













Bilindiği gibi Amerika’nın yeni başkanının seçileceği genel seçimlere iki aydan daha az bir süre kaldı. Başkan Bush’un düşmanlar için kan ve gözyaşı ile dolu olan talihsiz dönemi sona ermek üzere…
Kasım ayında yapılacak olan başkanlık seçimlerine biri Cumhuriyetçi Parti’den diğer de Demokrat Parti’den olmak üzere iki aday katılacak. Her iki aday da kendi yardımcı adaylarını seçerek kamuoyuna açıkladılar ve şu anda her iki tarafın da birbirini karalama ve geri düşürme kampanyası bütün hızıyla devam ediyor.
Seçimlerin sonucuna yönelik anketlerde farklı sonuçlar çıkıyor. Bazen Demokrat Barack Hüseyin Obama’yı önde gösteren anketler, bazen de Cumhuriyetçi John MacCain’i önde gösteriyor. Seçimler yapılana kadar bu anketlerin ne dediği pek önemsenmemeli aslında, çünkü adayların yaptıkları konuşmalar, politik açıklamalar vs her şey anketleri etkiliyor.
Mesela son bir yıl boyunca anketlerde her zaman daha çok oy almakta olduğu görülen Obama, McCain’in başkan yardımcısı adayı olarak eki bir güzellik kraliçesi olan Alaska Valisi Sarah Palin’i seçmesinden sonra rakibinin gerisine düştü. Çünkü McCain’in başkan yardımcısı adayı Palin, son derece anaç-sempatik tavırları ve milliyetçi-cesur çıkışları ile Amerikan halkını etkilemeyi başarıyor. Bunun yanında Obama’nın gizli bir Müslüman olduğuna dair spekülatif dedikodular da Cumhuriyetçilerin değirmenine su taşıyor.
Öte yandan Cumhuriyetçi adayın yaşlı ve kanser hastası olması, üstelik kendisine yardımcı olarak seçtiği Palin’in siyasi tecrübeden yoksun genç ve tecrübesiz bir vali olması da McCain’in eksileri… Çünkü Obama’nın, başkan olduğu takdirde kendisine yardımcı olarak seçtiği altmış beş yaşındaki Joseph Biden yirmi dokuz yaşından beri kongre üyesi ve siyasi tecrübesi çok fazla. Bu da Obama için artı olarak öne çıkıyor. [Yeri gelmişken Barack Obama ile Joseph Biden’in Ermeni tezlerinin destekleyicisi olduklarını, ayrıca Biden’in, Irak’ın etnik ve dini temellerine uygun olarak üç parçaya ayrılmasını ve Bağdat’a gevşek bağlarla bağlı olan üç bölgeden oluşan bir konfederasyon düşüncesini savunduğunu belirtmek isterim.]
Peki sözünü ettiğimiz bu iki başkan adayından hangisinin kazanması daha iyi bir şey olur, kederli dünyamız için?
Öncelikle şunun bilinmesi gerekir ki, ABD’nin dış politikası öyle başkanın değişmesiyle falan değişebilecek bir şey değildir. Bundan dolayı, Amerika’nın Irak’tan çıkacağını, İran’ı tehdit etmekten ve Rusya’ya ters ters bakmaktan vazgeçmesini bekleyenler, beklemesinler. ABD dış politikası şimdiye kadar nasıl işgalci ve emperyalistse, bundan sonra da öyle devam edecek. [ABD ile Irak hükümetlerinin, Amerikan askerlerinin 2011 yılına kadar bölgede kalacağına yönelik bir anlaşma yaptıklarını duyurduklarını da hatırlatmak isterim.]
Bunun dışında, eğer yeni seçilen başkan Pentagon’un dış politikası konusunda daha farklı söylemler içine girme çabası içinde olursa, kendisine usulüyle haddi bildirilir. Başkan Bush’un ilk başkan olduğu dönemlerde neo-conlar tarafından saf dışı bırakılmaya çalışıldığını hatırlayalım. Bush görevine devam etti. Neden? Muhtemelen Pentagon’daki şahinler çiçeği burnunda başkanı ikna etmişlerdi de ondan…
Bu kısa açıklamalardan sonra sorumuza, seçimi Obama’nın mı yoksa McCain’in mi kazanmasının daha hayırlı olacağı problematiğine dönelim…
Bana sorarsanız, Obama’nın ya da McCain’in başkan olmasının temelde bir farkı yoktur. İkisi arasındaki fark, dünyanın Amerikan hegemonyasına [ya da hem Amerika’nın hem de dünyanın felakete] sürüklenmesi noktasında ortaya çıkacaktır. Obama başkan olduğu takdirde süreç daha yavaş işleyecek, McCain’in başkan olması halinde daha hızlı işleyecektir.
