmayı düşünmeyen bir türkiye olacagını hesap etseydiniz Irak sizin için bir saldırı üssü olmazmıydı.Zaten Bop projesini israille beraber uygulamaya koymuş bir amerika ,yeni ortadoğu sınırlarını değiştirmek ve kendi sömürecegi kürdistanı oluşturmak istiyor ise savaşı başlatır çok çok ırak karışırsa kuzeyde kürtleri kullanır zaten türkiye eli kolu baglı bir şey diyemez bu arada kürtlere kürdistan vaadinide yapar hatta ilan eder,savaşta yanında olmayan türkiye ye bir ders olsun zaten bahanede arıyordu ve türkiyenin kendi yanında olmasınıda istemiyordu.Şimdi soruyorum siz Abd olsaydınız Iraktan neden çekilirdiniz ki ,Başarı sadece asker kaybı degil ki adamlar bir savaştalar insn kıyıyorlar,700.000 Iraklı sivilin yanında 1000 Abd askeri ölmüş önemli mi ki Abd için hem Hiristiyan dünyasınada bakın diz çöktürdüm müslümanları demiyormu.Yada günahları hafifletmek için dünyaya 1000 asker kaybettim yav aslında girmekte istemiyordum ama bir kere girdim hataydı gibi mesajlarla katlettiği ve sömürdüğü Irak ta yaptıklarını güzel göstermek istiyor olmasın...Bence abd savaşı kazandı..hemde çoktan istediğini aldı sıra sömürecegi bir devlet kurup İran bahanesiyle orayada girip enerji hattını kontrol edecek bir sömürge ülkeyi ilan etme sırasıdır..İran bahanesiyle zaten savaş maliyetini daha şimdiden yarattığı kriz ve araplara silahlanın iran tehdittir diyerek sattığı silahlardan çıkartı bu savaşı parasını öyle tirilyon dolarmış harcamış ırakta bahanesiyle yav istemiyorum ama bu müslümanlar rahat durmuyor sizi korumak için hiristiyan batı dünyasını bakın neler yapıyorum..Yemezler begim Abd menfaatlenmeyecegi merkep in önüne ot koymaz..otu koyuyorsa koyduğundan fazlasını almadan da gitmez..artık görelim bu gerçeği savaş çoktan başladı devam ede geliyor sırada iran akabinde türkiye var..her halukarda ortadoğu haritası gelecek 1000 yılda sorun çıkarmamak üzere Abd açısında degiştirilmek isteniyor.İşin daha derinin de israil var onlarda Abd Hiristiyan dünyasıda Müslümanları terörist olarak fişlemiş durumda.Bir mesih isa ve mehdi beklentisi peşinde merak etmesinler Hz.Mehdi geldi gelmesine savaş çıkarmalarına gerek yoktu ama zaten onlar savaş çıkaracaklardı bakalım bu körfezdeki savaş ta hiristiyan olmayan bir mehdi ve isa yı hesap edebilmişlermi hep beraber görecegiz. Gerçek Barışlar hiçbir zaman savaş sonucu ile elde edilemez savaşla elde edilen barış zorla elde edilen gönülsüz barıştır.Gönülsüz yapılan barış mutlaka ileride savaşı tekrar eder.Çünkü savaşan nesil içinde intikam duyguları uzun zaman ölmez..Kalpler de nefret tohumu ekilir..ve gelelim Obamanın meşhur sözlerine Barış için bazen savaş olmalı nobel ödülü alan birinin işte insanlık anlayışı..saygılarımla.
28 Şubat 2010 Pazar 03:49
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR