













Özgür bırakın; garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetimin, işçinin, emekçinin, çiftçinin düşüncelerini…
Özgür bırakın; geçim derdinden başka bir hesabı olmayan tav olmamış beyinleri…
El uzatmayın; yıkılmayan, çevik ve tek serveti olan onurlarına…
El uzatmayın; masum, mazlum, muntazam duygularına…
Dokunmayın; şereflerine, namuslarına, arlarına…
Dokunmayın; ram olmuş çaresizliklerine, yetimliklerine…
Ötekileştirmeyin; özgürlüklerini, bireyselliklerini…
Ötekileştirmeyin; seçme ve seçilme haklarını…
Evet, onlar aristokrat değil…
Onların hiyerarşide yerleri en altta...
Onlar; müptezel ve lümpen,
özgür düşünme hakları sınırlandırılmış, iradeleri baskıya maruz kalmış,
hakları tutuklanmış, onurları itilip kakılmış,
haklı düşünceleri manipüle edilmiş,
çığırtkanlıkları içlerinde, sessiz bağırılmaya zorlanmış,
şerefleri seçkin olmakla sınırlandırılmış…
Tamam, onların sırtını yaslayacakları sağlam duvarları yok!
Hak bile iddia edemezler!
Yaşamları dahi seçilmişlerin elinde...
Ama onlar; güçlerini, kimsesizin kimsesinden alırlar…
Zalimi, zulmü şakşaklamazlar…
Kuru ekmeğe talim olur ama asla çalmazlar…
El değmemiş namusları ve iffetleri var.
Satılığa çıkmış duyguları ve onurları yok!
Ve onların harcanacak ömürleri yok!
Yumuşak başlılar ama uysal koyun değiller.
Velhasıl; kumpasla, safsatayla, yalanla dolanla kandırılmaya; oylarını çaldırmaya niyetleri yok!
Boşuna bunca uğraş, bunca yaygara…
Kimseye verecek ne hesapları, heba edilecek ne de oyları var.
Kimse onların üzerinden seçim kampanyası yapamaz !
Çünkü, öyle zannedildiği gibi değil onlar.
Her şeyin farkındalar, artık gözleri açıldı.
Sırası gelince onlarda konuşacak…
Sırası gelince onlarda haklarını alacaklar…
Her ne kadar birileri farkında olmasa da, aslında onlar ne kadar kıymetli olduklarını biliyor, ne kadar gerekli olduklarının farkında…
Onlarsız ne Türkiye olur ne de aristokratlar…
Her şey onlarla başlar ve onlarla biter…
Güçlerini de onlardan alırlar; güme giden gürültülerini de…
Sesleri de onlar; sessizlikleri de onlar…
Varlıkları da onlar; yoklukları da…
Yani her şey onlardır.
Peki, yapılan bu oyunlar, bu hileler kimin için?
Seçim mitinglerinde şecaat arz ederken sirkatin söyleyen bu seçilmişler kimin için uğraşıyor?
Bu iğdiş edilmiş siyasi döngü, etik olmayan siyasi çekişmeler kimin için?
Rötar eden siyasi mizansenler hangi akla hizmet?
Bu milletin üzerine kurulmak istenen hegemonya ne için?
Devlet kim, millet kim?
Bu seçim kimin için?
Her şey kimin için?
Onlar öndeler...