













Dünyaya merhaba dediğimizde, sıcacık, gülümseyen bakışıyla ilk gördü
ğ
ü
müz kişidir kadın…
O günden sonra hilelerini, oyunlarını, kuralını bilmediğimiz dünyanın, refakatçisidir kadın… Kimi zaman dert ortağı kimi zaman da neşe kaynağıdır kadın… İffetini koruyup gözeten, namus timsali bir abidedir kadın… İlimle, bilimle, kültürle, ahlakla bezenendir kadın… Cefakâr, fedakâr, kanaatkâr, itaatkâr; duyarlı, hisli, dü
şünceli, anlayışlı, cesurdur kadın… Kimi zaman uysal kimi zaman da kontrolü eline alan bir yöneticidir kadın… Güzel, alımlı, bakımlıdır kadın… Bu sıfatları artırmak mümkün de, makalenin başındaki bu cümleleri okuyan herkes, eminim şu soruyu soruyordur: Hangi kadın? Evet, hangi kadın bu sıfatları bünyesinde barındırabildi ki? Hangi kadın kendini bu tanımın içine tam manasıyla koyabildi ki? Gelişen, değişen, çirkinleşen, garipleşen, kirlenen bu dünyada hangi kadın bu halde kalabildi ki? Hangimiz; ticari zekâsıyla, olgunluğuyla, ahlakıyla, sadakatiyle, ileri görü
ş ve zekâsıyla, engin sevgisi ve cömertliğiyle Hz. Hatice gibi, Zekâsıyla, bilgisiyle, liderliğiyle Hz. Aişe gibi, iffetiyle, namusuyla, sabrıyla Hz. Meryem gibi, sevgisiyle, muhabbetiyle, edebi ve hayâsıyla Hz. Fatıma gibi, Allah emretti diye evladını gözünü kırpmadan ölüme gönderen Hz. Hacer gibi, ülkesini huzur ve refah içinde yaşatan, adaleti sağlayan Belkıs gibi, vatanı için, canla başla mücadele eden Nene Hatunlar gibi olabildik? Şimdilerde kadın; kendini bilmez erkeklerin elinde oyuncak, dergilere kapak, nefislere meze oldu… Gönüllere eğlence, heveslere ram, akıllara ziyan oldu… Dünyamızda sinsice, acımasızca dönen çarkın dişleri oldu… Başkaldıran, huzur bozan anarşistlerin borazanı oldu… Ellere maşa, gözlere boya, dillere sakız oldu… örtünmek bir yana çarşaf yırtıyor, bilgiyle, kültürle donanmak bir yana magazin okuyor, güzellik merkezlerinde abdest suyu görmemiş yüzlerini gerdiriyor, dedikodu yaptıkları para günlerinde, konken partilerinde açlığı, sefaleti, israfı dü
şünmeden, vücutlarında depoladıkları yağları aldırıyor, ekonomiden, siyasetten, ilimden, fenden, teknolojiden, basından bihaber rutin kıyafet alışverişlerini yapıyor, aynı tas aynı hamam, kuzu kuzu geldi gidiyor… Dü
şünsenize, kadının problemlerini dahi erkek dile getiriyor, kadının yerine erkek dü
şünüyor… Evet, sorarım size hangi kadının gününü, ne için, nasıl, kiminle kutluyorsunuz?
Şimdi devir öyle çark etti ki; ne kadın, kadın gibi ne de erkek, erkek gibi…
Şimdilerde kadın; iffetli olmak bir yana namusunu satıyor,
O günden sonra hilelerini, oyunlarını, kuralını bilmediğimiz dünyanın, refakatçisidir kadın…
Kimi zaman dert ortağı kimi zaman da neşe kaynağıdır kadın…
İffetini koruyup gözeten, namus timsali bir abidedir kadın…
İlimle, bilimle, kültürle, ahlakla bezenendir kadın…
Cefakâr, fedakâr, kanaatkâr, itaatkâr; duyarlı, hisli, dü şünceli, anlayışlı, cesurdur kadın…
Kimi zaman uysal kimi zaman da kontrolü eline alan bir yöneticidir kadın…
Güzel, alımlı, bakımlıdır kadın…
Bu sıfatları artırmak mümkün de, makalenin başındaki bu cümleleri okuyan herkes, eminim şu soruyu soruyordur: Hangi kadın?
Evet, hangi kadın bu sıfatları bünyesinde barındırabildi ki?
Hangi kadın kendini bu tanımın içine tam manasıyla koyabildi ki?
Gelişen, değişen, çirkinleşen, garipleşen, kirlenen bu dünyada hangi kadın bu halde kalabildi ki?
Hangimiz; ticari zekâsıyla, olgunluğuyla, ahlakıyla, sadakatiyle, ileri görü ş ve zekâsıyla, engin sevgisi ve cömertliğiyle Hz. Hatice gibi,
Zekâsıyla, bilgisiyle, liderliğiyle Hz. Aişe gibi,
iffetiyle, namusuyla, sabrıyla Hz. Meryem gibi,
sevgisiyle, muhabbetiyle, edebi ve hayâsıyla Hz. Fatıma gibi,
Allah emretti diye evladını gözünü kırpmadan ölüme gönderen Hz. Hacer gibi,
ülkesini huzur ve refah içinde yaşatan, adaleti sağlayan Belkıs gibi,
vatanı için, canla başla mücadele eden Nene Hatunlar gibi olabildik?
Şimdi devir öyle çark etti ki; ne kadın, kadın gibi ne de erkek, erkek gibi…
Şimdilerde kadın; kendini bilmez erkeklerin elinde oyuncak, dergilere kapak, nefislere meze oldu…
Gönüllere eğlence, heveslere ram, akıllara ziyan oldu…
Dünyamızda sinsice, acımasızca dönen çarkın dişleri oldu…
Başkaldıran, huzur bozan anarşistlerin borazanı oldu…
Ellere maşa, gözlere boya, dillere sakız oldu…
Şimdilerde kadın; iffetli olmak bir yana namusunu satıyor,
örtünmek bir yana çarşaf yırtıyor,
bilgiyle, kültürle donanmak bir yana magazin okuyor, güzellik merkezlerinde abdest suyu görmemiş yüzlerini gerdiriyor, dedikodu yaptıkları para günlerinde, konken partilerinde açlığı, sefaleti, israfı dü şünmeden, vücutlarında depoladıkları yağları aldırıyor,
ekonomiden, siyasetten, ilimden, fenden, teknolojiden, basından bihaber rutin kıyafet alışverişlerini yapıyor,
aynı tas aynı hamam, kuzu kuzu geldi gidiyor…
Dü şünsenize, kadının problemlerini dahi erkek dile getiriyor, kadının yerine erkek dü şünüyor…
Evet, sorarım size hangi kadının gününü, ne için, nasıl, kiminle kutluyorsunuz?
