Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Birsen Kurtoğlu
birsen@haberajans.com
Hangisi daha zor?
30 Temmuz 2009 Perşembe 19:04

Geçen Pazar Çengelköy Çınar Altında bir yazı ilişti gözüme:

 

“ Herkes Dünyayı değiştirmeye çalışıyor, kimse kendini değiştirmekten başlamıyor!”

 

İnsan belli bir yaşa gelince hangisi daha zor diye düşünmeden edemiyor, dünyayı değiştirmekmi yoksa dünyayı değiştirecek olan insanı değiştirmekmi gelin bu soruya cevap bulalım.

 

İnsanoğlu uygarlık tarihi süresince dünyayı hatta evreni değiştirmeye çabaladı.    Varoluşundan beri etrafındaki herşeyi değiştirmek ve dönüştürmek için uğraşan hatta bunun için savaşan, yıkan, yakan, kuran, yapan insan bu uğraşında şehirler kurmuş medeniyetler yaratmış doğayı bu yolla ehlilleştirme ve zararsız hale getirmeyi hedeflemiştir. insanın bu vazgeçilmez değiştirme hırsı tüm varlığını geçmişini ve kaçınılmaz olarak geleceğinide belirlemiştir.

 

Bu değiştirme süreci her insanda aynı sebeblere bağılı olmadığı gibi aynı sonucada ulaşmamıştır ve ne yazık ki bir çoğu başarısızlıkla sonuçlanmıştır, bu başarızsılığın en önemli sebebi insanoğlunun yanlış hedef belirlenmesindenmi yoksa nesneyle olan diyalektik ilişki ve bağındanmı kaynaklıdır anlamaya çalışıyorum.

 

Kendi varlığına yabancılaşan ve kendi varlık biçiminden rahatsız olan insan bunu kendinden büyük saydığı şeylerin bir parçası olamkla yada karşı durmakla gidermeye çalışmıştır, işte bu kendinden büyük saydığı şeylerin karşında yada bir parçası olmak değiştirme sürecinin tetkleyicisidir.

 

Bu kendinden büyük ve önemli kabul ettiği (ideolojiler, vatan, millet, kabile, amaç, gaye ve hatta fanatizm) şeyler değişme konusunda insana sürekli direnmişlerdir bunun en önemli sebbide insanın kendi dışında kalan ama bir parçası olduğu şeylerin değişmesi ancak ve ancak onu değiştirecek insanın değişmesiyle mümkündür.

 

Nesnenin zaten diyalektik olarak süregelen ve sürecek olan bir değişim süreci vardır ve sürekli değişen bu evreni değiştirmek isteyen insanda değiştirmek için mutlaka sürekli olarak kendini değiştirmeli ve dönüştürmelidir, işte insanın kendinde başlatacağı bu değişim süreci sayesinde evreni değiştirme mücadelesinde daha donanımlı ve avantajlı olmasını sağlayacaktır.

 

Tutunki bir ideloji doğrultusunda dünyaya ve sosyal yaşama yeni bir biçim vermek istiyorsunuz, bunun için örgütlendiniz kurumsallaştınız,hatta yeterli askeri gücede sahipsiniz ama siz bu ideloji doğrultusunda önce kendinizi değiştirmemişseniz ayrıca değiştirecek olduğunuz toplumun varolan yapısına göre kendinizi ve stratejilerinizi dönüştürmediyseniz başarılı olmanız imkansızdır.

 

Çünkü ya anlayamadığınız ama değiştirmeye çalıştığınız toplum sizi red eder, ya getirmeye çalıştığınız idelojinin ayakları yere basmadığından siz altında kalır yitersiniz yada eskide küçük değişiklikler yapmakla yetinirsiniz.

 

Kendini dönüştürmeden evreni dönüştürmeye çalışan insanın bu beyhude çabası dünyaya ölüm, savaş, açlık, sefalet ve kinden başka hiçbirşey getirmemiştir. iyi niyet tek başına değiştirmek için yeterli değildir yani insan iyi yöndede olsa değiştirmek istemekle dünyaya iyi bireyler yapmış olmuyor.

