













Halk oylamasının son virajı dönülürken taraflar son hamlelerini yapıyor.
Bu süreçte dikkat çeken en önemli nokta hayırcıların buldukları dayanakların yetersiz oluşudur. Halk oylamasını başka tarafa çekip, anayasa değişiklik paketiyle alakası olmayan konularla halkın kafasını karıştırmak istemektedirler.
Muhalefetin kara propaganda tarzı her zaman alıştığımız şekilde yine karşımızda. Dayanak bulamadıkları gerekçelerini aklamak için karşı tarafa asılsız isnatlarla saldırmak muhalif olmanın gereği olmuştur yurdumda.
Ana muhalefetin ilk günlerde dediği cümleyi hatırlayalım. "İki maddeyi çıkartın bizde onaylayalım." Diğer maddelere hayır demek sosyal demokratlık kimliğine ters düşecek çünkü.
Süreç devam ederken sosyal demokratlığa ne oldu peki ? Şimdi görüyoruz ki memura hak tanıyan maddeye, çocuk istismarını önleyen maddeye, işçinin sendikal hakkını arttıran maddeye ve diğerlerine bile bir kulp bulunmuş. Peki sorarım : Ben balık hafızalımıyım sayın ana muhalefet ? Hani sadece iki madde size tersti. O ters olan maddelerde ki korkunun kaynağının ne olduğu açıkça zaten ortada. Halk iradesinin üzerinde kurulmuş olan düzenin yerine halk hakimiyeti geçecek. Aman geçmesin sakın...
Hayır cephesi halk oylamasının mahiyetini yanlış idrak etmiştir. Öyle ki söylemlerinde paket içeriğinden çok başka konulara ağırlık vermişlerdir.
Anayasa paketinin ülkenin daha demokratik bir düzene geçişine yapacağı katkı bir an bile sorgulanmamıştır. Bu sebeple onların nazarında halk oylaması sadece "HALK OYALAMASI" olmuştur.
Halkı oyalayarak, gündem saptırarak halkın farklı duyguları kaşınmış ve bundan nemalanmak istenilmiştir.
Sayın Başbakanın son söylediği sözlere canı gönülden katılıyorum. "Ben halkımın ferasetine güveniyorum" diyerek son sözün mührün gerçek sahiplerinde olduğunu bir kez daha vurgulamıştır.
Gerçekten bu halk doğrunun ne olduğunu ferasetiyle herkese gösterecektir. Prangalarından kurtulmak isteyen halkın kararlılığını oylama sonucunda hep birlikte göreceğiz.
katılmıyorum...