











Issız Adam'ı izledim izleyeli kimyam tam anlamıyla altüst oldu.Yazmadan duramam.
Ne kadar gerçekçi ne kadar yaşanmışlık kokan bir film.
Çağan Irmak'la hüzünlenmeye,gözyaşlarımıza sığınmaya alıştık ama hayatın bu kadar da ortasından geçen izleyeni adım adım yaralayan bir film seyretmeye hazırmıydık bilemiyorum.Etkisini zaman gösterecek..
Yaşanmışlığa dair böyle bir senaryo ortaya çıkarmak kolay olmasa gerek.
Tebrik kere tebrik!. Olağanüstü!.
Müziklerin tamamı uzun bir düş yolculuğuna çıkarıyor bir o kadar huzur veriyor.
Başlıcaları Nil Burak 'Yalnızım Ben' , Ayla Dikmen 'Anlamazdın' harikulade..
Ne kadar anlatmaya çalışsam,ruh halimde yarattığı etkiyi yazıya dökmeye çabalasam başaramam,inanın.Fena etkilendim filmden..
Ezber bir yorum olacak belki ama bu yıl görebileceğim en iyi film diyebilirim herhalde. Zannetmiyorum ki bu filmin önüne geçebilecek böyle etkileyici olan içine böyle girebileceğim bir film olsun. Zor..
Alper karakterini oynayan Cemal Hünal muazzam.Jest ve mimikleriyle,savruk tavrıyla,duruşuyla,rolü mükemmel bütünlemiş.Seyirci Alper'i izlerken öyle bir karakterin var olacağına inanıyor.Seyircinin inanması çok önemli,uç bir tip çünkü.Hikayeyi sürükleyen o,her sahnede gizemli bir hali var nasıl davranacağı ne diyeceği dikkatle bekleniyor.
Ada'yı oynayan Melis Birkan'ın yüzünün saflığı var olan sempatikliğini iyice perçinliyor.İzlerken seviyoruz onu ısınıveriyoruz hemen (aynı,Aşk Tutulması'nda Pınar karakteriyle Fahriye Evcen'i sevdiğimiz gibi).Özellikle gülüşlerinde o sade haliyle çok tatlı. 'Bakmaya kıyamassın' derler ya öyle bir Melis. Oyunculuğu da aynı derecede güzel.Alpere tutulmadan önce ki kararsız olan hali ama kararlı görünerek kolay elde edilmemeyi hedefleyen kızı çok zarif oynamış.Yaşadığı hayal kırıklıkları,her an ağlamaya müsait ruh hali çok gerçekçiydi.
Erkeğin,kurulu olan düzenini değiştirip tek kişilik hayatını iki kişilik hayata dönüştürmesi oldukça güçtür.
Öyle değil midir hayatta? Erkek hep geriden,çekinerek gelmez mi?
İlişkinin öncesinde,ilişkinin içinde,evlilikte,boşanmada kısaca ilişkinin her evresinde geri tutmaz mı kendini? Kaçmaz mı oluşabilecek gerçeklerden? Köklü değişimlerden olağan şekilde ürkmez mi?
Çok sevse bile değişmeye,çift olmaya kolay razı olur mu? Olmaz..
Bu yönüyle Alper bir çok erkeği özetliyor var olanı yansıtıyor.
Başrollerini Şener Şen ve Meltem Cumbul'un oynadıkları Gönül Yarası'nı izleyeli dört yıl oldu.İyi hatırlıyorum o filmde aynı etkiyi yaratmıştı bende,çıktığımda yine darmadağındım.Ruhum sarsılmıştı.Uykuya geçene kadar ara ara film aklıma geliyor burkuluyordum.
Issız Adam'dan sonra da öyle oldu.Öylece duruyorum boş bakıyorum etrafa.Derinlerdeyim..
Bazı filmleri izlerken,bitmesin diye bir istek oluşur insanın içinde,işte bendeki öylesi.İzliyorum ama hep bir yandan 'Çabuk bitmesin' isteği var içimde.
Filmin içindeyim çünkü.Yaşıyorum.
Yaşanan aşkların,sevgilerin dününden,bugününden,yarınından her şey var..
İlişkileri,insanı,hayatı anlatıyor bütünüyle..
Hayatı paylaştığım biri yok,yalnızım yani bilesiniz.Yakın zamanlarda bir ilişkiden çıkmışlığım da yok (durum böyle olsaydı nasıl bir halde olurdum kim bilir diye düşünüyorum da hiç iyi olmazdı herhalde..)
Neden peki bu etkilenme? İki gündür soruyorum kendime. Neden?.
Filmde beni böylesi derinden etkileyen,üzen,hissetmeye sevk eden şey ne? Filmin neresi yıktı geçti beni? Finalde Atlas Pasajı'nda göz göze yapılan diyaloğun yutkunduruculuğu mu? Film boyu içten içten akan göz yaşları mı? Müzikler mi? Hangisi?
Cevap yok.. Bulamıyorum..
Gönül Yarası için birazcık yanıtlarım bu soruları ama Issız Adam için verebileceğim bir yanıt yok,inanın..
Yaşadım hüzünlendim hepsi bu.
Kasım ayına uygun haldeyim.. Hüzünlü ve buruk..
Böylesi işte..
Kendime yakın gördüğüm herkese filmi görmesini söylüyorum.Sizde görmediyseniz en hızlısından bir fırsat yaratıp sinemaya koşun.
Pişman olmazsınız inanın.
Ben hafif hafif tekrardan gitmeyi düşünmeye başladım bile.
İkinci hüzün seansım yakındır..
''tebrikLer''