Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Osman Doğruyol
osmandogruyol@haberajans.com
HEM SEVİNDİM HEM ÜZÜLDÜM!
02 Şubat 2009 Pazartesi 01:55

Tarihten İnciler

Cumhuriyet'in ilânından sonra İstanbul'da bir resepsiyon verilir. Tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir. Davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat İngiliz ateşesi olan Binbaşının bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir. Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir.
Yaver dönüp Mustafa Kemal'e şöyle der:

- Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana Mustafa Kemal'in Çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi.

Bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:
- Git sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?


İade-i Ziyaret
Meşhur bir politikacımıza Fransa'da: "Siz Osmanlıların Viyana kapılarında NE işiniz vardı? Diye sorması üzerine, o politikacımızın gayet veciz bir şekilde:
"Haçlı seferlerinin iade-i ziyaretiydi diye cevap verdiğini.

Ağaca Asılan Zekât Parası
Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslüman’ın günlerce dolaşıp yıllık zekâtını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını, bunun üzerine zekâtının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de: "Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekâtımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdığını.. Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını......

İnsanlığın En Muhteşem Harikası
Osmanlı içtimai yapısı üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi
profesörlerinden Hutterrohta :
"Osmanlı Devleti, geniş topraklarını ve üzerindeki çeşitli kavimleri, Topkapı Sarayı'ndan mükemmel bir şekilde idare ediyordu. O saray da batıdaki en mütevazı bir derebeyinin sarayı kadar bile büyük değildi. Bu nasıl oluyordu?" diye sorulduğunda, Profesör Hutterroht'un:

"Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda Filistin'in sosyal yapısı üzerinde çalışırken öyle kayıtlar gördüm ki hayretler içinde kaldım. Osmanlı, üç yıl sonra bir köyden geçecek askeri birliğin öğle yemeğinden sonra yiyeceği üzümün nereden geleceğini planlamıştı. Herhalde Osmanlı, devlet olarak insanlığın en muhteşem harikasıdır" diye cevap verdiğini...

            

 

 

Hem Sevindim Hem Üzüldüm!

      Tüm bunlar niçin hatırlatma gereği duydum acaba? Günümüzde herkesin dikkatinde kaçmayan Davos için yazdım. Peki neden?   Açıklayayım:

Herkesin bildiği gibi davos’ta T.C BAŞBAKANI’ na yönelik bir saygısızlık yapılmıştır. Sayın başbakanımızda bunun cevabını tepkisiyle vermiştir. Kanaatimce de yapılması gereken de budur. Eksiktir ki fazla değildir. Türkiye Cumhuriyetinin onuruna yakışan şekilde hareket etmiştir de bence. Uzun zamandır gösteremediğimiz dik duruşu göstermiştir. Eğer dik durursak Türkiye’nin durumu ne olur olayından çıkıp eğer Türkiye olmazsa biz ne yaparız politikasına gelmiştir Ortadoğu. Bu gerçekten çok güzel bir şey. Bizim her zaman bu şekilde başımızın dik durması gerekir. Çünkü hep başımız dikti. İŞTE BEN BUNA SEVİNDİM.

            Bu gerçekten onur vericiydi ve bende onur duyanlardanım. Çokta sevindim açıkçası. Ama ben tüm bunlara rağmen Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın Türkiye’ye döndüğünde bir kahraman gibi karşılanması olayını abartılı buldum doğrusu. Neden mi? Biz her zaman her yaptığıyla tarihte alkışlanan dik duran bir milletin evlatlarıyız. Uzun zamandır yapılmayan bir dik duruşun bu kadar abartılması ne kadar doğru. Ne oluyor bize kim olduğumuzu mu unutuyoruz acaba. Çok değil daha dün gibi Çanakkale zaferi daha şuanda kulaklarımda çınladı Mehmet Akif’in şiirleri ne oldu yoksa unuttuk mu İstiklal Marşı’nın yazılış sebebini. Tüm bunlar sadece kurtuluş ve Türkiye Cumhuriyeti olarak kuruluş yıllarımızda olanlar. Ya ondan öncesi Osmanlı dönemi ise saymakla bitmez. Tüm geçmişimiz göz önünde alındığında bu karşılama abartı gibi geliyor bana açıkçası. Bu şu demekte değildir bu dik duruşta Başbakanı yalnız tek başına mı bırakalım? Tabi ki de hayır sonuna kadar bu doğrunun arkasında olmalıyız. (Bunun oy olarak algılanmamasını gerektiğini de belirteyim. Burada yanında olmaktan kastım Başbakanımızı bu konuda yalnız bırakmamalıyız. Çünkü doğru olanın bu olduğu inancındayım. ) Bu tavrın acı olan cevabı ise şudur kendimce:  Bu sadece aziz milletimizin o dik duruşa hasret kaldığının bir ifadesidir. Bizim milletimiz dik durmayı sever onurludur ve onuruna yakışan şekilde hareket etmekten daima mutluluk duyar. Yoksa bu millet dünyaya hükmetmiş bir ecdadın Osmanlı Devleti’nin çocukları.  Ve yaşananlar bence bu milletin çok alışık olduğu bir durumdur. Bu şekilde olmasının tek sebebi maalesef ki uzun zamandır dik duramıyor olmamamızdı.  İŞTE BUNADA ÜZÜLDÜM..

    

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Birol YILMAZ
Yorum DİK DURUŞ
Delikanlılık bir seferle olmaz. Ne demiş yazarımız. "Miletimiz o dik duruşa hasret" Demek ki gerçekte DİK DURUŞ olamamış, aksine her yerde EZDİRMİŞ Miletimizi. Ordumuzun başına çuval geçirildiğinde bile sesi çıkmamış. Barzaniyle masaya otur dendiğinde oturmuş. Ermenistan maçına git dendiğinde gitmiş. ABD-AB ne derse başüstüne demiş. İşte bunlar DELİLDİR tarihe geçmiş olan ve öyle de kalacak. EVET maalesef o dik duruşa hasrettik, Yine de bu dik duruşu için (Takiyye bile olsa) kutlarız. Çünkü Milletimizin şevkini kıranlardan olmak istemeyiz. Bir T.C. Vatandaşı, Birol YILMAZ
02 Şubat 2009 Pazartesi 03:07
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR