













Tarih; 15 Ekim 2008.
Yer; Balıkesir.
Konu; Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un basın açıklaması…
Genel Kurmay Başkanı , Bayraktepe’de meydana gelen olayın söz konusu yerde çarpışan askerlerimiz açısından bir kahramanlık destanı olduğuna ve bölücü terör örgütü açısından ise adeta bir intihar saldırısı olduğuna vurgu yaptı.
Bu sözlerin altına imza atarım…
Ayrıca; bölücü terör örgütünün yaptığı eylemleri başarılı gibi gösterenlerin, akan ve akacak olan her damla kanın sorumluluğuna ortak olacaklarının da altını çizdi…
Bu sözlerin altına imza atarım…
Türk Silahlı Kuvvetlerinin her zamankinden daha güçlü, daha kararlı ve daha azimli olduğunu belirttikten sonra da herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet etti…
Bu sözlerin altına da imza atarım…
Bu millet de imza atar…
Hadi bazıları taraf fakat bazı basın mensupları ve meşhur köşe yazarlarınca bu görüş ve düşüncelerin bu kadar eleştirilmesine de doğrusu hayret ettim…
Onlar galiba, “...dikkatli olmak ve doğru yerde bulunmak…” konusunda alınganlık gösterdiler…
Çünkü; bir gazetede köşe sahibi olmakla kendilerini her şeyin üzerinde ve her şeyi eleştirebilir konumda gördüler…
Kamuoyu oluşturmak adına kamuoyunu yanlış yönlendirdiler…
İçlerindeki iyi niyetlileri ise sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak adına hareket etseler de sürekli, kapını kapalı tutsaydın, eşeğini sağlam kazığa bağlasaydın mantığı ile hareket ederek, sürekli ev sahibini suçladılar ve adeta hırsıza sahip çıktılar…
Şimdi de “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” mantığı ile iğneyi kendilerine batırmak alışkanlıkları olmadığı için, sürekli başkalarına çuvaldızını batırdıklarından olsa gerek kendilerine batan bir iğne bile canlarını yaktı galiba…
Baksanıza hızla Türk Basını’nın altın çocuğu olmaya doğru koşan Ahmet Hakan bile, Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un basın açıklamasından sonra darbe günlerini anımsamış ve nedense darbe olursa hapı yutacağını düşünmüş ve Genel Kurmay Başkanı’nın teşekkür ederken dahi konuşmasındaki vurgu dolayısıyla hala şokta kendine gelememiş…
Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un basın açıklamasında belirttiği görüşlere ve üsluba karşı çıkan bazı yazarlar ise demokrasi ve basın özgürlüğüne vurgu yapmaktalar.
Ne alakası var…
Bunlar okşandıkça sırnaşan, dövüldükçe tırmalayan nankör kedi cinsindendir… Zorları ondan olsa gerek…
Bunların demokrasi ve basın özgürlüğünü değişik amaçlar için kullanan cinsleri, demokrasi ve basın özgürlüğüne inanan cinslerinden emin olun daha fazla…
Demokrasinin beşiği İngiltere değil mi… Onlar terör ile nasıl mücadele etmiş ve İngiliz Basını’nın teröre tavrı ne olmuş…
Bu gün küreselleşen dünyanın efendisi ABD teröre müdahale etmek için nerelerde neleri göze almakta…
Bu millet birlik bütünlük içinde fakat ayrı gayrı göstermeye çalışanlar var…
Her meslek grubunda ve yerine göre yetkili-etkili konumdalar demek ki… Arif olan anlar…
Çürük elmalar ayıklansın ama kurunun yanında yaş yanmasın…
Demokrasi içinde düşünce özgürlüğüne evet, fakat askerimizi, polisimizi ve insanımızı şehit edenler ile onlara kol kanat gerenlere ister partili olsun, ister belediye başkanı olsun, ister asker içine sızmış olsun, ister polis içine sızmış olsun binlerce hayır…