 

Evreni gerçekten olumlu yönde değiştirmek isteyen insan öncelikle kendini bu değişim sürecine ve bu deşim sürecinin sonrasındaki sürece hazırlamalıdır aksi takdirde tarihteki kavgalara yeni birisini eklemekten başka hiçbirşeyi değiştirmemiş olur.

 

insanla hayvan arasındaki en büyük fark biri etken biri edilgen olmasıdır. hayvanlar durum ve şartlar ne olursa olsun ya ona ayak uydururlar yada neslini sürdüremez yok olurlar, insan ise durum ve şartlar ne olursa olsun herhalükarda değiştirmeyi seçerler koşuları ve evreni kendi varlıkları ve istekleri doğrultusunda dönüşütürürler. Bunda da başarısız sayılmazlar herzaman olmulu yönde olmasa da yinde mutlaka değiştirmeyi başarır ama değiştirmesi en zor olanla çok ilgilenmezler değişmesi en zor olan ise kendisidir.

 

Değiştirme yöneliminin olumsuz olması yani bugün dünyanın eşiğine geldiği yokoluş süreci benzeri durumların sebebide işte insanın değiştirmesi en zor olan kendisini değiştirmeden dünyayı değiştirmeye kalkmasıdır.

 

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, geleceği görecek tarihi bilgi ve ufku olmadan geleceği yaratma çabası gibi iyi niyetli görünen ama yıkımdan başka hiçbirşeyle sonuçlanmayacak olan bu adımlar ancak ve ancak değiştirecek olan insanın değişimiyle mümkündür.

 

Şimdi ilk başta sorduğumuz hangisi daha zor sorusuna daha net cevap verebiliriz sanırım. tabikide insanın kendini değiştirmesi daha zor ama bu soruyu hangisi daha elzem diye sorduğumuzdada yine insanın kendisini değiştirmesi cevabını veririrz çünkü sosyal varlıklar olan biz insanoğlu ancak ve ancak evrimizi insan evresine sokmamız için    hergün değişmeliyiz ve değişim mutlaka gelişim olmalıdır.

 

insan oğlu değilmidirki içindeki erkekegemen yanını yok etmeden dünyayı kadınlar için daha güzel ve daha eşit bir yer yapamaya çalışır, insan oğlu değilmidirki kendi içindeki amerikayı yenmeden sömürüsüz bir dünya için yollara düşer,insan oğlu değilmidirki kendi içindeki sparta kavimini boğmadan savaşa karşı durur işte tüm başarısızlığımızın temelindede bu vardır.

 

Kadını sömüren kadın hakları savunucusu, birlekte paylaştığı hayatı bir diğerine zehreden amerika karşıtı,ve sokak aralarında her sorununu şidetle çözen anti militarist bireylerle dolu bir dünyada nasıl sağlık bir değişim sağlanır.

 

Bu sözlerim bir diğerine değildir yani ben ve okuyucu olan sen bu söylediklerimin dışında değiliz hatta bu yazdıklarımın ilk muhattabı bizleriz ozaman haydi dünyayı hatta evreni değiştirebiliriz çünkü biz onun parçasıyız ve en güçlü canlısıyız ama bu değişimi tüm canlılar için olumlu yönde yapmak için önce kendimizden başlayalım.biz değişelimki dünya telli duvaklı bir bahçe olsun, biz gelşelimki artık açlık ve eşitsizlik sadce kötü bir anı olsun... ozaman neden bekliyoruz hadi evreni değiştirecek olan kendimizi değiştirelim...

Bu yazı toplam 4845 defa okundu.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
fırat
Yorum yok
Değişmek için,önce kalıplaşmış zihniyetleri değiştirmek gerekir..Buda bizim ülkemizde şu an için mümkün değil.Değişime yönetim şeklini değiştirerek başlamak lazım.Demokrasi ile idare bizim ülkemiz için şu anda lüx.Ülkemizin düze çıkması,milli birlik ve beraberliğin güçlenmesi için ''bence'' DİKTA rejiminin uygulanması gerekiyor.Dünyamızı değiştirebilmek için öncelikle ülkeleri ve ona bağlı insanları değiştirmek gerekir diye düşünüyorum
31 Temmuz 2009 Cuma 17:33
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Anayasa Değikliğini Onaylıyormusunuz?
Anayasa Değikliğini Onaylıyormusunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR