













Kocaman bir ormandı,uzun gövdeli ağaçlar sağlı sollu sıralanmış,yaprakları gökyüzünü kapatıyordu.Ellerinde olmayan bir birliktelik vardı.Güçsüz dalları birbirine destek olur,hışırtılarla tehlikeleri savuştururlardı.Yıllar güçlendirdi gövdeleri,büyüttü dallarını.Kocaman bir orman olmuştu artık.
Sağlı sollu dizilmişti ağaçlar.Birden ne olduysa devrilmeye başladılar.Sağdakiler sola,soldakiler sağa.O kadar pervasızca devriliyorlardı ki etrafındakiler de zarar görüyordu.Oysa yıllardır beraber büyümüşler birlikte kapatmışlardı gökyüzünü.Bir fırtına aldı gitti.Hiçbiri düşünmüyordu sonunu kökleriyle birlikte tüm gövdesini yıkıyordu karşı tarafa.Mutluydular belki de ancak ne kadar mutlu ederdi ki yaşamdan kopmak,ne kadar zevkli olurdu ki sırf karşı tarafa zarar vermek uğruna yeşeren dallarını kırmak,köklerini topraktan ayırmak.Düşünmüyorlardı işte düşünmüyorlardı…Sadece yıkılıyorlardı birbirlerinin üstüne.Bir sağdan bir soldan devriliyorlardı.
Gökyüzünü kaplayan yeşillik artık yoktu. Yerde
kırılmış
dallar,köklerinden ayrılmış gövdeler,gövdeleri kemirmeye başlayan
kurtlar
vardı.Domino taşları gibi birbiri ardına düştüler.Anlamadı hiçbiri
sormadı
kime,niye,neden bu yıkılış,kim var bizi yıkan. Sormadı hiçbiri. Ortalık
toz
dumandı. Gökyüzünün maviliği halen yerindeydi ancak onu tamamlayan
yeşil
sararmış bir halde yerdeydi. Günler geçti,aylar geçti,yıllar geçti.Yeni
fidanlar ekildi toprağın bağrına ve onlar filizlenmeye
başladı.Filizlenen
yeni fidanları acı bir son bekliyordu.Birileri geldi onları kökünden
söktü ve
gitti.Çaresiz ve yalnızdılar.Yeni kök salan gövdeleri bunu hak
etmiyordu
oysa.Ancak düzen belliydi önceden yapılan yanlışların cezasını onlar
çekiyordu.Fakat onlar hala bilmiyordu öncekilerin neden birbirleri
üstüne
devrildiğini,bilmiyordu kimin yeşeren fidanları ezdiğini.Çaresizce
duruyorlar
kaybolan yeşil ormanın,birbirine destek olan o dalların yok oluşunu
izliyorlardı.İsyan ediyorlardı içlerinden ama çok geçti.Ormanı istediği
gibi
yöneten, var olan düzeni elinde tutmaya çalışan o sözde büyük güce
isyan ediyorlardı.Düzeni
sağlayan oysa ki ilahi adaletti pervasızca müdahale hakkını kendinde
gören bu
da neyin nesiydi ! Biliyordu ,herkes biliyordu aslında ama kimse
konuşmuyor
sessizce bekliyordu.Hepsi kaderleri buymuş gibi boyun eğiyor sanki
düzen böyle
olmalıymış gibi onların eline bakıyordu.Her geçen gün yeni bir ormana
daha
zarar veriyorlardı.Düzenin sahibi görünen meşruiyetinin var olduğunu
kendine
inandırıyordu.Kendileri mutlu iken etraflarına her an acı
veriyordular.Her şey
değişiyordu ancak hiçbir şey eskisi gibi olmuyordu. [Bu ülkede önceden
yapılan hataların bedelini yeni fidanlar ödemeye devam ediyor.Ancak
öncekilerden biri çıkıpta özür bile dilemiyor.Yeşeren yeni nesillerin
böyle hoyratça ve pervasızca yok edilebildiği bir düzen,haksız
hakimiyet altında ezilen nesiller yetiştirildiği için teşekkürlerimi
sunuyorum]
Yeşeren yeni ormanların yok edilmediği bir dünya görmek dileğiyle…
