Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
İshak Alaton
11 Nisan 2011 Pazartesi 16:02

TUSİAD’ın, üniter devlet yapısından vazgeçilerek Kürt sorununun çözülebileceğini belirttiği ünlü Raporundan sonra, Derneğin duayenlerinden İshak Alaton; Bilgi Üniversitesi tarafından düzenlenen “Barışı Kurmak Konferansı”nda “Referandum”a gidilmesini önerdi.

            Alaton bu önerisine İngiltere, İskoçya ve Kanada (Quebec) örneklerini veriyor. İngiltere’nin herhangi bir bölgesi ve İskoçya’da, bildiğimiz kadarıyla hiçbir zaman ayrılık konusunda bir referandum yapılmadı. Buralarda sadece referandum talepleri var ve bu talepler İngiltere tarafından bu güne kadar kabul edilmiş değil. Onun için Alaton’un bu örnekleri durumu açıklamıyor.

Ama Quebec’te son olarak 1995 yılında referandum yapıldı. Quebec halkı referandumda, kıl payı farkla ayrılmaya karşı oy verdi.

Fakat bu örnekler Türkiye için bir anlam ifade etmiyor. Söz konusu Bölgelerde gerçekleşmiş olan veya talep edilen referandumlar, tamamen söz konusu ülkelerin ve orada yaşayan halkların bağımsız iradesinin sonucu olarak gündeme gelmektedir.

Türkiye’de ise referandum veya Kürtlerin ayrılması veya üniter devlet yapısı dışında bir devlet yapılanması içinde yaşayıp yaşayamayacakları, Türkiye’nin veya Türkiye Kürtlerinin gündeme getirdiği bir konu değil, tam tersine Amerika ve Avrupa’nın bölgemize ilişkin planlarının sonucunda önümüze gelmiş bulunuyor.

Dolayısı ile bizim önümüzdeki sorun, emperyalist dayatmalara boyun eğip eğmeme sorunudur.

 

İNKÂRDAN AYRILIKÇILIĞI DESTEKLEMEYE

TUSİAD’ın ve Alatonların Kürt sorununda değişen tavrı, onların işbirlikçi karakterlerinin sonucudur.

Arkamızda kalan yarım yüzyılı aşkın dönemde, Türkiye’nin işbirlikçi burjuvazisi Kürtlerin varlığını inkâr etti. Kürt halkına uygulanan baskı, inkâr ve zorla asimilasyon politikasını hararetle savundu.

Bu politikaya karşı mücadele eden Türkiye’nin devrimcilerini ise hapse attı, idam sehpalarına gönderdi.

1972 yılında Deniz Gezmiş idam sehpasına giderken “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği” diye haykırıyordu. İshak Alatonlar ise 12 Mart Generallerinin hemen arkasındaydılar.

Amerika ve Avrupa ise o zaman, İshak Alatonlar ve Cunta ile birlikte Kürtlerimize uygulanan inkar ve baskının ortakları durumundaydılar.

 

DEĞİŞEN POLİTİKALAR

Sonra devran değişti. Emperyalizm Bölgemizde bulunan bütün ulusal devlet yapılarını hedef almaya başladı.

1980’ler sonrası, Batı emperyalizminin dünyanın her tarafında olduğu gibi Bölgemizde de, bütün etnik toplulukların ayrı ayrı örgütlenmesini desteklediği, içinde bulundukları ulusal devlete karşı ayaklanmalarını teşvik ettiği bir dönem oldu.

Batı Asya’nın zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının Batılı emperyalistler tarafından dizginsiz yağmalanabilmesi için bu kaynaklara sahip çıkacak güçlü devletlerin olmaması gerekiyordu. Yani ulusal devletler tasfiye edilmeliydi.

Avrupa ve Amerika’daki bu politika değişikliği çok geçmeden işbirlikçilerinde tutumunda da değişiklik getirdi.

Türkiye’nin, bir yandan acente durumuna gelen, bir yandan mafyalaşan burjuvazisi işte bu gelişmeyle birlikte emperyalist efendileri ile birlikte ulusal devlet düşmanlığına kaydı.

TUSİAD’lar, Ulusal devleti, Atatürk’ü hedef alan anayasalarını hazırladılar.

Alaton’un “referandum” önerisini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

 

HAZİRAN SONRASINA HAZIRLIK

Gerek TUSİAD’ın Anayasa önerisi, gerekse Alaton’un görüşleri, aslında Haziran sonrası için söylenmiştir.

Gerçekte herkes Haziran sonrasına hazırlanmaktadır.

AKP; Kürt sorununda son derece radikal adımlar atacağını ama şimdi seçim ortamında bunu dillendirmenin doğru olmadığı görüşündedir. AKP’nin yerine, Güneydoğu’da işbirliği yaptığı Barzani, bunu açıkça ifade etti ve AKP iktidarının çok sıkıştırılmaması gerektiğini söyledi.

Abdullah Öcalan ise Avukatları aracılığı ile yaptığı son açıklamada, Haziran’dan sonra eğer çözüm olmazsa kıyametin kopacağını ilan etti.

Her durumda görülen şudur:

Avrupa ve Amerika Türkiye’nin ulusal devlet yapısının sona erdirilmesi açısından durumun elverişli hale geldiğini düşünmektedirler. Bu amaca ulaşmak için yaptıkları plan, 12 Haziran’da AKP’yi tekrar iktidara getirmek, CHP ve MHP’nin bu iktidarın gerçekleşmesine hizmet edecek politikalar izlemesini sağlamak, 12 Haziran sonrasında ise bir yandan güdümlerinde bulunan ayrılıkçı hareketi provoke ederek ve Türkiye’nin yurtsever güçlerine yönelik saldırılarını bir üst düzeye çıkararak hedeflerine ulaşmaktır.

            Öcalan, TÜSİAD ve Alaton’un açıklamaları bu plan dahilinde anlam kazanmaktadır.

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR