













Hayatı yaşamaya çalışıyorsun, ortalamanın çoğu zaman altında, sürekli yettirme telaşı içinde. Sabırsızlanıyorsun yıllar geçtikçe; korkuyorsun.. değişmiyor hiç bir şey, vasatın altında bir hayataşükrediyorsun, ‘’ çok şükür sağlığımız yerinde’’. Oysa; trafiğe çıktığında el-kol hareketleri yapıyorsun, kırmızıda geçiyor, kızıyorsun senin gibi ekmeğinin peşine düşmüşlere. İşyerini açıyorsun Bismillahla ama işler kesattır esnaf için; nedendir bilinmez centerlere yönlendirilmiştir o halk. Direnmen zordur; gittiği yere kadar esnafsındır.Kredilerle döndürmeye çalıştığın çarkında su kalmamıştır. Can suyuna muhtaç bırakılmışsındır. O su gelsede akış yönüde kredi kartlarına, vergilere gider, yani ondan gelen ona gider; ne tuhaf bu parasal döngüde bir araçsın belki, hani hileli tapu satışlarında aradaki kişi gibi.
Kızarsın ; kendi hoşgörü dinlerini; dilenciye dağıtır gibi yardımlarla ayakta tutmaya çalışan ve ibadetin değil itaatin şart olduğu bu çarka.. Kızarsın. Molotof kokteyli atılmıştır bir otobüs yanmıştır bir kız ölmüştür. Biz yine bize zarar vermişizdir. Bizim gibi bir ailenin çocuğu katledilmiştir. Biten hayatlar öylesine bizden ki ; şehitlerimiz gibi, ve maden ocağında can vermiş işçiler gibi .. Ve acılarımızla yüzleşmeyelim diye yardımlarla sarıyorlar yanmış yürekleri, yalnızlık sarıyor dört bir yanı, yalnızlık , kırgınlık yoksulluk sardıkça bireyleri, dört bir taraftan sarılıyor ülken, içeride ve dışarıda , kara sularında, maden ocaklarında, tarımsal ürünlerinde her yerinden sarılıyorsun düşmanlarınla. Nazara geliyor hayat, canlar gidiyor, aklın aydınlık değil ki, hep şüphe: demiyorlar ki, ''suçlu biziz'' ve işin aslı budur. Demiyorlar. Dedikleri:
‘İhmali bulunanlar yakalanacaktır, adalete teslim edilecektir.’ ve İhmale gelmiş hayatlarımız birikiyor nufus kütüklerinde: ‘’ ölü’’
Son zamanlarda sadece ağlıyorum, kendimden bir parça kaybetmişçesine yanıyor içim. Hep tedbir vaadi ki o tedbirlerde iş güvenlik malzemelerini satmak için değil midir. Hep yasal düzenlemeler olur ve nedense tüm bu düzenlenmelere rağmen düzene girmeyiz, çünkü düzelmeyecek hatalar vardır. Canını düşünmeyecek kadar geçim derdinde, insanlar vardır. Biziz onlar. Can veren biz. Ekonomik kalkınmaların dışında kalıp, gerilemeleri bile gerilerden takip eden, sosyal yardım peşinde koşmaktan yorulmuş, biz. Yani insan. Yani her şey özelleşirken, sermeyenin tekeline verilen insan.
Sonuç: İnsan hayatı değersiz.
Bu sözler sana ey ölüm, zalimin elinden geldin. Ne güzel ! Ne güzel !
Parçalandı mı sandın bedenim. Çürüdü mü yada koktu mu ?
Ne usta yazarlar gördü,
Ne yalancı siyasiler,
Nede çözüldü failim,
Arkamda gözü yaşlı araştırmalar;
Arkamda karanlıklar, ışıksız yarınlar
Bağlamanın telindeki en yürekli nota gibi,
Şairin gönlündeki mavi bir dalga gibi
Geldin ey ölüm, sırtımdan, zalimden yana
Pislik, çirkef,
Hin mi hin;
yorum