Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr
HSYK filan
19 Ekim 2010 Salı 09:26
HSYK seçimleri yapıldı...
Seyrediyorum televizyonda, genç bir savcı, oy vermek için sırasını
bekliyor, kucağında 5-6 yaşındaki kızı, meğer eşi de hâkimmiş, haliyle o
da oy kullanmaya gelmiş, hâkim anne çıkacak, savcı baba girecek,
“Çocuğu bırakacak kimsemiz olmadığı için beraberimizde getirdik” diyor.
*
Beyşehir.
Hacıakif Mahallesi.
Kapıda ambulans.
Üç
katlı apartmanın giriş dairesinden battaniyeye sarılı cansız bir beden
çıkarıyor polisler, suratları allak bullak... Savcı nezaret ediyor,
neler görmüş o güne kadar ama, bu başka, duygusal olarak darmadağın...
Battaniyenin içinde bir kız çocuğu var çünkü.
*
Tavana asmış kendini.
*
Bakıyorlar sağa sola.
Öğrenci kimliği...
Henüz 14 yaşında.
*
Bekliyorlar
biraz, ne gelen var eve, ne giden... “Annesinin arkadaşıyım” diye
telefon eden bir kadının ihbarıyla geldikleri adreste, cenazenin
sahibini arıyorlar. Kadını buluyorlar. “Annesi nerede?” diye
soruyorlar... 10 gün önceki fuhuş operasyonunda içeri tıkıldığı ortaya
çıkıyor.
*
Ya babası?
*
Anneyi tanıyan kadın, babayı
tanımıyor, “Ana-kız yaşıyorlardı” diyor. Komşulara soruyorlar. Bilen
yok. Zaten 15 gün önce taşınmışlar, tüm bildikleri bu... Ev kiralık. Ev
sahibi bulunuyor. “Kadınla adam geldi, evliyiz dediler, adam eczacı
kalfasıymış, parada anlaştık, verdim” diyor. Eczacı kalfası denilen
adamı soruşturuyorlar... Kocası değil. Eczacı da değil. O da içerde.
Aynı operasyondan.
*
Son çare muhtar... Muhtara gidiliyor. Evet,
15 gün önce taşınmışlar ama, ana-kız kayıtlı, adam yok, Aksaray’dan
gelmişler Beyşehir’e, Aksaray’daki eski adresi veriyor muhtar...
Aksaray’a soruluyor. Dram büyüyor. Babası, dört sene önce birini
öldürmüş, cezaevinde yatıyor.
*
Üstelik, baba öz baba değil...
Canına kıyan kızın, gayrimeşru ilişkinin meyvesi olduğu, annesinin bu
adamla evlendiği, adamın da kızı nüfusuna geçirdiği ortaya çıkıyor.
*
Okula
soruluyor. Öğretmenlerin başından aşağı kaynar su dökülüyor. Çünkü, ne
ananın içeri tıkıldığından haberleri var, ne babadan, ne de kızcağızın
kendini astığından... Yeni öğrenci, derslerinde başarılı, yürüyerek
gelip gidiyor, yalnız; tüm bildikleri ev adresi.
*
Ana içerde.
Babalık içerde.
Ana yıllar önce reddedilmiş, akraba yok, varsa da, nerede olduklarını bilen yok.
*
Kız tek başına... Morgda.
*
Beyşehir
Belediyesi yıkatıyor talihsiz körpenin bedenini, götürüp, Merkez Çarşı
Camii’nin musalla taşına koyuyor. Öğle namazından çıkan cemaat kılıyor
hiç tanımadıkları hemşerilerinin namazını, âdetten ya, haklarını helal
ediyorlar... Alıyorlar omuzlara tabutu, cenaze arabasına yüklüyorlar,
onlar da götürüp şehir mezarlığına defnediyor.
*
Böylece, kim
olduğu bilinmeden, o güne kadar hiç merak edilmeden, oradan oraya
savrulan... Kalabalıklar içinde tek başına yaşadığı 14 senelik ömründe,
sanırım ilk kez “adresi” oluyor.
*
155 ada.
27 numara.
*
Koca
koca yazarlar demokrasi,hak-hukuk filan gibi koca koca laflar
döşenirken yazmak istedim, başka seçeneği kalmayan, tavana asılı küçük
kızı.
*
Bırakacak kimsesi olmadığı için kendi çocuğunu kucaklayıp
“adalet oylaması”na getiren ana-babalar okusun diye yazmak istedim...
Karar verirken, başkalarının çocuklarını da kucaklasınlar diye.
*
Yoksa, senden olan senden olmayan’ların listesini manşetlere assan n’olur asmasan n’olur.