













Çocukluğumuzun tek kanallı yıllarında, film izlemek ayrı bir mutluluktu, bir arslan kükrerdi yada taş gibi bir kadın , bir kolunu gökyüzüne uzatarak başlardı film.
Uzun Saçlı Kızılderililer, silahlar, oklar,ve Üniformalı, Şapkalı Beyaz Askerler…. Apaçiler ve Beyaz Adamlar…Çatışmalar… O zamanlar; beyaz adamı tutardık, Çunku sinema bize Apaçiler’in vahşi olduklarını gösteriyordu. Sizde o zamanlar beyaz adamdan yana mıydınız?
Sinema sektörü o zamanlar sanatın bir dalı değildi galiba, evrenselde değildi, sinema o dönemler beyaz adamdan yanaydı. Beyaz adamın hizmetindeydi.
Apaçiler öldürülmeli yada kendi topraklarından sürgün edilip, - ki o topraklarda kesin bakır madeni yada ne bileyim altın madeni vardır- verimsiz topraklarda tarım yapmak zorunda bırakılmışlardı. Toprak verimsiz olduğu içinde gıda yönünden de hükümete bağlıydılar,
Oysa Apaçiler kendilerine has yaşam tarzlarıyla, özgür birer savaşçıydılar,bu rezervasyon alanlarından çıkmak yasaktı,içmek yasaktı , büyücülerin konuşması yasaktı.
Apaçilerin bütün bunları anlamaları kimbilir ne kadar zor olmuştur. Neden topraklarından çıkarılmışlardı neden öldürülüyorlardı?
Dünyada sürekli katliamlar artarak devam etmekte ve buna rağmen insanlık, modernleşmeden bahsedebilmektedir. Teknolojinin gelişiyor olması da insanlığın yararına olmamaktadır.
Hepi topu birkaç zümrenin çıkarları için insanlar öldürülmekte ve ölüm sınırında yaşatılmaktadır. Bütün bunların farkında olmayan ruhları bedenlerinden çekilmiş bizler; GÖZLERİNİ TOPRAK DOYURSUN dan başka ne diyebiliriz?
