Atom altı dünyasına kadar indi bilim ve fizik altı bir dal daha buldu insan oğlu; qantum fiziği... Bilim ilerledi akla gelmeyen ürünler üretildi ve bilim dallarının tamamı hızları artarak ilerliyor ve her sorunu aştıkça yenilerinin peşine gidiyor bilim dünyası. Bir nesil öncesinin hayal etmediği ya da edemediği teknolojiyle üretiyor ve tüketiyoruz. Bir nesil öncesinden çok farklı koşullar içerisinde yetişiyor gelen her bir nesil ve ilerlemenin hızı her geçen gün biraz daha artıyor. İnsanlık bambaşka sorunların kapısında duruyor ve aşama kaydediyor. Bilimin nimetleri her alanda görülüyor ama öte yandan gelişen teknolojinin ve yoğun sanayii üretiminin ,artan nüfus ve değişen ve sürekli tırmandırılan tüketim alışkanlıkları ve tüketme baskısının doyuma ulaşması yolunda üretilen artıklar ve üretim süreci artıkları dünya ekosistemini geriye dönüşü olmayan bir noktaya getirmiş durumda. Buna rağmen dünya üzerindeki egemen sistem ve bu sistemin kural koyucuları ve uygulayıcıları büyük bir duyarsızlık içinde zenginliklerini akıl almaz sınırlara ulaştırmışlıklarının ötesine taşımak istiyor ve bunun için ne gerekiyorsa yapıyorlar ve yapacakları apaçıktır. İşin ilginç yanı gün geçtikçe bunun gerektirdiği şeyleri yapmak için daha açık ve görünür eylemler yapıyor ve sürekli açıklar veriyorlar. Birileri dünyayı kendilerine ait ve tamamen kendi mülkleri gibi görüyor anlaşılan ve bundan dolayı oldukça rahat ve güvenle hareket edip dünyanın anasını ağlatıyorlar, ağlattılar , ağlatacaklar... Ustalardan, Nazım ne diyordu bizim için “açsak al kan içindeysek eğer/ ve halâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak eğer/demeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin, senin be canım kardeşim...” Bunu üstüne alınmak ya da alınmamak her bir insan evladının yapısına, algı genişliğine, bilgi birikimine, duyarlılığına, insafına, hikayesine ve bakış açısına göre değişen bir edinim oluyor.
Savaşlar, salgın hastalıklar(!), global ekonomik krizler, çevre kirliliği, sera gazları, doğal dengenin bozulmuşluğu, değişen güç dengeleri ve demokrasi ihracatı- ithalatı, darbeler darbeciler, vatan severler- vatan hainleri ve ... uzayıp giden bir karşıtlıklar listesi. Birileri bu karşıtlıklardan büyük bir çıkar sağlıyor gibime geliyor, tarihin kayda geçmeye başlamasından daha evvelinden itibaren...
Kan davaları ya da daha büyüğü hatta dünya geneline yayılabilen türü, savaşlar hangi halkın en üst kademesinden en alt kademesine kadar hepsine fayda sağlamıştır? Hangi halk evlatlarını kaybetmeden ve hangi savaş kan akmadan,canlar yok olmadan kazanıldı? Hangi savaş anaların yüreğini kanatmadan geçti tarihe, hangi savaş ardında yetimler öksüzler bırakmadı? Daha neler var sorulabilecek, neler... Ama kelimeler takılıp kalıyor aklımın süzgecine, gözlerimde biriken yaşları zorlukla tutabiliyorum. Alın lobumun zihin perdeme ardı ardına yansıttığı veriler hiçte kuru gözlerle izlenilebilecek gibi değil... Akıl algılıyor ama ne vicdan ne de mantık bir türlü kabul edemiyor ,onaylayamıyor. Ne kadar da körmüş türümüz ve ne kadar da sağır ne kadar vahşi ve yabaniymişiz. İlkellik mi medeniyetin kurucuları bizler bununda emsalsiz temsilcileriymişiz ve ilkel, barbar dediğimiz medeniyetleri silmişiz yeryüzünden en barbar ve vahşi eylemlerle. Barbar kim biz mi yoksa kızıl derililer mi? Barbar kim bizler mi yoksa üstlerine bombalar yağan masum insanlar mı? Barbarlar kim ;savaş tanrıları , insan kaçakçıları, silah tüccarları, derin devlet örgütlenmeleri, takıntılı liderler, dev sanayii firmaları öte zenginleri yerkürenin ve umut tacirleri ,sanayii türleri envai çeşidiyle (sinemadan basın yayına,hazır gıda sektörüne kadar ve daha niceleri)... Sanırım bu anlaşılır bir liste oldu, tabii ki eksiklikleri var ama daha fazla yazmak istemiyorum , zaten kötü olan yeterince şey var .
İşte tüm bunlar ve ekleyebileceğiniz çok daha fazla veri ışığında birkaç dakikanızı ayırıp düşünmenizi rica ediyorum ve vardığınız sonuç ne olursa olsun birkaç dakikanızı ayırıp sessizce oturun ve gerçek anlamda iyi olana odaklanıp iyi olanı isteyin tüm insanlık için...