













“Her ölüm erken ölümdür” demiş Cemal Süreyya.
Evet, her ölüm erken ölümdür ya. Bide daha gençliğine doyamamış, hayatının baharında ölenler vardır. Kendileriyle beraber nice umutlar, nice hayaller, nice hayatlar girer toprağın altına. O erken ölümle birlikte, etrafındaki herkes bir parçasını yatırır toprağın altına kiminin eksik, kimin fazla ama herkesin vardır gidenin ardından toprağa gömecek bir parçası.
O erken ölümle birlikte onu seven bir dolu insanda gömülür. Geriye sadece anılar, gözyaşları ve söylenememiş yarım kalmış sözcükler kalır insanın kalbinde hiç açamadığı bir köşede. Birde hayaller kalır artık hiç gerçekleşemeyecek.
Evet, her ölüm erken ölümdür, duyunca insanın canını yakan, keşkelerle, lanetler arasında bırakan erken ölümler.
Bugün çok sevdiğimiz bir kardeşimizi kaybettik, daha hayatının hiç başlamadığı noktada, daha umutlar açacakken dallarında, o dallardaki umutlar bir anda yıkılıp yok oluverdi. Daha o kadar gençti ki, duyduğumda hissedebildiğim tek duygu yangın oldu. Çok fazla anı paylaşmasak bile, hatta birbirimizi tanımasak bile ortada bir erken ölüm vardı ya. En çok canını yakan o oldu.
Yine her zaman ki katile yenik düştü bu genç hayat da trafik canavarına. İnsan düşünmeden edemiyor, daha kaç kişi yenik düşecek acaba bu trafik canavarı dene illete. Daha hangi ocaklar yok olacaklar diye.
Aslında hiç elim gitmiyor bütün bunları yazmaya, çok iyi tanımasam da kaybettiğimiz kardeşimi, yinede yakıştıramıyorum O’na ölüm sözcüğünü. İşte bu yüzden burada bırakıyorum yazımı.
Daha hayatının baharında, vefat eden kardeşime Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevdiklerine sabır diliyorum.
Mekanın Cennet Olsun Tolga….
yalan dünya