Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr
Helikoptere bi atladım...
28 Şubat 2010 Pazar 08:42
Evli kadınlarımız iyi bilir.
Adam bi sene askerlik yapar.
Elli sene anlatır.
*
“Her sabah tam teçhizatlı 20 kilometre
koşardık, kaplumbağa yedim, Foça’dan atladım yüze yüze Gölcük’e geldim,
denizaltıya mayın yapıştırdım, komutanın kızı bana hastaydı” filan...
*
Hiç
kimse askerde patates soyduğunu anlatmaz mesela... Kenef nöbeti
tutarken hatırası olanı duyamazsın. Ağaca bile tekmil verdi halbuki...
Evde yapmaz, orda ha bire yatak düzeltti.
*
Hatırlarsınız,
tiyatrocu çıktı, “Kıbrıs’ta Rum askerini alnından vurdum, sonra 9 Yunan
askerini öldürdüm, et yiyemiyorum hâlâ, aklıma kokmuş cesetler geliyor”
dedi. O sırada kantinde olduğu ortaya çıkmasa, “Beşparmak Dağları’nı tek
başıma aldım” da diyebilirdi... Veya, “Makarios’un rahibelerini yatağa
attım” falan.
*
(Böyleyiz biz... Subaylarımızı, astsubaylarımızı,
onların emri altında harbi harbi vuruşan kahramanlarımızı tenzih
ediyorum. Onlar anlatmaz zaten... Gerisi palavradır.)
*
Asker
ocağındaki en büyük numarası mıntıka temizliği olanlar, hafta sonu çarşı
iznine çıkar, stüdyoya girer çünkü... Kafaya bandana bağlayıp komando
bıçağı ısıran mı ararsın, maket roketatarla mevzi alan mı... Tahtadan el
bombasını ayak bileğine bağlayanı bile gördüm. Ben alt tarafı 8 ay kısa
dönem piyade oldum, devre arkadaşlarımın yarısı koluna paraşütçü
dövmesi yaptırdı. Bize şarjörü dolu G3 bile vermediler, tankla fotoğrafı
olan var. Jete yaslanıp poz verene kimse sormuyor nasıl olsa, “Birader,
sen pilot muydun?”
*
(Tırışkadan askerdim ama, askeri suç dosyam
kabarıktır... İlk hapis cezamı, nöbette olmam gereken saatte bando
bölüğünde tromboncuyla pinpon oynarken yakalandığım için almıştım.
Gariban bi Amasyalıyı kandırıp, onun yerine çarşı iznine çıktığımda da
delirmişti üsteğmen, bir hafta ‘disko’ya tıkmıştı beni... Ama en iyi aç
aç biletini ben sattığım için, üç günde affettiler.)
*
Hal
böyleyken... Kimi, badanacı olduğu halde, karargâhta olduğunu, kozmik
belgelerin kendi elinden geçtiğini iddia eder. Kimi, paşanın kendisini
oğlu gibi sevdiğini, bütün sırları anlattığını söyler. Kimi de, gizemli
bi hava vererek, “Yemin imzası attım, anlatamam” der.
*
Bu balyoz
malyoz hikâyelerinin tek iyi tarafı bu olacak sanırım... Gerçekler
ortaya çıkacak.
*
Savcı soracak...
- Askerde n’aaptın?
-
Kantindeydim efendim, valla.
- Ya sen?
- Bulaşıkçıydım, ekmek
çarpsın.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...