













İnsan yaratılışı gereği kendisini güvende hissetmek ister.İlk insanın amacı açlığını gidermek ve kendisini korumaktı.Buradan anlıyoruz ki güvenli yaşamak,güvende olmak ilk insandan beri vardır.
Güven insanın elde edebileceği en zor kavramlardan birisidir.Kapalı bir kapının ardından kimin çıkacağına başkasının sözüyle inanmak,ona güvenmek ne kadar zaman alır ? Burada karşılıklı iletişim devreye girmektedir.İnsan kendisini karşısındakine ne kadar tanıttıysa o onu o kadar tanır.İnsan kendini anlattığı kadarıyla bilinir.Bu yüzden güven ve güvensizlik ikili ilişkilerin gelişmişlik düzeyine,arkadaşlığın,dostluğun seviyesine bağlıdır.Tabi ki insanda bu seviye ne kadar ileride olsa karşı tarafın insan olduğu ve hataya meyilli olduğu unutulmamalıdır.Çünkü her insan bir gün ‘Sen de mi Brütüs ‘diyebilir.Belki de bu yüzden güvensizlik ortamı çığ gibi büyümektedir.Bu konuda acaba Sezar’ı vuran Brütüs’ü de bir düşünsek diyorum.Bir defada o gözden bakalım hiçbir insan yaptığı bir davranışın sebepsiz olduğunu savunmaz.Hırsızlık yapan açlığı,eşini terk eden ihaneti,işine geç kalan trafiği bahane eder.Yani insanın yaptığı her davranışın kendisine göre bir nedeni vardır.Bu konu bizi felsefede ele alınan ‘İnsan her şeyin ölçüsüdür’ sözüne biraz yaklaştırsa da insanların farklı farklı ölçülere sahip olması,farklı nedenlerinin oluşu toplumsal yaşamda,sosyal ilişkilerde istenilen yapılabilir demek değildir.Nasıl ki demokrasi yanlış anlaşılıyorsa bu her işin bir sebebi,her olayın nedeninin insandan insana farklılaşması da yanlış anlaşılmaktadır.Demokrasi bir katılımdır,çoğulculuktur,farklı seslerin birbiriyle karşılaşabilmesidir.Ama demokrasi insanın ağzına geleni söylemesi,başkasına fütursuzca saldırması,haklarını gasp etmesi değildir.Belki de kavramları tanımlarken bu budur demek yerine bu bunlar değildir diyerek açıklarsak insanlar daha iyi anlayacaktır.Belki de Sezar’ı vuran Brütüs te haklıdır kendine göre ama toplumsal düzen içersindeki kurallara göre haksızdır ve kendi haklılığı bir anlam ifade etmeyecektir.
İnsanda doğuştan var olan bazı duygular gibi güvensizlik duygusu da doğuştan mı vardır acaba ? Sanmıyorum. Hiçbir insan yoktur ki başka bir insanla etkileşime girmeden güvensizlik duygusunun ne olduğu bilsin.Bu bahsettiğim güven can güvenliğinden farklıdır sosyal hayattaki ilişkilerimizde ki güvendir.İnsan kendini korumak için,canını korumak için içgüdüsel bir korunma hissine sahiptir zaten.Sosyal alandaki bu güvenin insan etkileşimi olmadan ortaya çıkması zor gibi görünmektedir.Bu kavram etkileşimle var olmuştur.İnsanlar birbirlerini tanıdıkça ve birbirlerinin her yönünü bildikçe bu kavramı kullanmaya başlamışlardır.Ya o insana güvenmiş,ya da güvenmemiştir.
Sonuçta insan insanı tanıdıkça, etkileşim arttıkça mutlulukta üretir sorunda. Bazen güvensizliği karşısındakine yükler ‘ondan daha iyi olamadım’ der ve ihanet eder. Ama bunların temelinde ki duygu bilinmez yapan kişide kalır. Olumsuz duygular bu konuda örneklendirilebilir ama karşımızdaki insandır belki de yalan söylüyordur. Acaba insan karşısındakine güvenmiyorum derken aslında neye güvenmiyordur? Yoksa insan öncelikli olarak kendisine mi güvenmiyor? Yoksa biz hala güvene bile güvenmiyor bir halde miyiz?
