













"Demokratik kurtuluş birliği"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 22 Haziran 2010 tarihinde meydana gelen bombalı saldırıya ilişkin hazırlanan 22 sayfalık iddianamede, PKK/Kongra-Gel terör örgütü adına kırsal alanda faaliyet gösteren örgüt mensupları ile istihbarat sağlayarak, ''Demokratik Kurtuluş Birliği'' içinde kırsal alana eleman aktarımında bulundukları belirlenen şüphelilere yönelik İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden 18 Şubat 2010 tarihinde alınan teknik takip kararıyla çalışma başlatıldığı belirtildi.
İddianamede, şüphelilerden Seyithan Özer'in, yanındaki Mehmet Kazım Sevim ile 18 Haziran 2010 tarihinde 34 MGA 32 plakalı araçla saat 16.04'de Başakşehir'deki Güvercintepe Meydanı'nda görüldüğü, buradaki bir eve girdiği, daha sonra evden çıkıp aynı araca binerek Tuna Caddesi'ndeki bir demirci atölyesine gittikleri ve atölyeden çıkıp bir süre sonra tekrar geri döndükleri anlatıldı.
Şüphelilerin atölyeden çöp
kovası şeklinde siyah renkli sacdan profil yaptırdıklarının görüldüğü
ifade edilen iddianamede, bu profili bir çuvala koyarak atölyeden
çıkarıp arabanın bagajına yerleştirdikleri, atölyede bir ajandanın içine
bir şeyler yazdıktan sonra tekrar atölyeden çıkıp aynı araçla
Güvercintepe Mahallesi 17. Sokak'taki bir evin önüne geldikleri, şüpheli
Sevim'in çuvalı eve götürdüğü, daha sonra evden çıkıp araçla Halkalı
yönüne gittiği ifade edildi.
İddianamede, Sevim'in Küçükçekmece
Cumhuriyet Mahallesi Sultan Murat Caddesi'nde diğer şüpheli Seyithan
Özer'in kullandığı araçtan inerek bir tekstil firmasına gittiği ve
Özer'in de araçla yola devam ettiği vurgulandı.
Özer'in aracıyla
İnönü Mahallesi'ndeki sağlık ocağı önünde bir süre beklediği, burada
ailesini alarak Sefaköy Meydanı'na gittiği, daha sonra kokoreç büfesine
gittikleri kaydedilen iddianamede, Özer'in ailesini Tevfik Bey
Mahallesi'nde indirdiği, parka gidip bir süre dolaştığı ve daha sonra da
aracıyla başka bir markete gittiği, saat 20.20 itibariyle de teknik
takibe son verildiği anlatıldı.
Sansasyonel eylem hazırlığı
Aynı
iddianamede, şüphelilerin demircide yaptırdıkları saksı benzeri metal
kutunun altına 2 delik açtırdıkları belirtilerek, Sevim'in bomba kabı
metal kutuyu eylemde kullanılması için ismini açıklamadığı örgüt üyesi
ya da üyelerine verdiği öne sürüldü. İddianamede, İstanbul Terörle
Mücadele Şube Müdürlüğünün 20 Haziran 2010 tarihinde aldığı istihbaratı
değerlendirdiği belirtilerek, bu istihbarata göre Diyarbakır'ın kırsal
alanında faaliyet gösteren beyaz saçlı ''Topal'' kod adlı örgüt
mensubuna bağlı ve İstanbul'da örgütsel faaliyet gösterdiği iddia edilen
''Halil'' kod adlı Seyithan Özer ile ''Melle'' kod adlı Mehmet Kazım
Sevim'in başka kişilerle sansasyonel nitelikli eylem gerçekleştirme
arayışı içinde oldukları gerekçesiyle 21 Haziran 2010 tarihinde
gözaltına alındıkları vurgulandı.
Gözaltı işleminde bir gün sonra saldırı
İddianamede, şüphelilerin yakalanmasından bir gün sonra Küçükçekmece Atakent Mahallesi'ndeki jandarma lojmanından Maslak'taki İl Jandarma Komutanlığına askeri personel taşıyan 34 UF 1721 plakalı servis aracına, saat 07.10'da Halkalı Altınşehir'de uzaktan kumandayla bombalı saldırı düzenlenerek, vahim nitelikte terör eylemi gerçekleştirildiğine de yer verildi.
Bu saldırı sonucu astsubaylar
Çağlar Bölük, Uğur Ekiz, Bekir Çelik, Duran Bayram ve Mehmet Boşnak ile bir astsubayın kızı
Buse Sarıyağ'ın
hayatlarını kaybettiği, 15 kişinin de yaralandığı ifade edilen
iddianamede, saldırıda kullanıldığı öne sürülen metal kutunun fiziki
özelliğine göre, patlama meydana geldiğinde basıncın ve parça tesirli
materyallerin tek yöne gitmesinin sağlandığının belirlendiği aktarıldı.
İddianamede, bomba imha uzmanlarınca metal kutu üzerinde yapılan
incelemede, metal kutuda kullanılan demirle şüpheli demirci Ahmet
Hakverir'in atölyesinde bulunan demirlerin benzerlik gösterdiği de
kaydedildi. Öte yandan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca bombayı
servis aracının geçtiği güzergaha yerleştiren terör örgütü üyelerine
yönelik başlattığı soruşturmanın ise sürdüğü öğrenildi.
